Ahmed Bîcân’ın Eserleri-Kısaca
- Envârü’l-Âşıkîn
Şairin dinî içerikli, didaktik üslup ile yazılmış önemli bir eseridir. Eserin günümüze ulaşan 152 nüshası bulunmaktadır ve Ahmed Bîcân’ın en meşhur eseridir. Hacı Selim Ağa, Süleymaniye ve Peşrev’de bulunan nüshalar en eski nüshalarıdır. Envârü’l-Âşıkîn, yazıldığı dönemde Osmanlı’da çok ilgi görmüş ve kıraat meclislerinde çokça okunmuştur. Türk nesir tarihinin mihenk taşlarından sayılan bu eser, özellikle peygamber sevgisi ve siyer tarihini külfetsiz, çok anlaşılır bir Türkçe ile anlatan eserlerden kabul edilir. Ahmed Bîcân, Envârü’l-Âşıkîn eserini yazma sebebini üç gerekçe ile açıklar: Efendimizin şefaatine nail olabilmek için, Ağabeyinin, “Bizim ilin kavmi dahi ma‘ârifden ve envâr-ı ilmden fâide görsünler.” diyerek Megâribü’z-Zamân’ı Türkçeye çevirmesini rica etmesi, Ehlullah’tan bir cemaatin gelip şairden şikâyet etmesi ve bir kitap yazması gerektiğinim söylemesi. Bu üç gerekçe üzerine Ahmed Bîcân en meşhur kitabı Envârü’l-Âşıkîn’i yazmıştır. Ahmed Bîcân, seci sanatını ustalıkla kullanan bir yazardır. Bundan dolayı kitaplarına hamdele ve salvele ile başlar. Eserinde kelâm, fıkıh, tefsir, hadis ve tasavvuf ilimlerini kıyas eder ve tasavvuf ilminin diğer ilimlerden üstün olduğunu vurgular. Osmanlı döneminde on yedi baskısı yapılan bu eser, Cumhuriyet döneminde de sadeleştirilip birçok kez yayımlanmıştır. Eser beş ana bölümden oluşur:
- Varlıkların tertibi ve düzeni üzerinedir. Bu düzeni İbn Arabî’nin ilim çerçevesinde ele alır.
- Allah’ın büyük peygamberlere hitabı üzerinedir ve Kısas-ı Enbiyâ türüne girmektedir.
- Allah’ın meleklere vahyettiği bölümdür.
- Allah’ın kıyamet günü insanlara nasıl hitap edeceğini anlatır.
- Allah’ın en yüce makamdaki kelimeleri hakkındadır. Burada sekiz cennet ve onların özellikleri, müminlerin cennete girdikten sonra sırasıyla nerelere uğrayacakları hakkında bilgiler verilir.
- Dürr-i Meknûn
15. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış, dinî, tasavvufî ve efsanevî nitelikte bir eserdir. Dünya ve evrenin yaratılışı, coğrafya, kozmografya, peygamber kıssaları ve kıyamet tasvirleri gibi konuları ansiklopedik biçimde işler.
- Acâyibü’l-Mahlûkât
Zekeriyâ bin Muhammed el-Kazvînî’nin (öl. 682/1283) aynı adlı eserinden Türkçeye kısaltılarak yapılmış tercümesidir. 857/1453 tarihinde Gelibolu’da tamamlanmıştır. Bu metin de ansiklopedik özellik taşır. Dört büyük melek, sabit ve seyyar yıldızlar, burçlar, günler, aylar, denizler, canavarlar, çeşmeler, bitkiler, cinler, yiyecekler gibi konuların yer aldığı eser üzerine bir mezuniyet tezi yapılmıştır.
- Müntehâ
1453’te tamamlanmış, bazı nüshalarda 1465’te gözden geçirildiği anlaşılan bir eserdir. Uğur, Abdullah, “Envarü’l-aşikin(Ahmed Bican), Marmara Üniversitesi, (Erişim Tarihi 5 Kasım 2025)Ahmed-i Bîcân, Yazıcı-zâde Mehmed’in İbnü’l-Arabî’nin Füsûsu’l-Hikem şerhi üzerine yazdığı Arapça açıklamayı Türkçeye çevirmiştir. Otuz fasıldan oluşan eserde peygamberlerin makamları, Hz. Peygamber’in hayatı, miraç, cennet-cehennem ve çeşitli dinî konular ele alınmıştır.
- Bostânü’l-Hakâyık
Ahmed-i Bîcân’ın babası Yazıcı Sâlih’in Şemsiyye adlı mesnevisini nesre çevirmesiyle oluşmuş, 1466’da tamamlanmış bir eserdir. Melhame veya Mülheme olarak da bilinen bu eserde astroloji, astronomi ve meteoroloji konuları işlenmiştir.
- Cevâhir-nâme
Ahmed-i Bîcân’a ait, Türkçe yazılmış tek manzum cevâhir-nâme örneğidir. Aruzun fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün kalıbıyla yazılan 41 beyitlik mesnevide altın, yakut, elmas, zümrüt, mercan gibi değerli taşların özellikleri anlatılır. Eserin altı nüshası tespit edilmiştir.
- Rûhü’l-Ervâh:
Adı farklı şekillerde (Ravhu’l-Ervâh, Ravzatü’l-Ervâh vb.) anılan, ancak nüshası bulunmayan bir eserdir; muhtemelen Envârü’l-Âşıkîn’in bir bölümü olabilir. Ahmed-i Bîcân, dinî ve tasavvufî nitelikte eserler yazmış; telif yerine tercüme ve derleme yöntemini tercih etmiştir. Halkın anlayabilmesi için sade Türkçe kullanmış, amacı ise halka dinî bilgileri anlaşılır şekilde ulaştırmak olmuştur.
