Toplu Taşımada Panik ve Sıkışma Hissi Nasıl Geçer?
Toplu taşımada bazen hava ağırlaşır, alan daralır, sesler çoğalır, vücut ve beyin bir anda sıkıştığını hisseder. Beyin kalabalığı değil, kaçış ihtimalinin azaldığını fark eder. Otobüs hareket halindeyken inememek, kapıların kapanması, ineceğin yerde inememe hissi… Zihin “buradan çıkmam lazım” cümlesine kilitlenir. Herkes bakıyormuş gibi gelir, hava yetmiyor hissi doğar Panik yükselir ama zihin bunu bilmez; sadece bedendeki sinyalleri ciddiye alır.
Bu noktads yapılması gereken şey panik yapmak, panikle savaşmak değil, bedene bulunduğu yeri hatırlatmaktır. Ayakkarın yere bastığını hissetmek, parmakları oynatmak, bakışları sabit bir noktaya yerleştirmek, nefesi yönetmek özellikle önemlidir. Nefesi alırken değil, verirken yavaşlamak bedene tehlike yok mesajı gönderir. Etraftaki küçük detaylara odaklanmakta zihni oluşabilecek felaket senaryosundan çekip çıkarır. Dikkati etrafa çekmek gerekir. Kapılara, duraklara ya da “ne zaman ineceğim” diye düşünmek panik döngüsünü artırır. Bunun yerine çevredeki detayları saymak -bir tutamaç, bir yazı, bir yüzey, akıp giden yol- zihni felaket senaryosundan çıkabilir.
Özetlersek toplu taşımadaki panik, aslında kalabalığın değil, kontrol edememe korkusunun sesidir. şunu da bilmek gerekir: Panik bayıltmaz, öldürmez ya da kontrolden çıkarmaz. Yükselir, zirve yapar ve azalır. Kaçmadan kaldığımızda beyin bunu öğrenir
