Bir Antitez: Tolstoy’un Bisikleti

İnsan, öğrenmek istediğinde bir şeyi onu öğrenebilir ya da yapmak istediğinde bazı şeyleri onları yapabilir, başarmak istediği hedeflerini gerçekleştirebilir.

İnanç varsa eğer amaçlanan yoldaki engeller de kalkar insan o yolda ilerlediği müddetçe.

Genç yaşta yapılmamış olanlara yaşlıyken pişmanlık duymak da yersizdir. Hatta öyle yersiz bir duygudur ki insan denen karmaşık ve eşref bir varlığın kapasitesine hakarettir.

Bu duygu gereksizdir ve sebepsizdir. Mesela Tolstoy bisiklet sürmeyi öğrendiğinde 67 yaşında bastonla gezen, sakalları dizlerine kadar inmiş, göz avurtları iyice çökmüş tipik bir ihtiyar insandı. Ama içinde öğrenmenin be gelişmenin yaşı olmadığına kanaat getirdiği bir aklı ve ona inanan bir kalbi vardı.

Yapılamaz olarak lanse edilen onca kuruntu, kabul edilmiş ya da kabul ettirilmiş tabu ya da tabular yıkıldığında insanoğlu şu gerçeği görecektir: İnsan isterse, azim eder, çalışırsa herşeyi yapma gücüne muktedirdir.

Yirmi birinci yüzyılda ve internetin her evde mutlak bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz. Saniyeler içinde milyarlarca bilgi on binlerce arama motoru vasıtasıyla ellerimizin altında, bir ya da iki tık kadar uzaklıkta.
İnsan aslında kendi kendini engelleyen bir varlıktır. Aynı zamanda insan kendisinin de tetikleyicisidir.
‘Bu iş benim yapacağım iş değil, kocadım artık’ der engeller kendini. Ben yapamasam da en azından denerim der tetikler de.
İnsan için başarmanın ve öğrenmenin hudutları henüz çizilememiştir. Bunu hiçbir yaratılmış çizemez ama insan kendi çizgilerini kendi çizer ve o çizgilerden öte bir yere çıkamaz, hapsolur.
Önce çizgi çizmeyip, alanı genişletmeyi öğreneceğiz sonrasında ise yapabilmeyi, başarabilmeyi ve ‘yaptım’ demeyi öğrenmeli.
Sınır yok, kısıtlamalar yok, ayıplama yok, alabildiğine öğrenim, gelişim ve yine gelişim. Unutmayın Tolstoy bisiklet sürmeyi öğrendiğinde 67 yaşındaydı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir