İletişimci Neden Hikaye Yazar?

İletişimci ne yapar? İletişimci nedir? Bu sorulara iletişimcinin vereceği cevap aslında tektir: İletişimci hikaye yazar. Hikaye? Evet, hikaye. Ama bildiğiniz Ömer Seyfettin veya Sait Faik Abasıyanık hikayeleri ya da Çehov tarzı hikayelerden değil. Fantastik öğeler yok. İletişimci kısaca hikaye yazar. Olan bitenler hakkında hikaye yazar, insanlar hakkında kurumlar hakkında hikaye yazar.

Hikayeyi sevmeyen yoktur. Çünkü ihtiyacımız var. İletişimci yazacağı ve anlayacağı hikayeler ile rüştünü ispatlar. İnsanlar hikaye dinlemeyi severler. Bir iletişimci olarak siz, onlara seveceği ve duymak isteyeceği şeyleri söylemelisiniz. Yürek ferahlatacak, tiyatro simgesindeki gülen suratı yaratacaksınız kısaca.

Kurumlar hakkında, kişiler hakkında hikayeler yazacak, kurumları ve kişileri yazdığınız hikayeler ile sevdireceksiniz.

İletişimci kötü olan imajı iyileştirmeye; iyi olan imajı ise güçlendirmeye çalışan bireylerdir. Bunun en iyi yolu da hikaye yazmaktan geçer. Hikaye yazarak imajı bir oyun hamuru gibi istediğiniz biçime sokabilirsiniz. İmaj, yazacağınız hikayenin kelimelerinde gizli olacak. Seçtiğiniz her kelime, art niyet gütmeyecek, yalın, gösterişsiz ve sade olacak. Bir çırpıda okunacak. Ve asıl önemlisi akılda kalacak.

Mesela hikaye yazma demişken. Ülker, İngiltere’de bir bisküvi markasını satın almıştı. Sizce İngiltere’de Türk firması olduğu bilinen bir markanın, Türkçe karakterli afişleri İngiltere sokaklarında her yerde İngiliz vatandaşların ya da oradaki insanların gözünün içine sokulması, reklamın ne kadar yüzeysel olduğuna dair iyi bir senaryo. Peki Ülker böyle yapmadı öyle değil mi? Yıldız Holding bunları yapmayacak kadar profesyonel. Hikaye yazdı. Ülker’i ve bisküvileri tanıtan hikayeler sundu İngilizlere. Tıpkı Türkiye’de her bisküvisine yazdığı hikaye gibi. Mesela siz Ülker çikolatalı gofreti ne diye hatırlıyorsunuz? Tabi ki “aranızda Ülker çikolatalı gofret sevmeyen var mı? Bakın emin olun Ülker çikolatalı gofretten sonrası otomatik doldurma ile telefon tarafından yazıldı.

Böyle bir hikaye işte. Özüyle ve gerçekliğiyle büsbütün bir hikaye. Ülker’den devam edelim. Hanımeller deyince aklınıza ne geliyor? Söyleyelim: “Anne eli değmiş gibi”

Ülker bu işi çok iyi yapıyor. Hikaye ile anlatmak istediğim tam olarak bu. Hikaye, herkesi ve her şeyi anlatabilecek bir hikaye.