Bahçe-i Virân

Kabuğuna çekilen bir insanı gün yüzüne çıkarmak zordur. Halbuki ben bunu başarmıştım. Artık ben yapamam eskisi gibi olamam dediğim bir vakitti yine, beni toparlamak yine bana düşmüştü.
Sol elimle sağ elimi sıkıca kavrayıp düştüğüm yerden kalktım. Üstüm başım toz toprak. Kurtuldum hepsinden, herşeyden. Birdaha asla yürüyemem sandığım yollarda tekrar yürüyebilme cesaretimi buldum evimde, ta ev içimde.
Bakmaktan korktuğum memleket manzaralarına yeniden perdelerimi araladım. İçimde hatıralar, bavulumda birkaç parça geçmiş ile yapabilirim dedim. Yaparım sandım. Sanmışım yani, sanmakmış bu sadece. Yada yanılgı.
Evet koca bir yanılgıymış.
Bazı yolların dikeni yolun güllerine galip gelirmiş. Ayağıma batan dikenlerden kurtulmaya çalışırken güllere bakamadım ben.
Halbuki her renk gül açmıştı bahçemde. Âh Bakmaya kıyamadıklarım. Âh bu çileli bahçenin biricik gülleri. Bahçivanınız küskün kalmış nicedir sizi nasıl yeşertsin ?
Bahçemin en yorgunu, kırmızı gülüm, canım çiçeğim. Bende çiçektim. Kıymetliydim. Kâinatın en kıymetli varlığı, en şerefli canlısı insandım. Senin gibi kopardılar benide. Sonra yaşamaya devam et dediler, senin gibi boynu bükük bırakıldım. Önce rengim değisti, soldum. Sonra yapraklarım döküldü. Yel aldı götürdü benden herşeyimi. Beni, yapraklarımı, bahçemi, bahçivanımı bir yel aldı götürdü.
Benim bahçivanım benim sana baktığım gibi bakmadı bana, O bahçesinin çiçeğini yeşertmeye çalışmadı. Soluyorum dedim, öleceğim bu güz öleceğim dedim beni duymadı. Kalbi beni duymadı , görmedi gözleri beni. Ama söz bak ben seni soldurmayacağım, ne yel alsın seni benden ne sel.
Ve sen sevgili bahçivanım,
Çiçektim kırdın, bahçen bahar görmesin.

suhedaseyhan

Müderrise 📖 Çiçektim kırdın, bahçen bahar görmesin 🍃