Süveyş Krizi Anatomisi

Yugoslavya devlet başkanı Josip Tito, Hindistan başbakanı Jawaharlal Nehru ve Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır Endonezya’nın Bandung şehrinde bir araya geldiler ve dönemlerindeki iki blok olan Doğu ve Batı bloğuna karşı tarafsız ve mesafeli bir tutumun, Bağlantısızlar Hareketi’nin öncüleri oldular.
Cemal Abdülnasır dış politikada bu örnekte olduğu gibi pozitif bir yol izliyordu. Aswan Barajı yapımı için İngiltere ve ABD’ye başvurmuş, Mısır’ın komünist Çekoslovakya ile silah ticaretine girişmesi sonucu ABD ve İngiltere, Mısır’a söz konusu desteğini çekmiş, bunun üzerine Nasır Süveyş Kanalı’nı millileştirdiğini açıklamıştı.

 

Mısır’ın ikinci cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır, Mısır halkını selamlarken.

Süveyş Kanalı 1888’de imzalanan İstanbul Sözleşmesiyle uluslararası bir şirket tarafından yönetiliyordu. Nasır bu komisyonu tanımadığını açıkladı. Bunun üzerine İngiltere, Fransa ve İsrail arasında gizli bir ittifak kuruldu ve Mısır’a karşı ortak savaş açıldı.

İngiltere ve Fransa için hayati önem taşıyan Süveyş Kanalı aynı zamanda İsrail için de sınır güvenliği ve güç dengeleri açısından büyük önem teşkil ediyordu. Üç devletin Mısır’a savaş açması üzerine Nasır hiçbir karşılık vermedi. Hatta İsrail, Sina Çölü‘nü çok kısa bir sürede kat etti ve irili ufaklı bazı direnişler dışında büyük bir karşılık görmediler.

 Cemal Abdülnasır, Rusya’nın böyle bir durumda kendisini destekleyeceğini biliyordu ve öyle oldu. Fakat Mısır beklemediği bir destek daha buldu: Amerika.

Soğuk savaşın iki soğuk kutbu devlet nadir de olsa bir savaşta ortak bir cephe de bulunmuşlardı. Süveyş Krizi böyle bir yakınlaşmaya ortam hazırladığı için de tarihte ayrı bir öneme sahiptir.

Rusya’dan başkentlerine atom bombası atılması tehdidi alan İngiltere ve Fransa donanmalarıyla beraber geri çekilmek zorunda kaldı. İsrail de bölgede yalnız kalınca geri adım atmak zorunda kalmıştır. Kriz, siyasi arenada özellikle dünyada önemli değişikliklere sahne olmuştur;

1-) İngiltere ve Fransa üzerindeki caydırıcı gücü Sovyetler’e dünya çapında bir prestij kazandırdı.

2-) Her ne kadar askeri açıdan varlık gösteremese de Nasır siyasi manevrasıyla bir anda kendini Arap dünyasının önderi olarak buldu.

3-) İkinci Cihan Harbi’nden önce dünyanın süper güçleri sayılan İngiltere ve Fransa’nın uluslararası arenada ABD desteği olmadan hareket edemeyeceği gerçeği ortaya çıktı.

4-) Dünya iki kutup olarak (Sovyetler ve ABD) iki ayrı bölüme kesin çizgilerle ayrılmış oldu.

5-) Kriz daha sonra (yaklaşık 2 yıl sonra) Ortadoğu’da dengeleri yeniden altüst edecek Eisenhower Doktrini’nin yayınlanmasına öncülük edecektir.

6-) Fransa özellikle 1958’de seçilen De Gaulle’ün etkisiyle nükleer teknolojilerini geliştirmeye başlamış ve Fransa çok geçmeden NATO’nun askeri kanadından çekilmiştir.

Charles De Gaulle, Fransız başbakan, cumhurbaşkanı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir