Çalkantılı Süreç: Haçova Sonrası

Haçova Meydan Muharebesi Osmanlı Devleti’nin kazandığı son meydan muharebesi, padişahın uzun yıllar sonra ordunun başında sefere çıktığı ilk meydan savaşıdır. Zira bundan sonra padişahın ordunun başında sefere çıktığı Ender olarak görülecek, sürekli olarak padişah sadrazamını ‘serdar-ı ekrem’ sıfatıyla ordunun başında sefere yollayacak, kendisi ise sarayında oturacaktı.

 
Haçova Meydan Savaşı tıpkı Mohaç gibi bazı kapıları ardına kadar açan bir savaştı. Mohaç Macar diyarının kapıları demekti. Osmanlı bunu mükemmel bir şekilde değerlendirmesini bildi ama Haçova Avusturya kapıları anlamlarına gelmekteyken Osmanlı altın tepside gelen bu fırsatı elinin tersiyle geri çevirdi, değerlendirmesini bilmedi.

 
Kış aylarının yaklaştığını ve ordunun yeterince zayiat verdiğini bahane eden III. Mehmet ordusuyla beraber gerisin geri İstanbul’a döner. Halbuki ordu tüm kış boyunca Belgrad’ta konaklayıp bahar aylarında Avusturya’ya büyük bir sefer düzenleseydi muhtemelen III. Mehmet Kanuni’nin başaramadığını ikinci kez başaracaktı. (İlki Eğri kalesinin fethi)

 
Savaşın sonucunda yapılan bu stratejik hatanın yanı sıra aynı zamanda savaş sırasında iki taraf arasındaki büyük güç ve teknoloji farkıydı. Osmanlı sayısal olarak üstün olan taraftı fakat savaşı da kıl payı kazanmıştı.

 

 

Avusturya ordusunun sahip olduğu yüksek tahribat gücüne sahip ateşli silahları karşısında dökülen Osmanlı ordusu 17. yüzyıl boyunca Avusturya’ya karşı hep en fazla zayiat veren taraf durumunda olacaktı.

 
Osmanlı’nın asıl vurucu gücünü oluşturan Sipahiler Haçova’da Avusturyalıların ‘kare taktiği’ ne karşı hiç bir başarı elde edememişti. Sipahileri ıslah etmek kapsamlı ve köklü bir değişiklik olurdu. Sipahiler, tımar sisteminin bir parçasıydı ve sipahilerin ıslahı aslında aynı zamanda tımar sisteminin de ıslahını doğuracaktı. Bu ise ekonomisinin nerdeyse tamamı tımara dayanan bir devlet için hiç de kolay olmayacaktı.

 

 
Savaşın bu kadar kıl payı kazanılması Osmanlı cephesinde neredeyse hiçbir değişiklik ve reforma sebep olmamış, III. Mehmet yalnızca vezir-i azamını ve de Rumeli Beylerbeyi’ni değiştirmekle yetinmiştir.

 

 

Savaştan sonra bölgedeki Osmanlı diplomatları ve askeri yetkililer bu bölgelerdeki hakimiyet politikalarında yanlış blr yol izlemesi bölgedeki halkın isyanına ve daha sonrasında Avusturya-Osmanlı Savaşlarının 1606’ya kadar uzamasına neden olmuştur.

 

 

Avrupalıların ateşli silahlarda yakalamış olduğu başarıların fark edilmemesi ve Osmanlı ordusundaki saldırı gücünün düşüşü Haçova Savaşı’nın kazanılmasıyla perdelenmiş, eksikler görmezden gelinmiştir. Tüm bunlar Osmanlı’nın askeri açıdan Avrupa’ya elde ettiği üstünlüğünü tekrar kazanamamak suretiyle kaybetmesine sebep olmuştur.

 

 
Savaş kısa vadede Osmanlı’yı içinde bulunduğu mali krizi atlatmasına sebep olmuşsa da Osmanlı tekrar ekonomik sıkıntılarla boğuşmak durumunda kalmıştır. Saray ve halkın zıt yaşamları, işsizlik ve başıboşluğun sonunda Haçova Savaşından kaçan askerler önderliğindeki yerel halk isyan etmiş ve Osmanlı Devleti içerisindeki en büyük isyanlardan biri olan Celali İsyanları patlak vermiştir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir