Bir Nefes Al ve Bir Adım Öne Çık!

Şimdi bir nefes alalım sıcak yuvamızdaysak. Bir nefes alalım sokakta özgürce dolaşabiliyorsak. Bir nefes alalım düşünce özgürlüğümüze müdahale edilmiyorsa. Bir nefes alalım eğitim alabiliyorsak. Bir nefes alalım yaşama hakkımız elimizden alınmıyorsa. Bir nefes alalım karnımız tok yatağa girebiliyorsak. Şimdi derin bir nefes alalım şükürle. Çünkü dünyanın dört bir yanında bizim belki farkında olmadığımız, şükran duymayı unuttuğumuz bu nimetlere sahip olamayan birçok insan var. Ortadoğu’nun savaşın ortasına doğmuş ihtiyar bebekleri var mesela. Hayatı boyunca hiç çeşitli elbiselere, takılara sahip olmamış kadınlar… Afrikanın uzun zamandır karnı doymamış insanları… Küçüklüğünden beri okul yüzü görememiş tek kaygısı canını kurtarmak olan gençler… İmkansızlıklar içinde yaşama imkanını elinde tutmak için sefalet içinde çabalayan onca insan var. Tüm bunları göz önünde bulunduralım ve derin bir nefes daha alalım şimdi. Nefes egzersizi yapmıyoruz elbette. Fakat farkında olmamız gerek. Ve en çok da esaret altında olmadığımız için en derininden bir nefes, bin şükürle…
Ülkece geçtiğimiz bu zorlu günlerin neticesinde dikkatimi çeken bir şey oldu. Bazen günlük hayat telaşesi arasında fark edemiyoruz. Fakat bu günlerin kalbimizde bıraktığı sızı belki de buna vesile oldu. Dikkatimi çeken şu ki; son zamanlarda birçok okulun, köprünün, caddenin, kavşağın, sokağın adları bir bir değişiyor. Ve bu sadaka-i cariyelerin adları şanlı şehitlerimizin adlarını alarak, hizmete devam ediyor. Daha önce haberlerde duyduğumuz veya duymadığımız birçok şehidimizin adını görüyoruz tabelalarda. Hayatımızın içindeki en şerefli gerçeğimiz bu. Görüyoruz ki, ne kadar çok şehidimiz var… Ne kadar çok canımız yandı… Ne kadar ana-baba oğlunu kaybetti… Ne kadar kadın can eşini toprağa verdi… Ve bir nesilde ne kadar masum yavru babasız kaldı…
Yüreklerimiz bu acıyla yanarken birden bize cesaret ve ümit verecek bir ışık yanıyor. Çok evlat kaybettik hakikaten. Fakat bu evlatlar öyle sıradan evlatlar değil. Toprağın altında olduğu gibi üstünde de çok var bu evlatlardan. Bu evlatları bilirsiniz, vatan için gözlerini kırpmadan canlarını feda ederler. Bilirsiniz, onlar her koşulda sadıktırlar. Bilirsiniz, onlar “Hamza” yüreklidirler. Ve misaklarına ölümüne bağlıdırlar. Namluları ürkütürler engin cesaretleriyle. Bilirsiniz onlar; Ömer Halisdemirler, Fethi Sekinler, Halil Kantarcılar, Yasin Naciler, Emre Fıstıkekenler, Sütçü İmamlar, Hasan Tahsinler… Ve daha sayamadığım niceleri… İşte bu vatan, bağrında böyle hayırlı ve vefalı evlatlar yetiştirmiş bir vatan. Emanete sahip çıkmak için, bütün dünya nimetlerini elinin tersiyle iten ve bu şerefli ellerini taşın altına hiç düşünmeden koyan ne kadar şehidimiz, gazimiz varsa hepsi de bizim onur kaynağımız şüphesiz. Ve birçok Müslüman nezdinde de ümmetin son kalesi, güvenilecek tek limandır bu vatan.


Esaretten uzak olarak yaşadığımız güzel ülkemizde kurumlarımızın, caddelerimizin, sokaklarımızın bu şerefçe en üstün rütbelere sahip kahramanların adlarını alması bize çok şey anlatmış oluyor.Bu güzel ayrıntı bile bizim ne kadar büyük bir sorumluluğumuz olduğunu gözler önüne sermekte. Hani “120” filmindeki bir sahnede; o gencecik çocuklar hiç düşünmeden bir adım öne çıktılar vatanları için, soğuğa ve ölüme rağmen. İşte şimdi o bir adım öne çıkma vakti bizde. Bu büyük sorumluluk bize yılgınlık ve gevşeklik yerine, üstün bir çalışkanlık ve cesaret vermeli. Evet şimdi hepimiz bunun farkındalığıyla derin bir nefes alalım. Ve vatanımız için, dinimiz için, bütün ümmet için en iyisini yapmak adına çok çalışalım.Çünkü bundan daha kutlu bir davaya sahip değiliz şu dünyada.

(120’den bir görüntü)

Yüce Allah, bütün şehit ve gazilerimizden razı olsun. Katında rızıkların en şereflisiyle rızıklandırsın. Bizleri de bu vatan için, din-i mübin için mücadeleye memur eylesin inşaAllah.

illegalHafiz

bir takım tanıklıklar