Tıp ve Müzik

Doktorların, daha doğrusu sağlıkçıların neredeyse tamamına yakınının müzikle hemhal olduğu bilinen bir gerçektir. Tıpçılar, hemşireler, cerrahlar, sağlık ocağında çalışan doktorlar ve işi sağlık olan tüm insanların ortak özelliği, müziğe ilgi duymaları. Müzik, sağlıkçılar için vazgeçilmez bir tutku haline gelmiş durumda.

Tam olarak müzikle uğraşmasalar bile sağlıktan çok daha farkı bir alana yönelme eğilimindedirler. Bunun altında yatan sebeplere baktığımızda şu birkaç gerçeği görüyoruz;

* Müzik, insanı sakinleştirici bir etkiye sahip.
* Müziğin insanın motivasyonunu artırdığı bilimsel bir gerçeklik.
* Müzik, kafa dağıtmak için en uygun çözüm yolu.
* Müzik, tamamen kolay erişime sahip, zaman ve mekan farkı olmaksızın ulaşılabilir bir kaynak.

Haliyle sağlıkçılar, müziğe inanılmaz bir ilgi duyuyorlar. Bol bol Latince terimleri ezberlemek, ezberlemek yetmezmiş gibi yalayıp yutmak zorunda olmaları da yine onları müziğin kurtarıcılığına iten sebepler arasında.

Ve hatta Müslüman bilim adamlarının Ortaçağda hastaları ameliyat ederken müzik dinledikleri, ameliyat yapılan odada müzik çaldıkları bilinen bir gerçektir. Hatta Osmanlı zamanında akıl hastalarını iyileştirmek için, hastalara klasik müzik dinlenildiği de bilinenler arasında.

Bir önceki paragrafta Müslüman dünyasında müzik ile tedavi yönteminden söz etmiştik . İbn-i Sina psikoterapiyi tanımlarken şu ifadelere yer verir:

“Psikoterapi, hastaların vaaz ve müzik ile neşelendirilmelerine yöneliktir”

Müzik ve Tıp arasındaki kuvvetli ilişkinin ilk kez Yunanlılar döneminde başladığına inanılmaktadır. Hastaların müzik ile tedavi edilmesinin doğrudan bir tedavi yöntemi olduğu inancının yaygın olduğu o yıllarda hastalığın müziksel bir tanımı dahi vardı. “Hastalık, insanın iç armonisinin bozulmasıdır”. Antik Yuman düşünürü, matematikçisi ve filozofu Pisagor’un müzik ile hastaları tedavi etmeye çalıştığı ise iyi bilinmektedir. O, belirli ses, nota ve melodileri sürekli tekrarlayarak hastalıkları tedavi etmeye çalışıyordu.

19. yüzyıla gelindiğinde müzik tıbbın içine daha ciddi bir biçimde dahil olmaya başlamıştır. Scheneider, tıbbi müzik sistemleri geliştirmeye/yapmaya çalışmıştır. Yaptığı çalışmalar neticesinde krampların, melankoli, histeri ve kasılma gibi hastalıkların müzik ile tedavi edilebileceğini öne sürmüştür.

Yakinen tanıdığımız bir örnekle devam edelim: Ferhat Göçer. Kendisi bir doktor, hatta cerrah. Ama doktorluk eğitimini sürdürürken bile müzikle ilgilenmeyi hiç bırakmamış. Ve şimdi Ferhat Göçer, Türkiye’nin en önemli sanatçılarından biri.

Müzik, hem uğraş hem de tedavi yöntemi olarak tıbbın vazgeçemediği bir alandır. Doktorlar ve sağlıkçılar müzikle olan ilişkisini inkar etmezler, tıp ise tedavi konusunda müziğin etkisini yadsımaz. Velhasıl müzik, her alanda olduğu gibi tıpta da önemli bir alandır.

“müzik tedavisi, yeni ve gelişme imkanı olabilen bir ‘yardımcı psikoterapi yöntemi’ olarak görülebilir. Bu güne kadar yapılanlara bakıldığında, müzik tedavisinin yeni bir iyileştirme yöntemi olmadığı anlaşılmaktadır. Yeni dönemdeki gelişmelerin, nesnellik çerçevesini aşmamasını dileriz”

Gazi Yaşargil

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir