Şehrin Ara Sokak Ruhları

Şehrin ruhu ara sokaklardadır diyerek çıktık bugün de sokakları arşınlarken, yokuşun başında bir güzel kırmızı ev gözümüze ilişti, önünde oturan yaşlı bir teyze. Gayri ihtiyari telefona uzattım elimi ve onu çekmek istedim. Ama tam o sırada teyze kalkı ve yol aldı. Ben yine giderken bir fotoğraf çekme telaşıyla bastım. Tabi içimden ayıp ettin zeyneb,telefonu eline alacağına kadıncağıza yardım etmeye gücünü harcasaydın diye hayıflandım. Neyse ki teyze biraz gittikten sonra yanında taşıdığı kartonu bir kaldırım kenarına koyup yeniden mola verdi. Fırsat bu fırsattır diyerek yanına gittik. Selamun aleyküm teyze!
Yokuş tırmanırken bize dönerek,
-ne yapıyordunuz siz burada diye sordu.
-gezmeye çıktık öyle!
Cevabı çok şıktı.
Allah kuluna yardım etmek istesin bi, ister gezmeye gelen, ister işi olan kim olursa çıkartır karşısına, uzatır elini. İşiniz rast gitsin.
Kapı kenarları naylonla kaplanmış, eski, önü karlı bir eve poşetleri bıraktık.
Eyvallah..
O güneşin kış sıcağı ile yüzüne vurması yok mu? Dünya nimetinin özü burada toplanmış olmalı kesin dedim.
Ahmet Erhan’nın ‘Yarasanın 21 Şiirini’ aklımızda tutarak kendi kıyılarımızda dolaştık.
Bacasından hala tüm inatla tütün çıkan evler,
kulanılmamaktan ciğeri solmuş evlere meydan okuyordu.
Oldukça şişman iki kedi bir farenin peşine düşmüş olacak ki, tüm kuvvetiyle o tenha bahçede bir şeyi tutarcasına koştu.
Duvarlarda bıçkın delikanlıların yazdığı aşk itirafları, aynı saflığını koruyordu.
Onları kendi içlerindeki savaşla yalnız bırakarak ilerledik.
Biraz daha turladık ve aşağı doğru giderken ara sokakta bir şey ilişti gözüme. Zaten ben nerede sarı montlu bir çocuk görsem aynı umuda kapılıyorum, içimdeki o mutluluğun tarifi mümkün olmasa gerek…
Elinde ekmek, kim bilir hangi cebelleşmeden sonra evinin en küçüğü olduğu için bu kutsal görevi, bu ulvi vazifeyi yapmak için çıktı. Zaten suratı da biraz asıktı. Annesi ekmekten artan parayı, sakız parası etmemesi için tembihlemiş olsa gerek.
Mutlu olmayı, ya da hayatı munis güzelliklerde bulmayı öğrenmem lazım diye düşündüm.
Hem pörsümüş dünyaya, durulanmış kelimeler getirmez mi, sarı montlu çocuklar?

Şehrin Ara Sokak Ruhları” için bir yorum

  • Ocak 3, 2019 tarihinde, saat 3:44 pm
    Permalink

    Hayatta değişmeyecek bir şey varsa o da bir gün herkesin yaşlanacağı dır. İhtiyarlık denen şey, beyaz saçlardan ve yüz buruşukluğun dan ziyade, artık geç kalındığı, oyunun oynanmış olduğu ve bundan sonra, sahnenin başka bir nesle ait olduğu duygusunu hissetmektir. ve onlara yaptığımız iyilik ve hoşgörülü işler elbet ilerde karşımıza çıkacaktır…
    Kaleminize Yüreğinize sağlık…

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir