Mustafa Itrî Çelebi Kimdir? Hayatı ve Kişiliği

Radyolarımızda yapılan Klasik Türk Müziği yayınlarını hepiniz dinlemişsinizdir. 

Kendisine göre ilginç yönleri bulunan bu müziğin bazı parçaları tek oyuncu tarafından söylendiği gibi bazen de kalabalık ses ve saz toplulukları ile icra edilir. Geçmiş çağlardaki Türk toplumunun müzik zevkine göre düzenlenen ve bu eserlerin çoğu <tek sesli> olmakla birlikte sanat değeri ile klasik müziğimizin üstün bir örneği durumundadır. Bugün bile geniş halk kitleleri arasında ilgiyle karşılanan bu eserlerin yaratıcılarından her biri ayrı bir değer taşıyan Türk  bestecilerdir. Eserleri koroyla söylenme niteliğinde olan “segâh” makamında bestelediği ve özellikle bayram namazında okuması gelenek haline gelen “tekbir”yle de dinin müziğimizi etkileyen Mustafa Itrî Çelebi, bu bestecilerimizin en ünlüleri arasında yer alır. 

Besteciliği kadar şairliği, şairliği kadar çiçek ve meyve yetiştirmekdeki üstün zevkleri ile Mustafa Itrî Çelebi’nin hayatı ilginç bir roman konusu olacak kadar renkli ve zengindir. 

Mustafa Itrî Çelebi’nin Hayatı ve Kişiliği 

Klasik Türk müziğinin ünlü sanatçısı 17. yüzyılın sonları ile 18. yüzyılın başlarında yaşamıştır. İstanbul’un yaylak Sokağı’nda ki evde (Şehremini’nde bir sokak) dünyaya gelen sanatçının kesin doğum tarihi bilinmemektedir. Yalnız bu IV. Mehmet, II. Süleyman, II. Ahmet, II.Mustafa, III. Ahmet gibi beş padişahın saltanat yıllarında yaşadığı göz önünde bulundurularak yapılan incelemelerde onun 1630-1640 yılları arasında doğduğu sonucuna varılmaktadır. 

Babası <<buhuculuk>>  yani dini törenlerde havaya güzel kokulu tütsüler yaymak işiyle uğraşan kimse idi. Bundan sebeptir ki Mustafa Çelebi <<buhurîzade>> sanıyla  anılır. Aynı anlama gelen Itrî kelimesi ise onun sonraları şiir ve bestelerinde  kullandığım mahlasdır. 

Mustafa Itrî varlıklı bir ailenin çocuğu olduğu için yaşadığı çağın en iyi eğitim ve öğrenimini görmüştür. Nasrullah Vakîf Halhanî günü ünlü kişilerden müzik, Silahî Ahmet Efendi’den  hat, dersleri aldı. Böylece şiir, müzik ve hattatlık gibi güzel sanat çeşitleri üzerinde çalışan genç sanatçının ünlü, kısa bir süre içinde padişah sarayına kadar ulaştı. IV.  Mehmet tarafından sık sık saraya çağrılan Buhurizade Mustafa Itrî Çelebi, padişahın da katıldığı müzik toplantılarında kendi bestelerinden çeşitli fasılları üstün  bir başarıyla yönettirdi. Bu besteler, tarz ve edalarındaki  incelik kadar ruh ve anlamlarındaki derinlikle de dikkat çeker. Osmanlı İmparatorluğu’nun zengin tarihi ve Türk toplumunun göz kamaştırıcı yaşantısı, Buhurîzade’nin müzik dehasından doğan eşsiz bestelerle dile getirmiş ve zamanla geniş halk kitleleri arasında yayılmıştır. 

Müzik tekniği ile siz bir üstünlükle olan sanatçının hiç de güzel olmayan bir sesi vardı ama bu durum onun birbirinden güzel besler yaratmasına engellemedi.Gerçekten de bir süre sonra padişahın nedimleri arasında katılmayı hak kazandı

.

Besteci, uzun hayatı boyunca sayısız kimseye müzik dersleri vermiş ne var ki bütün gerçek sanatçılar gibi oda sanata  tapınma derecesinde bir saygı gösterir ve buna uymayanları affetmezdi. Bu yüzden de onun dersleri izlemek kolay olmazdı. Yalnız yürekten sanata bağlı olanlar onun sert tutumlarını hoşnutlukla karşılayabilir, geri kalanları giderdi.

 Itrî’nin titiz bir sanat anlayışı ile meydana getirdiği eserler günümüze kadar değerini kaybetmediği gibi Klasik Türk Müziği alanında kendisinden sonraki çağlarda yetişen tanımış besteciler üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Onun ilk gençlik çağlarında ününü sağlayan <<Hüseynî>>makamında ki bestesi bugün bile bütün içtenliğiyle yaşamakta radyolarımızda saz topluluklarında zevkle çalınmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir