1 Mart 1958 Üsküdar Vapuru Faciası

3’te 3 Tarih adlı yarışma programında sorulan ve yarışmacının Kadıköy cevabını verdiği söz konusu olay, esasen büyük bir facianın da ismidir. 60 yıl önce gerçekleşen olayda 400’e yakın vatandaşımız hayatını kaybetmiş, ölenlerin de çoğunu öğrenciler oluşturmuştur.

1 Mart 1958 Cumartesi günü Üsküdar adındaki vapur, İzmit ile Gölcük arasında günün son seferini tamamlamak üzere vaktinden erken harekete etmiş ve iskeleden ayrılmıştı.

Yolcuların neredeyse çoğu Cumartesi günü yarım gün ders vermekte olan İzmit Lisesi ve İzmit Sanat Okulu öğrencilerinden oluşuyordu ve vapur, öğlen vakti açıldığı denizin ortasındaki şiddetli fırtınanın da etkisiyle kaptanı ile birlikte denize uçmuştur.

Gemi, sola yatmış ve taşıdığı çoğu öğrenci yüzlerce kişi hayatını kaybetmiştir. Resmi kaynaklarda ölenlerin sayısı 270 olarak açıklansa da kazada bulunamayan kişiler de dahil edildiğinde bu rakamın 400-500 arasında olduğu iddia edilmektedir. Kazada kurtulanların sayısı ise sadece 40 kişiydi.

Ölenlerin Çoğunu Öğrenciler Oluşturuyordu

Gölcük-İzmit arasındaki son seferini yapan Üsküdar isimli vapur, 1 Mart 1958 tarihinde Kavaklı iskelesinden hareket ettikten sonra Derince dolaylarında şiddetli rüzgar ve fırtına nedeniyle batmış, kayıplar hakkında net bir bilgi olmadığından ölü sayısı hakkında yalnızca tahminler vardır. Ancak ölü sayısının en az 270 olduğu bilinmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi yolcuların neredeyse tamamına yakını öğrenciydi. Cumartesi günü yarım gün ders yapan İzmit Lisesi ve İzmit Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerinden oluşan yolculardan sadece 40’ı kurtulabilmişti.

1950’li yıllarda Karamürsel ve Gölcük ilçelerinden lise olmadığından dolayı öğrenciler deniz yoluyla ulaşım sağlayabiliyorlardı. Kara ulaşımının da kısıtlı olmasıyla daha ucuz olan vapur yolculuğunu tercih ediyorlardı. Gölcük Barbaros Hayrettin Lisesi bu olaydan sonra kurulmuştur.

Dönemin Canlı Şahidinden İtiraflar

Üsküdar Faciasının ardından bölgedeki arama-kurtarma çalışmalarını yürüten bir denizaltıda görev yapan Mustafa Sağlık facianın boyutlarını şu sözlerle anlattı:

“Ben denizaltıcıydım o zaman. Hava çok güzeldi. Sonra birden gökyüzü karardı ve fırtına çıktı. Yaklaşık 20 25 dakika sürdü. O zaman Donanma Komutanlığında görevliydim. Telsizle bir bilgi geldi bize. Telsizde, “Üsküdar gemisi Seka önlerinde alabora oldu. ” diye. O zamanın Donanma Komutanı Kayacan Paşa ‘nın verdiği emirle Seka önüne hareket ettik. Gördüğümüz tablo felaketin büyüklüğünü ortaya seriyordu. Her tarafta donarak ölenlerin cesetleri vardı. Kimileri telaştan can yeleklerini ters giymişti. Dalgalar dindikten sonra yardıma başka guruplar da geldi. Kurtarabildiklerimizi kurtardık. Daha sonra batan gemi donanma tarafından çıkarıldı ve ikmal merkezinin önüne getirildi. Gemiyi dolaşma fırsatı buldum ve gözlerime inanamadım. Geminin içi kum doluydu. Kanepelerin üstüne kadar kumlar vardı. Kumları kaldırdıkça altından cesetler çıkmaya devam ediyordu. Körfez bu faciayla çoğu genç olmak üzere birçok vatandaşımıza mezar oldu.”

Ölenlerin çoğunun öğrenci olması ve neredeyse tamamının kazada yok olması, ülkede büyük bir yasa neden olmuş ve trajedinin boyutları, hikayeleri ile daha da büyümüştür. Ölenlerin isim ve kimliklerinin belirlenmesi uzun sürdüğünden İzmit Lisesi ve Meslek Lisesi’nden yoklama kayıtları alınmış ve ölen öğrencilerin isimleri bu sayede öğrenilmiştir.

Arama-kurtarma yöntem ve tekniklerinin yetersiz, vapurun yeterli donanımdan uzak, havanın sefere çıkılmayacak kadar kötü olduğu 1 Mart günü, üzerinden 60 yıl geçmesine rağmen hala ilk günkü etkisini korumaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir