Turtles Can Fly/Kamlumbağalar da Uçar

Aynı zamanda Sarhoş Atlar Zamanı filminin de yönetmeni olan Bahman Ghobadi’nin 2004 yılında vizyona girmiş,uluslararası bir çok ödül almış,Oscar’a aday gösterilmiş İran-Fransız ortak yapımı eşsiz filmi.

Film Amerika’nın 2003’te Irak’ı işgali sırasında Irak-Türkiye sınırında bir mülteci kampındaki yaşam öykülerini ele alır.

Mülteci kamplarında yok olan hayatları,kırılan umutları,masum aşkları,çocukluk heveslerini, omuzlarında koca bir yük taşıyan çocuk anneleri,babaları dahası buruk yürekleri anlatır film.Savaş ve savaşın insanlar üzerindeki etkisini en çok da çocuklar üzerindeki etkisini anlatır.Savaş sırasındaki güvensizlik ortamı ve ortaya çıkardığı onulmaz etkiler mükemmel bir kurguyla anlatılır.
Filmin başkahramanı ‘Uydu’ lakaplı Satellite’tir.Çevresinde onu çok seven aynı zamanda onu komutan olarak gören bir sürü çocuk vardır.Yarım yamalak İngilizcesiyle televizyondan verilen İngilizce haberleri anlamaya çalışır bunu diğer halka da olabildiğince aktarır.Aynı zamanda mayınlı arazilerden çıkan mayınları satarak da kendisine bir ekonomik gelir oluşturur.

 

Başkahraman sonradan kamplarına gelen ve ama bir çoçuğa bakmakla yükümlü Agrin’e sevgi beslemektedir.Agrin’in sırtında taşıdığı çocuk savaştan kaçarken bir asker tarafından tecavüze uğraması sonucu doğan ve bir kenara atıp kurtulamadığı çocuktur.Bir mayının patlaması sonucu iki kolunu da kaybeden ve geleceği önceden görebilen (hissedebilen) abisi için ise çocuk yaşama sebebidir.Agrin intihar ile yaşam arasında gidip gelmektedir film boyunca ve sonunda intihar eder, çocuk ortada kalır ve bilinçsizce bir yere kaybolup gider,abi tek başına kalır.

 

Filmin başkahramanı ve aynı zamanda ise Agrin’e tutkun Satellite ise mayın patlaması sonucunda koltuk değneklere mahkum olmuştur.Satellite’in filmin başından beri beklediği şey nihayet olur ve Amerika Irak’ı işgal eder.Fakat umduğu gibi çıkmaz bu işgal.Merakla beklediği Amerikan askerleri de en nihayetinde bir işgalcidir.Barış olmaz kargaşa ve kaos daha da artar.
Filmin isim hikayesi hakkında değişik rivayetler var ama en güçlü ve güzel olanı ise şudur.Bir gün bir kaplumbağa gökte uçan kuşlara heves eder ve uçmak ister.Kuşlardan yardım ister.”Gökyüzünde bir kuş gibi uçmak,sürünerek karış karış dolaştığım bu yerleri bir de sizin gözünüzden görmek istiyorum” der.Kuşlar ‘tamam’ der ve iki değneğin üstüne kaplumbağayı koyarlar ağzıyla da değneği tutmasını isterler.Kuşlar kanat çırpar havalanırlar yeryüzünden bir miktar uzaklaşmışken o anda kaplumbağa şaşkınlıktan ağzını açar ve aşağı düşmeye başlar.Bir göletin dibine doğru batar.Yani sonunda kaplumbağa ‘ait olduğu yere’ yeryüzüne inmiş olur.Filmin sonunda da Agrin’in abisi bir suya dalar ve orada çaresizce ama çocuğun izini bulmaya çalışır.

Psikolojik tahlillerin ve duyguların öne çıktığı bu eşşiz film her ne kadar yürek burkan,insanın içini acıtan sahneler ve hikayeler barındırsa da izlenmesi gereken başyapıtlardan biridir.

Filmin kahramanları olan çocuklar üzerinden savaş psikolojisi en mükemmel şekilde işlenmiş ve film henüz oyun çağındaki çocukların yaşamın acı gerçeklerle yüzleşmesini trajik olarak anlatmayı başarmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: