Osmanlı Devleti’nin Doğuda ve Batıda En Geniş Sınırlara Ulaştığı Anlaşmalar

Osmanlı Devleti, Çimpe Kalesinin alınmasıyla Rumeli’ye daha doğrusu Avrupa’ya ilk adımını atmıştır. Orhan Bey zamanında alınan bu kale ile Avrupa’ya ilk adımını atan Osmanlı Devleti, uzun yıllar boyunca Avrupa’ya hakim olmuş ve özellikle Doğu Avrupa’yı kontrol altına almayı başarmıştır. Osmanlı Devleti ayrıca, doğuda da önemli başarılara imza atmış ve sınırlarını doğuya doğru ilerletmeyi de başarmıştır. Bu iki yönlü ilerleyiş, Osmanlı’nın Duraklama Döneminde ortaya çıkan “doğal sınırlara ulaşmak” kavramının doğmasına neden olmuştur. Peki Osmanlı Devleti’nin doğuda ve batıda ulaştığı en geniş sınırlar nedir? Bu sınırlar hangi anlaşmalarla belirlenmiştir?

Doğuda En Geniş Sınır: Ferhat Paşa Antlaşması

1583 yılında başlayan Osmanlı-İran Savaşları sonucunda 1590 yılında III. Murat döneminde imzalanan bu anlaşmaya göre Tebriz, Karabağ, Gürcistan ve Dağıstan Osmanlı Devleti’ne bırakılmıştır.

Batı’da En Geniş Sınır: Bucaş Antlaşması

18 Ekim 1672 tarihinde Osmanlı Devleti ile Lehistan-Litvanya birliği arasında imzalanan bu anlaşma, Osmanlı Devleti’nin batıda imzalamış olduğu son kazançlı antlaşma olmuştur. Osmanlı Devleti aynı zamanda bu anlaşma ile batıda en geniş sınırlarına ulaşmıştır. (1590)

Osmanlı Devleti’nin Duraklama Dönemi’nde başlayan ve etksini uzun yıllar sürdüren doğal sınırlara ulaşma kavramı, burada daha net olarak karşımıza çıkmaktadır. Devlet, doğla sınırlarına ulaştığı için alabilecek herhangi bir toprak parçası kalmamış, İran ve Avusturya’nın dışında da önemli bir rakip kalmamıştır.

Osmanlı Devleti, Batıda Bucaş Antlaşmasını imzaladıktan 27 sene sonra 1699 yılında Karlofça Antlaşması’nı yani ilkkez büyük çapta bir toprak kaybı yaşadığı antlaşmayı imzalamıştır.

Yine aynı şekilde Osmanlı Devleti, doğuda İran’la Kasr-ı Şirin Antlaşmasını imzalamış ve bu antlaşma ile günümüzdeki İran sınırı hemen hemen belirlenmiştir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir