Cumartesi Yalnızlığı

Cumartesi, yalnız kalmayı ve yalnız olmayı istemek için en son seçeceğiniz gün olmalı. Günlerin nedensiz mutluluklarla bir ilgisi olmalı ama Cumartesinin yalnız insanlar için ayrı bir mutsuzluk tarafı var.

Ekseriyetle herkesin tatilinin başladığı gündür Cumartesi, evvelsi gün son iş günüdür; ertesi günse yine tatil. Bir yanda koca bir haftayı geride bıraktığınız için mutlusunuzdur, diğer yanda ertesi günün en azından tatil olduğu hissi sizi hiçbir şey olmasa bile mutlu edebilir. Fakat yalnız insanlar için Cumartesi, onca kalabalığın arasında, hiçbir şeye aldırmadan yoluna bakma günüdür.

Dışarıda hayat vardır; heyecan, renk, iklim. Fakat dışarı çıkmak için bir nedeniniz yoktur. Çay? İkincisi yok. Okey? Dördüncüsü yok. Spor? Onun da şimdi esamesi okunmaz. Spor zaten başlı başına mutsuz insanların tercihi değil mi?

Yataktan kalkmak zorunda hisseder ama yataktan kalmak için zorunda olmanın dışında bir neden bulamazsınız. Birtakım biyolojik ihtiyaçlar; kahvaltı, su, sigara vs. ancak yatağınızdan kaldırır.

Bir an önce hafta içi gelsin dersiniz ama önünüzde koca bir Pazar vardır. En azından işle meşgul olmak, sizi yalnızlığınızla biraz daha az yüzleştirmeye yarıyor. Belki işkolik insanlar, en çok yalnız kalanlar?

Müzik dinlemek? Hepsi zaten birisine yazılmamış mı? O sevmiş, yazan ayrılmış. Eninde sonunda bir ikilik var. Ya sizde? Hiçbir şey yok. Siz, siz ve yine görmekten usandığınız siz.

Bir kamyonun arkasında kaybolan uğultu gibi akan kalabalığın arasında bilinçsiz bir baş kayması ile volta attığınız kenar mahalle ve cafcaflı sokak ya da caddelerin sonu, başınızı soktuğunuz ve yalnızlığınızın menbaı olan evinize dönüyor ve siz bu rutin alışkanlığınız her seferinde aynı sonuca çıkmasına rağmen yinelemekte ısrar ediyorsunuz. Belki bu ısrar sizi hayatta kalmaya muktedir kılan en önemli duygu?

Cumartesi yalnızlığı, yalnızların tiksindiği bir gün. Etinden kemiğinden tiksindiği bir gün hem de.