Merkantilizm Nedir?

Ortaçağ düzeni içerisinde ne dini kurumlar, ne de devlet, ekonomik problemlerin varlığını reddetmedi. Ekonominin, bu dünyanın düzeni olduğunu kabul ediyorlar, bu nedenle ekonomiyi kendi etki alanları içerisinde ve yürütme yetkisi içerisinde tutmaya çalışıyorlardı. Toprak sahipleri ile ilgili sorunlar, üretimden kaynaklanan gelirin kullanımı ve ruhban sınıfın vergilendirilmesi ekonomik olduğu kadar, politik konulardı. Her iki kurum içinde yaşamsal önem taşıyordu. Önemli olan, ekonominin bağımsız bir alan olması değil, ekonominin belli parçalarının kimin tarafından kontrol edileceğidir.

Ortaçağ içerisinde ekonominin bağımsızlığına engel olan bir diğer yapı: Dini varsayımların üstünlüğü ve din etiğidir. Ekonomik yapılanmalar, toplum ihtiyaçları doğrultusunda değil, devlet ve dini kurumların çıkarları doğrultusunda ele alınıyor ve buna göre sınırlandırılıyordu.

Ekonominin kısıtlanmasına tepki olarak Merkantilizm fikri ortaya çıktı. Merkantilist sistem, ulusal zenginliğin arttırılması için üretim ve ticaret hacminin arttırılmasını gerekli gördü. Merkantilist teori, ihracatın ithalattan daha fazla olmasını, satış yapılan ülkelerden ithal edilen külçe altın ve gümüş akışının fazlalığını ekonominin zenginleşmesinin bir göstergesi olarak gördü.

Merkantilistler için siyasetin birinci amacı ulusal gücün artmasına destek vermekti. Yerel ya da bölgesel çıkarlar yerine ulusal çıkarlara önem verdiler. Temelde ekonomik amaçlar doğrultusunda kullanılan araçların yarattığı sonuçlar “siyasal” sonuçlardı:

–Ticaret savaşları,
–Pazar ve hammadde kaynakları için mücadele
–Sömürge yerleşimlerinin denetimi, vb.

Ortaçağ ekonomisi ile merkantilist ekonomi arasındaki fark, merkantilizmin, ekonomik düzeni hükümet denetimlerinden muaf tutmasında değil, hükümet denetiminin bir türünü devlet dışı alanlarda ikame etmesidir.

Merkantilist Düşünce Nedir? (Özet)

Merkantilizm, 16. ve 17. yüzyılda geçerliliğini koruyan, bir ülkenin zenginliğini sahip olduğu altın ve gümüş rezervleri ve stoğuna bağlayan, günümüz ekonomi modellerinin başlangıç noktası bir ekonomi terimidir.

Merkantilist Düşünce Ne Der?

1-) Merkantilist düşünceye göre bir devlet ya da bir tüccar ticaret yapıyorsa, ticareti yapan taraflardan biri muhakkak kaybediyordur der. Yani bir deyişle merkantilist teoride her zaman kazanan ya da kaybeden bir taraf bulunur. “Exellent Theory” söz konusu değildir.

2-) Ekonomik ve siyasi anlamda güçlü olmanın temel birimi hazinenin dolu olmasıdır.

3-) İhracat artmalı, ithalat olabildiğince kısılmalıdır. Ticaret yaparken de hammadde ihracatı kesinlikle olanmalı para ülke içinde kalmalıdır. Böylece ülke ekonomik anlamda çok daha çabuk kalkınacaktır.

4-) Büyüme, sadece dış ticaret ile gerçekleşebilecek bir olgudur.

Özetlemek gerekirse Orta Çağ’da ve Orta Çağ öncesinde devletlerin ve zenginlerin “zengin” olma kıstası, sahip olunan toprakların büyüklüğü kadardı. Yani ne kadar büyük bir toprağa sahipseniz o kadar zenginsiniz demekti. Fakat coğrafi keşiflerden sonra bu düşünce şekli tamamen değişti. Artık ulusların ve zenginlerin “zenginlik” ölçüsü sahip olunan ‘altın ve gümüş’ miktarı kadardı.

Merkantilizmin asıl felsefi düzlemi, bir ülke ne kadar altın ve gümüş stoğuna sahipse aynı oranda zengindi. Bu zenginlik sahip olunan altın ve gümüşün ülke içine sürülmesi, ticaretin “ihracat” ve “satım” endeksli olarak yapılmasıydı.

Merkantilizmin Doğurduğu (Siyasi) Sonuçlar

Merkantilizmin doğurduğu siyasi sonuçlara baktığımızda aslında oldukça önemli işleve sahip olduğunu görüyoruz. Feodalizmin yıkılışı, merkantilizmin doğuşuna rastlar. Bunun altında yatan sebep ise tamamen toprağa verilen değerdeki büyük değişimlerdir. Topraklarının büyüklüğüne göre siyasi otoritesini genişletebilen derebeyleri, toprağın önem kaybetmesine paralel olarak zayıfladılar ve Orta Çağın sonlarına doğru tarih sahnesinden çekildiler.

Merkantilizm bu çerçevede ulus-devletlerin kurulmasına öncülük eden bir ekonomik akım olması bakımından büyük bir önem taşıyor.

Öte yandan sömürgecilik yarışındaki iki rakip olan İspanya ve Portekiz, altınların ülke içindeki aşırı dolaşımı ve altının ülke dışına çıkmaması sonucu yüksek enflasyondan dolayı ekonomik olarak iflas etmişlerdir.

İspanya, İngiltere ile uzun ve yıpratıcı savaşlara girişmiş, genel anlamda bu süreçten İngiltere galip ayrılmıştır. Veraset Savaşları ile tüm hazineyi savunmasına harcayan İspanya için felaketler zinciri 20. yüzyılda İspanya İç Savaşı’na kadar sürecektir.

Ünlü Merkantilistler

Antoine de Montchrétien
Hean-Babtiste Colbert
Antonio Sera
Philip w. von Hornick
Johann Joachim Becher
Thomas Mun
Sir James Steuart

Merkantilist Düşüncenin Önemini Kaybetmesi

Özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra ortaya çıkan ve taraftar bulan liberal akımların neticesinde merkantilist düşünce önemini kaybetmeye başlamıştır. Adam Smith gibi liberal ekonomi savunucuları ve ekonomide serbestlikten yana olan isimlerle merkantilist düşünce önemini yitirmeye başlamıştır.

Özellikle Adam Smith’in Ulusların Zenginliği (The Wealth of the Nations) adlı kitabı merkantilist teoriye getirilen en büyük eleştirilerden biridir.