Kutsal Olana, Kutsal Değerlere Hakaret Etmek

İnsana, kişiliğine hakaret edilmesinden daha çok zarar veren ve onu çok daha üzen olgulardır. Kişinin kendine göre kutsal olarak addettiği şeylere ithamda bulunmak, küçümsemek, alay etmek, hor görmek de hakaretin sınırlarına girmektedir. Kutsalına hakaret etmek en aşikar kişilik kaybıdır. Bir insanın kişiliğine hakaret ettiğinizde o kendi kişiliğe ile alakalıdır. Fakat kutsalına, kutsal saydıklarına hakaret etmek, sadece kişiliğe değil, o kutsallığı savunan tüm kişilere, tüm yargılara ve dünya görüşüne hakaret etmektir.

Örneğin milli değerler, dini hassasiyetler ya da kişisel idealler bir insanın kutsalı olabilecek şeylerdir. Kutsallığın sınırlarını şu veya bu diye belirli bir alanın içine hapsetmek doğru olmayacaktır. Bir insan, diğer tüm insanların anlam veremeyeceği bir şeyi, kendi kutsalı olarak kabul edebilir.

Kutsala hakarette bulunmak yalnızca kişilerin yapmakta olduğu bir eylem olarak sınırlı kalmaz. Eylem dönüşerek kitlesel bir hal alır. Bir devletin, milletin ya da kültürün genel bir kimliğine bürünebilir. Kutsala olan hakaret, kitlesel bir eyleme dönüştüğünde, onarımı kolay olmayan sosyolojik bir sorunsal olarak karşımıza çıkar. İfade özgürlüğü ve kişinin başka insanların özgürlük alanına müdahale etmediği sürece, düşüncelerini teşhir etmesinde bir sakınca kanunen yoktur. Kutsala hakaretin bolca yaşandığı bir ülkenin demokratik anlamda zayıf bir devlet olduğu da yine aşikar bir durumdur.

Her açıdan oturmuş, demokratik doygunluğa erişmiş halkların başkalarının görüşlerini küçümsemeye, kutsal saydıklarına hakaret etmeye ihtiyaçları yoktur. Ancak ve ancak her açıdan gelişmemiş ülkeler bu temayülü gösterme cesaretinde bulunurlar.

Eğitim ve her anlamda gelişmiş bir hukuk sistemi, bu sorunun önüne geçebilecek en önemli iki kriterdir. Hukuk, çerçevelerken; eğitim sistemli bir halde bu davranışı zamanla söndürür, bu davranışın doğal bir sonucu olan saygıyı da yine zaman içerisinde bir topluma aşılayabilir. Evrensel kültüre katkıda bulunmuş ve şu anda ismi anıldıklarında ‘mükemmel’ gözüyle bakılan tüm kavim, millet ve devletler bu aşamayı sorunsuz atlatabilmiş olan kavim, millet ve devletlerdir.