3-HAFÎD-İ SIDDÎK-I EKBER KÂSIM(KÂSIM BİN MUHAMMED)(R.A.)

 

   Silsile-i Sâdât’ın ikinci halkası olan Selmânu’l Fârisî (r.a.) sonra gelen ve Silsile-i Sâdât’ın üçüncü halkası olan Kâsım bin Muhammed (r.a.), Tâbiîn’den olup Hz. Ebû Bekir’in torunudur. Künyesi Ebû Abdurrahman’ dır.

Annesi, son İran hükümdarı Yezdücerd’in kızı Sevde’dir.(Hz. Ömer İran’ı fethedince esirler arasında Yezdücerd’in üç kızından biri olan Sevde ile Hz. Ebû Bekir’in oğlu Muhammed evlenmesi sonucu Kâsım dünyaya geldi).

Hz. Osmân’ın hilafeti devrinde doğan Kâsım bin Muhammed (r.a.), Mısır vâlisi olan babası şehit edilip küçük yaşta yetim kalınca halası ve mü’minlerin annesi Hz. Aişe vâlidemizin yanında büyüdü. Ondan fıkıh öğrendi ve hadîs-i şerîf rivâyet etti.

Tâbiîn’in büyüklerinden ve Medîne’deki Fukahâ-i Seb’a (yedi fakîh)’dan biridir.

Hadîs ilminde güvenilir bir râvî, âlim, fakîh ve takvâ sâhibi idi. İki yüz hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Hz. Aişe, İbn-i Mesûd, İbn-i Abbâs, Ebû Hüreyre, Zeyneb bint-i Cahş (r.anhüm) gibi sahâbeden hadîs rivâyet etmiş, Tâbiin de kendisinden hadîs rivâyet etmiştir.

Hac veya umre için kutsal topraklara giderken, Hicrî 106 (m. 724) yılında, 72 yaşında Mekke ile Medîne arasındaki Kudeyd denilen yerde vefât etmiş, vefatından önce gözlerini kaybetmiştir.

Bazı Sözleri;

“Kişinin günahlarını hafife alması en büyük günahlardandır.”

“Resûlüllâh’ın (s.a.v.) Ashâb’ının ihtilâfı, insanlar için bir rahmettir.”

“Kişinin,Allâh’ın farz kıldıklarını öğrendikten sonra cahil olarak yaşaması, bilmediği hususlarda fetva vermesinden daha hayırlıdır.”

KÂSIM BİN MUHAMMED’in vefat ettiği yer.