Geleceği Değiştiren Adam: John Fitzgerald Kennedy

John Fitzgerald Kennedy ya da kısaca JFK 29 Mayıs 1917 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde dünyaya gelmiş 35. Amerikan başkanıdır. John F. Kennedy’nin babası bir dönem Birleşik Krallık’ta büyükelçilik yapmış birisiydi.

John F. Kennedy de bir dönem babasınının asistanlığını yapmıştır ve bence aslında siyasi arenaya çabuk ısınmasını sağlayan en önemli etkenler arasına girelibilir. Kennedy 2. Dünya Savaşı başladıktan sonra orduya katılmış ve başarılarından dolayı madalya almıştır. Antik Yunanlıların bir sözü vardır “İnsanlar planlar yapar Tanrılar yukarıdan güler.” şeklinde tam şu durumu özetleyen bir sözdür. John F. Kennedy’nin babası onun abisini siyasi arenaya göre yetiştiriken abisinin ölmesi sonucu bence birazda istemeyerekte olsa siyasi arenanın içinde buldu kendini. Çünkü aslında bir gazeteci olmak isteyen Kennedy yine benim görüşüme göre baskılardanda dolayı bu arenaya adım atmış olabilir. Konumuza dönersek eğer siyasi arenaya Demokrat Partiyle katıldıktan sonra 1946’da Cumhuriyetçi rakibini adeta paspas ederek Massachusetts eyaleti 11. seçim bölgesinde henüz 29 yaşındayken kongre üyesi seçilmiştir. 1952 yılında tüm aile tarafından -ki 9 kardeş olduklarını belirteyim- erkek kardeşi Robert Kennedy tarafından yönetilen “Kennedy Çayları” propagandası ile gönüllülerin de desteğiyle aynı eyaletten senatör olarak seçildi. Seçildikten sonrasında ise Jacqueline Lee Bouvier ile evlenmiş ama 3 çocuğu olan Kennedy’nin 2 çocuğu neredeyse bebekken öldü.
Senatör olarak beklenen kalıplardan biraz uzak hareket eden Kennedy 1956 yılında Başkan Yardımcılığı için adaylığına seçilmenin kıyısında dolanırken bir anda geri çekilmiş ve tüm Amerika tarafından tanınmıştır. Ayrıca bu dönemde yazdığı “Cesaret ve Fazilet” isimli kitabıyla bir sene sonra Pulitzeri kazanması ile popülerliği tavan yapmıştır. Aslında bakıldığında gelişen tüm olaylar hep Kenney’yi halkın gözünde popülerleştiriyor. Ani çıkışları ve bazen beklenenden farklı olması ayrıca ödül ve neredeyse herkesin üstüne düşeceği tgörevi elinin tersiyle itmesi onu halkın gözünde farklı bir yere koydu ki bunlar onun Başkanlığa giden yolda altın taşlarıydı. Komplo teorilerini hep aşırı çıkarımcı bulurum lakin güçlü bir ailenin çocuğu olarak bunları el altından da çevresindekiler tarafından ayarlanmış olabilir tarih bize zaten Churchill’in Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmasıyla gösterdi bunu bir kere ikincisi neden olmasın?
1956 seçimlerini arkasında bırakması sonucu 1960 seçimleri Başkanlığına aday hazırlıklarına başladı. Ama en büyük problemi Katolik olmasıydı. Çünkü hiçbir zaman ABD tarihinde Katolik bir başkan seçilmemişti.John F. Kennedy kendisine inanmayanları şaşırtıp tüm tabuları yıkarak 1960’da başkanlığa seçildi.
Başkanlık dönemleri bazı başarılarla ve başarısızlıkla doluydu. Ben daha çok Küba Krizi ve Domuzlar Körfezi üzerinde durmak isttiyorum. Bunları ayrı pencerede izlemek daha iyi olur;
1-Domuzlar Körfezi
Domuzlar Körfezi olayı Küba’da ki komünist tehditini bitirmek maksatlı eski başkan Eisonhower’in CIA’e verdiği bir projeydi. Kısaca Küba’da Castro karşıtı Kübalılar’ı eğitip isyana sebep olmaktı. Buna onay verme hakkı Kennedy’ye düşmüştü ve o kısa sürede gelmesi muhtemel ilk başarıyı ve CIA’in “Tamam bu iş vari” davranışları sonucu emri verdi ama hiçbir şey beklendiği gibi gitmedi ve Küba asileri Domuzlar Körfezi’nde ya esir etti ya da öldürdü. Bu utancı Başkan Kennedy kendi üstüne aldı ama bu durum CIA ile John F. Kennedy arasını bir daha onarılamayacak derece kopardı. Hatta Kennedy suikastini CIA’in düzenlediğini söyleyen kompo teoristleri de mevcuttur.
2- Küba Füze Krizi

Detant döneminin başlangıcı olarak değerlendirilen bu olayda SSCB, Küba’ya; ABD ise Türkiye’ye balistik füzelerini konuşlandırmıştı. Olay kısa sürede diplomatik krize dönüştü sonunda iki tarafın da füzeleri yerinden sökmeleriyle sonlanmıştır. Bu olayı bir geri çekilme ya da siyasi başarısızlık olarak değerlendirenler de vardır Amerika tarafında ve bu görüş John F. Kennedy’nin ölümünü hazırlayan en önemli olaylardan biri olarak da kabul edilebilir. Bu söylenenin literatürdeki adı efsane, fakat gerçeği yansıtma ihtimali de var.

 

Şimdilik bu kadar fakat yazının devamı, serisi gelecektir. Hoşçakalın

Teknolojik Deli

Montaigne'e çıraklık yapıyordum, kovuldum. Biraz okuduktan sonra neden kovulduğumu anlayacaksınız.