Polonya’da Toplu Taşıma: Otobüs

 

Avrupa’ya giden arkadaş çevremizden, akrabalarımızdan ya da internet araştırmalarımızdan Avrupa’ya dair duyduğumuz ilk şeydir belki de trafik. Ne kadar düzenli oluşu, kuralları, temizliği hep vurgulanır, şu ülkede de şöyleydi denmez. Orası Avrupa! Bir korna sesi duyamazsın, kaldırımdan önce bisiklet yolunu görürsün. Peki nüfusları yaklaşık bizim ülkemizle aynı olan bu ülkelerin toplu taşıma araçları nasıldır hiç düşündük mü? Ben bu yıl tecrübe ettiğim 37 bin nüfuslu Polonya’nın yeşil otobüslerini anlatmak istiyorum. Bu yılın ikinci dönemi Erasmus aracılığıyla Polonya’ya gittim. Söylentileri duymuştum ama insan kendi tecrübe edince daha çok şaşırıyormuş. İlk haftamızda kaldırımın kenarında arabaların geçmesini beklemek için durduğumuzda mutlaka birkaç dakika şoför beyler ile bakışırdık. Karşılıklı birbirimizin geçmesini bekliyorduk çünkü. Yaya yolundaysan istediğin kadar bekle, beklet! Ne yola çıkar çıkmaz korna çalan var, ne de yavaş yürüdüğün için hızlı geç diye korna çalan var. Bu çok mu önemli bir olay? Belki evet belki hayır ama bizde gürültü kirliliğine sebep olan trafik, orda 180 derece değiştiği için ilginç geliyor insana. Sonra ne oldu? Bu duruma alışmamız bir ayımızı aldı ve sonraki günler sağa sola bakmadan karşıya geçen insanlar oluverdik. (Tabi ki tedbiri elden bırakmamak lazım.)

Bir diğer dikkat ettiğim şey ise otobüslerin dakikliğiydi. Polonya ülkesi 150 yıl boyunca savaş görmüş ve hala etkilerini üzerinden atamayan bir ülke. Teknolojik olarak da, yaşam standartları olarak da tam bir Avrupa ülkesi denmeyebilir bence. Bizdeki gibi otobüs duraklarında numaralar var ama şu kadar dakika sonra gelecek şeklinde teknolojik bir cihaz yok. Yıl başından beri asılmış olan bir sayfa dikkatimizi çekti. Her durakta A3 boyutunda , o duraktan hangi otobüsün geçtiği numarası, saati, dakikası yazıyor.

Trafik ışıklarına rağmen o dakika hiç şaşmıyor. Eski tren biletlerimiz gibi küçücük bir kağıt biletimizi aldık, ilk gün acemiliğimizi atmak için otobüse bindik. Sadece orta kapının orda olan bilet okutma cihazı var. Fakat başında bekleyen kimse yok. Biletimizi okutup yerimize geçtiğimizde halktan gözlerimizi ayıramamıştık. 10 kişiden ya 2sinin ya da birinin bileti vardı. Diğerleri ücretsiz bindiler. Bu bir izin değil, tabi ki herkes toplu taşıma araçlarına binerken bilet kullanmak zorunda fakat kontrol yok. Bileti olmayanları gördüğü halde ne şöför bey bir uyarı yapıyor ne de diğer insanlar. Ta ki sivil görevli baskın yapana kadar. Kimlik kartını çıkarana kadar anlayamıyorsun kim olduğunu. Bazen yaşlı bazen genç, bazen kadın, bazen erkek… Ona yakalanmadan binerseniz hiçbir sorun yok. Kimse size niye biletin yok muamelesi yapmıyor. Ama yakalanınca da hiçbir itiraz kabul edilmiyor. “Cebimdeydi, tam basıyordum, unutmuşum, bilmiyordum, yabancı öğrenciyim…” hiçbir bahaneye inandıramıyorsun ve alıyorsun eline 300 zloty lik ceza kağıdını. Şu zamanlar malum döviz kuruna göre yaklaşık fiyatı 560 tl. Bir öğrenci otobüs bileti fiyatı 1,40 zloty. (Benim bulunduğum şehirde)

Yorumu size bırakıyorum. 

Not: Tabi ki (malesef) yakalanan Türk arkadaşlar oldu…

Bu olayda vurgu yapmak istediğim şey aslında Avrupa’nın bilet kontrolündeki ceza ücretleri, kontrol etmemeleri vs değil. Ya da şöyle düzenliler, şöyle trafik böyle temizlik değil asıl yakındığım şey. Bir koyun güdülmüyor. Şunu yapacaksın şöyle olacaksın diye bir diretme yok. Başında bekleme yok. Belli bir kural var ve tamamen senin iradene bırakılıyor. Bu kurala uyup uymamak tamamen sana kalmış. Düzeni bozana bir ceza var  elbet. Olmasa zaten neyin önüne geçilebilir ki.. Arada kontrol yapan görevli neden sivil? Neden arada bir belli olmayan duraklarda kontrol yapıyor? Bileti olmayan insanlar neden her durakta “acaba bu binen görevli mi” tedirginliğiyle yolculuk ediyor?

Her geçen gün ayrı suçlara gebe olan insanoğlunu ne gibi bir tedbir önleyebilir diye de düşünmüyor değilim. Ama asıl önemli olan da her insanın bir iradesinin olduğunu farketmemiz. İradeni iyi ya da kötüye kullanmak kişinin elinde. Ve iyilikte kötülükte insanın kendi içerisinde. Yoksa türlü yasaklar bile bazen yetmeyebiliyor.

Her neyse, Polonya diyorduk; otobüs ahlakını bir noktada insanın kendi vicdanına bırakan bir ülke..

 

Yazı: Nagihan Canlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: