Kurumlar ve Kişiler Bazında Rekabetin Önemi

Öncelikle bir hikaye ile yazıya başlamak istiyorum:

“Bir gün iki arkadaş bir ormana giderler ve ormanda güzel bir kamp kurarlar. Tam getirdikleri yiyecekleri yemeye koyulurken bir aslanın uzaktaki çalılıkların arasından kendilerine doğru usul yaklaşmakta olduğunu görürler. Bunun üzerine iki arkadaştan biri çantasından spor ayakkabılarını aceleyle giymeye başlar. İki arkadaş birbirlerine kısa bir süre baktıktan sonra biri diğerine;

-Ne yapıyorsun Allah aşkına, aslandan hızlı koşamazsın ki ? der. Diğeriyse çantasını bile almadan;

-Aslandan hızlı olmaya gerek yok, senden hızlı olayım bana yeter. Diyerek olanca hızıyla koşmaya başlar.”

Bir futbol maçı veya basketbol maçını izlediğinizi varsayalım. Tuttuğunuz takım gayet rahat bir şekilde rakibini yeniyor, sonra diğer mallarını izliyorsunuz sonuç yine farka gidiyor, rakip tuttuğunuz takıma yaklaşamıyor bile. Tüm sezon boyunca hatta uzun yıllar boyunca takımınızın bu başarıda devam ettiğini düşünün. Gerçekten tuttuğunuz takımın başarıları sizde heyecan meydana getirir mi ya da sizi sevinçten ağlatacak kadar mutlu edebilir mi ? Elbetteki hayır, hayattaki çoğu şeyden zevk almamızı sağlayan duygu yukarıdaki örnekte net bir şekilde görüldüğü gibi rekabet duygusudur. Rekabet duygusunun eksikliği insanlarda heyecan ve gündelik yaşamda bir farklılık meydana getirmez. Takımınız birgün yenilmeli ki hırs yapsın ve sonraki maçını kazanmış olsun. Bir takımın öncelikle ezeli rakipleri olacak,şampiyonluk yarışına girecekler, mücadele edecekler, var gücüyle savaşacaklar ki taraftarlarını heyecanlandırıp daha mutlu kılsın.

Rekabet hayatta büyük başarıları ve hedefleri gerçekleştiren önemli bir duygudur. Rekabet aynı zamanda hırs ve azimle birleşince insan için başarıya giden yolda en kuvvetli silahlardan biri olabilir. Kurumlar, şirketler ve bireyler için rekabetin tarzı ve formatı değişiklik gösterebilir.

Ekonomide Blue Ocean ve Red Ocean olmak üzere iki pazar vardır. Blue Ocean’da rekabet yoktur veya çok zayıf bir rekabet ortamı vardır. Kurum ya da şirket rakipsizdir. Red Ocean’da ise kurumun ya da şirketin çok güçlü rakipleri bulunur. Red Ocean’da bulunan şirketler için uyanık olmak, rekabet halinde olmak çok önemlidir. Rekabet gücü zayıf olan bir kurum, rakiplerini iyi analiz edip, atılacak bir adımı onlardan önce atmayan bir şirket burada boğulmaya mahkumdur. Şirketler kendilerini eğer bu noktada görüyorsa zaten bu tip analiz ve yöntemleri mecburi olarak kullanmalıdırlar.

Kişiler için ise rekabet daha çok toplumda kendisini kanıtlamak anlamına gelmektedir. Bu konuda insan bilgi ve birikimlerini sonuna kadar kullanır. Burada rekabetin asla eşitlik ilkesi olmadığı anlaşılabilir. Çünkü aldığınız eğitim, hayat standartlarınız, çevreniz size rekabette bir adım ileride bazen de bir adım geride olmanızı sağlayan unsurlardır. Çoğumuzun rekabet koşulları ise birbirimizden oldukça farklı. Kişisel rekabette doğal olarak sonuç insanı doğrudan etkileyebilir. Kazanan için rehavet de olabilir zafer de. Kaybeden için bir son da olabilir yeni bir başlangıç da.

Rekabet olgusu aynı zamanda kapitalist düşüncenin çıkış sebebiyken Komünizmin hiçbir zaman küresel bir anlayış olmayıp sadece ütopya olarak kalacağının bir kanıtıdır. Rekabet insanın ta kendisidir. İnsan olmanın bir gereğidir.

Rekabet üstelik teknoloji gibi bir alanın da gelişmesine imkan sağladı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kutuplaşan ABD ve SSCB, dünyada her alanda, özellikle bilim ve teknik alanında, birbirleriyle rekabete giriştiler ve teknolojinin ve bilimin hızı inanılmaz derecede arttı. Eğer bu iki devletin birden dünya tarihine olumlu katkısı varsa o da budur.

Kısacası rekabet her yerde, her şeyde, her vicdanda, her şirkette, her kuruluşta var olmuş, var olan ve var olacak bir olgudur. Olgudan da öte bir yaşam biçimi, ilerletirsek bir ekonomi terimi, bazılarımız için yaşam sebebidir. Sadece dünyada siz başarılı ve zeki olsanız mutlu olabilir miydiniz ? Bariz üstünlüğün verdiği haz ile rekabet sonucu kazanılan üstünlüğün verdiği haz arasında okyanuslar kadar fark vardır.

Konuyla ilgili diğer yazılarımız;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir