Dr. Paul Joseph Goebbels: Hitler’in Propaganda Bakanı

Hitler’in kitleleri nasıl bu kadar harekete geçirdiğinin ve etkilediğinin cevabı, en yakın arkadaşlarından biri ve aynı zamanda görünmez kahramanlarından en önemlisi Dr. Paul Joseph Goebbels‘tir. Nazi Partisi’nin Halkı Bilgilendirme ve Propaganda Bakanı olan Goebbels’in konuşmaları üniversitelerde dinletildiği de biliniyor. Hitabet ustası ve yalan ustası Goebbels, Hitler’in Almanya’yı nasıl bu kadar kolay felakete sürükleyebildiğinin ise en açık cevabıdır. Bu yazımızda Goebles’in hayatından, hayatındaki önemli gelişmelerden, propagandasını nasıl meşru kıldığından kısaca bahsedeceğiz.

Joseph Goebbels 1897 yılında Kuzey Almanya’da yer alan Rheydt‘da doğmuştur. Goebbels, doğuştan sağ ayağı içe dönük, engelli biriydi. Bu anatomik bozukluğu onu askere alınmamasına sebep olmuştu. Lise ve üniversiteyi dereceyle bitiren Goebbels, tarih ve filoloji (dil bilimi) alanında çalışmalar yapmıştı. Üniversiteyi bitirdikten sonra birtakım dergi ve yerel gazetede yazarlık yaptı. Daha sonra Goebbels, kendine ait bir gazete satın aldı. Görüşleri, Alman siyaseti ve antisemitizm hakkındaki makaleleri, onun kısa sürede tanınmasını sağladı. Aynı zamanda banka memurluğu ve borsacılık da yapmış olan Goebbels 1924 yılında o zamanlar iktidarda olmayan Hitler ile tanıştı. Hayatı Hitler’den sonra tamamıyla değişti. Partiye üye olduktan sonra çok çabuk terfi etti ve kısa sürede partinin Berlin temsilcisi oldu. Goebbels, ünlü 1933 seçimlerinde Hitler’in başbakan olmasının ardından Hitler tarafından  Halkı Bilgilendirme ve Propaganda Bakanı olarak atandı. Bu bakanlık, Hitler’in üzerinde özellikle durduğu bir bakanlıktı ve Hitler bu konuda Goebbels’a oldukça güveniyordu.

Dr. Joseph Goebbels inanılmaz bir hitabet yeteneğine sahipti. Dikkat ettiğimizde Führer’in (Hitler) de konuşma tarzının Goebbels’e benzediğini görürüz. Ünlü Görlitz konuşmasındaki söylev tarzı ile Hitler’in konuşma tarzı arasında çok büyük benzerlikler vardır. İşte Goebbels’in Görlitz konuşması;

Dr. Joseph Goebbels’in Görlitz konuşması onun kitleleri ne kadar büyük oranda etkileyebileceğinin en büyük göstergelerinden biriydi. Joseph Goebbels, bu konuşmasının ardından Alman halkını büyük oranda savaşa ikna etmişti. Aynı zamanda bu konuşmasında düşmanı her ne olursa olsun yeneceklerini, yakın bir zamanda gerçekleşecek olan savaştan Führer‘in zaferle ayrılacağını iddia ediyordu. Goebbels’in Görlitz konuşmasını incelediğimizde büyük bir Hitler hayranı olduğunu onun, Hitler’in geçmişteki sıkıntıları bertaraf etmesine ilişkin iltifat dolu sözlerinden anlıyoruz. Öyle ki Goebbels, savaşın Almanlar aleyhine sonuçlandığı, Berlin‘in müttefikler tarafından işgal edildiği gün dahi Hitler’in yanından ayrılmamıştı. Ve hatta Joseph Goebbels’in 6 tane kızı vardı ve bu altı kızının da baş harfi ”H” ile başlıyordu. Bu, tahmin edildiği üzere aşırı bir ”Hitler” sevgisinden kaynaklanıyordu.

Goebbels, halka aşırı dozda bir Hitler sevgisi aşılamıştı. Hatta öyle ki Almanlar, Goebbels’in Görlitz konuşmasında bahsettiği gibi, Führer’in her beladan Almanları kurtarabileceğine inanmışlardı. Bu, hiç şüphesiz Goebbles’in çalışmalarına dayanıyordu. Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi içindeki hızlı ilerleyişi de yine Goebbles’in takdire şayan çalışmalarına dayanıyordu.

Amacımız doğruları söylemek değil insanları etkilemek” gibi o zamana kadar Almanların arasında söylenmemiş yeni şeyleri söyleyen bu adama elbette ki Alman halkı da büyük bir sempati ile bakıyordu. Hitaplarında Almancayı çok etkili kullanıyor, vurguları olması gereken yerde, en can alıcı şekilde yapıyordu. Bu hitap şekli, Alman halkının coşmasına, savaşa bir an önce motive olmalarına zemin hazırlamıştı. Kısaca Hitler, tam kendi istediği gibi birini bulmuş ve onu kendi yanına çekerek faaliyetlerini meşru bir zemine çekmeyi başarmıştı. Zira, Hitler’in 1933’ten İkinci Dünya Savaşı’na kadar olan süre içerisinde Almanya’da yapmış oldukları, dünyanın en manipüle edilen halklarının bile tepkisini çekecek olan şeylerdi. Hitler, halkı adım adım savaşa sürüklüyordu.

“Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız insanlar ona o kadar fazla inanırlar. Hristiyanlığın bu kadar etkili olmasının sebebi 2000 yıldır aynı şeyi söylüyor olması.” Goebbels, bu sözü söylediğinde, altında yatan gerçekleri oldukça iyi biliyordu. Bilgi bombardımanının tek elden ve aralıksız devam etmesi, halkı inandırmakla kalmıyor, savaşın eşiğine, uçurumun kenarına gelmeyi isteklendiriyordu.  Öte yandan Goebbels, tipik bir Alman kimliğinden uzak bir yapıya sahipti. Cılız, esmer, kısa boylu olan Goebbels, kimliğinden öte bir etki yaratmıştı.

Goebbles aynı zamanda sloganları ve kampanyaları ile bir dönem Almanyasına damga vurmuş bir siyasetçiydi. ”Ordnung muss sein!” yani , “düzen korunmalı” sloganı bizzat Goebbels’e aitti. Ve bu slogan benzeri onlarca slogan Almanya sokaklarında, radyolarında sürekli tekrarlanıyor ve koca bir halk savaşa hazırlanıyordu. İşte o söz ve sloganlardan bazıları:

  • Yalnız savaşmayı değil ölmesini de biliyoruz.
  • İstediğimizi biliyoruz ve bildiğimizi de istiyoruz demiştir.
  • Bana vicdansız bir medya temin et; sana bilinçsiz bir halk sunayım. (?)
  • Eğer yeterince büyük bir yalan söylerseniz ve söylemeye devam ederseniz, insanlar buna inanır. Yalan, yalnızca devletin insanları yalanın politik, ekonomik ve/veya askeri sonuçlarından koruduğu zamanlarda sürdürülebilir. Böylece devletin tüm gücünü yalanın amansız düşmanı olan gerçek için çıkan muhalefeti önlemeye kullanması son derece önemli olur ve bu yüzden muhalefet yayıldıkça, gerçek devletin en büyük düşmanı olur.
  • Ein volk, ein reich, ein führer. (Tek halk, tek zenginlik, tek Führer)
  • Ordnung muss sein. (Düzen Korunmalı!)

Joseph Goebbels, Berlin’in işgali sonrasında dahi Hitler’in yanından ayrılmadı. Savaş öncesi ve savaş sırasında barbarlıklarından sıkça söz ettiği Rusların Berlin’i işgal ettiğini duyunca eşi Magda Goebbels’in de onayıyla 6 kız çocuğuyla beraber siyanür içip intihar etmişti. Rivayete göre ”Nasyonel Sosyalist partinin egemen olmadığı bir yerde yaşmanın ölmekten farkı yoktu” sözü onun son sözü olmuştur: