Kuveyt’in Filistin-İsrail Politikası
Kuveyt’in Filistin-İsrail Çatışmasındaki Politikaları
Kuveyt, Körfez ülkeleri arasında Filistin’i destekleyen ülkelerin başında gelmektedir. Filistin meselesinin başlangıcından itibaren Kuveyt hükümeti ve halkı, Filistinlileri desteklemiştir. Kuveyt tarafından toplumsal alanda Filistinlilerle iyi ilişkiler kurulmuş ve Filistin’in siyasi sorunlarının çözüm ihtiyacı dile getirilmiştir. Topraklarına yoğun Yahudi göçünün ardından yurtlarını terk etmek zorunda kalan Filistinliler bölgede birçok ülkeye göç etmişlerdir. Filistinlilerin göç ettiği ülkelerde biri olan Kuveyt, sorunun ilk zamanlarından beri binlerce Filistinliye ev sahipliği yapmaktadır ve Filistinliler Kuveyt toplumunun önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu durum, Filistinliler ile Kuveyt arasında kuvvetli bağların kurulmasına neden olmuştur.Örneğin; Filistinli göçmenlerin Kuveyt’e yerleşmesinden önceFilistin’de Yahudilerle sorunların yaşandığı dönemde 1936’da Kuveyt’te bir grup tüccar aile Filistin’e destek komitesi kurmuş ve Filistin’e yardım etmeyi amaçlamışlardır. O yıllarda İngiliz yönetimi altında olan Kuveyt’te Filistin’e destek olmak için devlet çapında etkin politikalar yürütülememiş olsa da halkın Filistin yanlısı duruşu dikkat çekmiştir (Çavuşoğlu, 2022:19). Günümüze bakıldığında Kuveyt’in siyasi yapısı diğer Körfez monarşilerinden biraz farklı farklıdır. Siyasette muhalefetin kendine yer bulabildiği, daha katılımcı bir yapı görülmektedir. Bu yapının oluşmasında Filistin meselesinde olduğu gibi halkın etkili faaliyetlerde bulunmasının payı vardır. Kuveyt’te siyasi katılımın olduğu işlevsel bir meclis mekanizmasının varlığı günümüzde de devam etmekte ve meclisin Filistin’e desteği görülmektedir.
Kuveyt’in Filistin’e en önemli desteği veren ülkelerden biri olmasında en başından beri çok sayıda Filistinli göçmene ev sahipliği yapmasının ve Filistinlilerin Kuveyt’in devletleşme sürecinde önemli rol oynamasının etkisi oldukça fazladır. Filistinlilerin yoğun olarak gittiği ülkelerden olan Kuveyt’e bakıldığında Filistinliler bu ülkede istihdam imkanına ulaşmış,yalnızca işçi olarak çalışmamış; bürokrasi, eğitim, sağlık gibi yetkinlik gerektiren sektörlerde de çalışmışlardır. Kuveyt’in devletleşme sürecinin ve sosyo-ekonomik gelişiminin önemli bir parçası olmuşlardır. Filistin-İsrail çatışmasında süreç içerisinde göç dalgaları olmuştur: 1948 Arap-İsrail Savaşı, 1967 Arap-İsrail Savaşı (Altı Gün Savaşı) ve 1973 Arap-İsrail Savaşı (Yom Kippur ya da Ramazan Savaşı) sonrasında Filistinliler topraklarını terk etmek zorunda kalmıştır (Çavuşoğlu, 2022:21).
Körfez ülkelerindeki Filistinli nüfus Ortadoğu’da kontrolü kaybetmek istemeyen İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de dikkatini çekmektedir. ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı’nın (CIA) “Körfez’de Filistinlilerin Varlığı” konulu raporlar yayınladığı görülmektedir. Bu raporlarda Körfez ülkelerinde Filistinli nüfusa dair verilere yer verilmiş ve ülkelerdeki duruma dair analizlerde bulunulmuştur. 1983 verilerine göre Körfez ülkelerinde toplam 550 bin Filistinli göçmen kayda geçmiştir (Çınkara veBölükoğlu, 2020:85). Irak’ı Kuveyt’i işgali öncesine bakıldığında 1990’da yalnızca Kuveyt’teki Filistinlilerin sayısı 400 bini bulmaktadır (Çavuşoğlu, 2022:22). CIA’inraporlarında Filistinlilerle göç ettikleri ülkeler arasında karşılıklı kazanımların bulunduğu, Filistinlilerin yaşayacak bir yer karşılığında ekonomik gelişime katkıda bulunduklarına yer verilmiştir. Ülkelerde Filistinli nüfusun artmasın Batı devletlerine göre Körfez ülkeleri için tehdit oluşturmaktadır fakat Filistinlilerin ülkelerden çıkarılmasının da önemli sorunlara yol açabileceği kabul edilmektedir. Özellikle BAE ve Kuveyt’te Filistinliler ülke için önemli sektörlerde çalışmakta ve nüfusun önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Filistinlilerin toplumun ve devletin önemli bir parçası olmasına karşın Kuveyt’te vatandaşlık alan Filistinlilerin sayısı oldukça azdır ve bazı haklardan uzaktır. Her ne kadar durum böyle olsa da genel olarak Körfez ülkelerinin vatandaşlık politikalarının çok sıkı olduğu göz önünde bulundurulduğunda Kuveyt’teki Filistinli göçmenler sosyal haklara sahip olma ve bürokrasiye katılım açısından oldukça iyi konumdadır (Çınkara ve Bölükoğlu, 2020:86).
Kuveyt Filistinlilere yalnızca ev sahipliği yapıp topluma entegre ederek destek olmamış, Filistin meselesinde siyasi ve ekonomik olarak da Filistinlilere destek vermiştir. Filistin-İsrail çatışmasında 1967 yılına gelindiğinde Arap devletlerinin yenilgisiyle sonuçlanan Arap-İsrail savaşı bölge ülkelerinde Filistin’e desteğin artması ihtiyacını oluşturmuştur. 1961’de İngiltere’den bağımsızlığını kazanan ve devletleşme/kimlik inşası sürecinde Arap milliyetçiliğinin yoğun etkisinde olan Kuveyt, savaşta Mısır’a askeri destekte bulunmuştur. Savaş sonrasında Arap Birliği Zirvesinde Kuveyt, Filistin’e 55 milyon dolar yardım yapmıştır(Çavuşoğlu, 2022:20). 1973’te gerçekleşen Arap-İsrail Savaşı’nda petrol ihraç eden Arap devletleri İsrail’e destek veren ülkelere petrol ambargosu uygulayarak “petrolü bir silah olarak kullanmışlardır” ve Filistin’i destekleyici duruşlarını sağlamlaştırmışlardır (Çavuşoğlu, 2018:10). Bu politika Körfez ülkelerinin petrole dayalı ekonomilerini güçlendirmelerine de neden olmuştur. Ekonomilerinin gelişmesiyle Kuveyt gibi Filistin’e maddi destek veren ülkelerin destek miktarları da artmıştır.
Kuveyt, Filistin meselesinin kurumsallaşmasında da ön plana çıkmaktadır. Kuveyt’e göç etmiş olan Yaser Arafat 1957’de el-Fetih örgütünü Kuveyt’te kurmuştur. Sonrasında da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Kuveyt’te resmi varlığı devam etmiş ve Kuveyt hükümeti tarafından maddi olarak da desteklenmiştir. Kuveyt’in FKÖ’yü Filistin’in resmi temsilcisi olarak tanıması o dönemde Filistin mücadelesine verilen önemli bir destektir. 1991 yılına gelindiğinde Kuveyt için oldukça yıkıcı etkileri olan Irak’ın Kuveyt’i işgali yaşanmıştır. Bu olay Kuveyt’in Filistin ile ilişkilerinde olumsuzluklara yol açmıştır çünkü FKÖ, işgal sırasında Saddam Hüseyin’e tepki göstermemiş, bu durum Kuveyt halkında olumsuz etkiye yol açmıştır. Bu gelişme paralelinde ve düşen petrol gelirlerinin etkisiyle ekonomik sıkıntı yaşayan Kuveyt, Filistinli göçmenlerin sayısında sınırlamaya gitmiş ve bazı Filistinliler Kuveyt’ten ayrılmak zorunda kalmışlardır (Çavuşoğlu, 2022; Çınkara ve Bölükoğlu,2020).
1990 sonrasında ilişkileri zedelenen Kuveyt ve Filistin arasında 2000 sonrasında yeniden iyi ilişkiler görülmüştür. Özellikle 2020’ye gelindiğinde bölgede İsrail’le normalleşme adımları bazı devletlerce hız kazanmıştır. Bu durum karşısında Kuveyt, Filistin’e destek veren duruşunu pekiştirmiştir. Kuveyt’te bakanlar kurulu Filistinlileri desteklediklerini açık bir şekilde bildirmişler ve Kuveyt meclisi de İsrail’le normalleşmenin yasaklanması yönünde bir kararın çıkmasını amaçlamıştır (Çavuşoğlu, 2022:30). Yine Kuveyt tarafından İsrail’le normalleşmeye karşı bir konferans düzenlenmiş, İsrail’e karşı boykot çağrılarına öncülük etmiştir. 7 Ekim’de HAMAS’ın İsrail’e gerçekleştirdiği operasyon sonrasında İsrail’in, Filistin’e özellikle Gazze’ye yönelik şiddetini arttırmış olması neticesinde Kuveyt’in Filistinlilere olan desteğini pekiştirdiği görülmüştür. Bu saldırılar sonrasında Kuveyt’te İsrail’e desteğini beyan edenler cezalandırılmış ve Kuveyt’e İsrail karşıtı siyasi duruşun en kuvvetli olduğu ülkelerden biri olmuştur (Rakipoğlu, 2023; Ereli, 2023).
Yazar: Nursena Bayraktepe
