Kendini Tekrar Etmek

Özellikle iyi olmayan bir yazar için kaçınılmaz son: Kendini tekrar etmek. İyi sayılamayacak olan yazarlar ya da sadece para amaçlı yazan yazarlar, bir süre sonra argüman kabızlığı sendromuna kapılırlar. Ne yazsa, ne çizse, ne söylese, ne anlatsa hep aynı, birbirinin kopyası. Ve bu yazarların kitaplarını okuduğunuzda, kestirmek ya da tahmin etmek fiilini fazla zorlanmadan yerine getirebilirsiniz zira bir önceki sayfada ya da kitabında az çok aynı şeylerden bahsetmiştir.

Kendini tekrar etmek aslında bir nevi intihar etmek demektir. Kendinizi gerçekleştirme aşamanız sona ermiş ve daha fazlası olamayacağını anlayan zihin, en son çare olarak kendini tekrar etmekte, ürettiğini makyajlayarak tekrar sunmakta bulmuş. Yaratıcılığın ve üretkenliğin meşru hudutlarına gelen zihin öteye geçmekten aciz kalmış, ve gerisin geri sınırdan çekilmeye başlamıştır. Sadece yazarlar için düşünmemek gerekir. İnsanlığın çok büyük bir kısmı bu dertten müzdarip ve işin en ilginç yanı ise kimsenin bu duruma bir müdahalede bulunmak istemeyip, izleyici kalmak istemesi. Sanki birileri, insanlığın bu durumundan memnun gibi.

Kendini tekrar etmek aslında bir nevi vazgeçmek demektir. Sıkılmak olarak da algılanabilir belki. Yeni olanı istememe, kendini geldiği en son noktası haliyle sevmek, kendini tekrar etmenin en masum savunmasıdır belki de. Vazgeçmek, çoğu zaman uzun uğraşlar ve emeklerden sonra gerçekleşir. Eğer bir emeğin karşılığı alınamamışsa  vazgeçme olur ve bu ‘yılmak’tır ve en istenilmeyendir. Kendini tekrar etmek ise her zaman  vazgeçmelerden sonra olur.

Kendini tekrar etmek bir nevi kasetinizin hep aynı şeyleri çalması demektir. Bugünü dündür kendini tekrar edenin. Aslında bakarsanız dünü, bir yıl önceki, belki on yıl önceki günüdür. Günler, aylar, on yıllar geçer ve deyimdir, bir arpa boyu yol kat edemezler. Bazen öyle bir ters psikoloji meydana gelir ki kendinizi tekrar ettiğinizin farkına varamazsınız. Biri size söylemeye kalışsa belki azarlamaya başlarsınız. Dış çevreden tamamen izole olan bu insanlar için içerisi, dışarıdan daha güvenlidir.

 

Kendini tekrar etmek aslında bir nevi uyku modunda çalışmak gibidir. Arka planda hala bir takım uygulamalar çalışıyor yani ekrana şöyle bir dokunsan göreceksin; çalışıyor. Yani hayat belirtisi var fakat uyku modu telefonun ya da bilgisayarın şarjını bitirdiği gibi metaforik uyku modu da insanın pilini tüketir. Aslında pek harcamıyor gibi gözükür ama arka planda çalışan uygulamalar telefondan ya da bilgisayardan bir şeyler götürür tıpkı insanlar gibi.

Kendini tekrar etmek aslında bir nevi otlamak demektir. Çayırlar, meralar değişir ama çimen değişmez. Hep aynı şeyi yer durursunuz. Sıkılmaz mısınız? Bir süre sonra alışkanlık öyle bir boyuta evrilir ki kafanızı kaldırmak için dahi fırsat bulamaz ya da kafanızı kaldırmayı gereksiz bir eylem olarak görürsünüz. Otlamaya devam.

 

İnsanın kendinim tekrar etmesindeki en büyük faktörlerin başında çevre gelir. İş ortamında ya da okulda etkileşimde olduğunuz, aynı çatı altında çalıştığınız kişi ya da kişilerin söylevleri, halleri ya da tutumları ister istemez sizde bir etki meydana getirecektir. Hani derler ya ‘kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan’ diye aynı bu deyim ışığında tepkisiz kalmanız neredeyse imkansız. Ve eğer kendini tekrar eden insanların sıkça bulunduğu yerlerde kesinlikle azınlık olmayın. Çünkü modern çağın en tehlikeli virüslerinden biridir kendini tekrar etmek. Özellikle ülkemizin gelişmişlik düzeyinde deparla ilerleme sağlanamamasının temel nedeni doygunluk ya da haz seviyesinin yeterince aşağılarda olmasıdır. Sürekli gelişme olgusunu oturtamayan insanlar ve, ve milletler gelişmemeye, maratonu ta-mam-la-ya-ma-ma-ya mahkumdurlar.

Şimdilik bu kadar. Hoşça kalın.