Araştırmayı Sevmiyoruz!

Bir kaç sene önce gezi dolayısıyla  Ürgüp’ten Avanos’a gitmek için bindiğimiz bir mini otobüste oldukça yaşlı (+60) bir turist tam önümüze oturdu -tabi biz telefonla uğraşıyoruz- ama o turist  önüne  haritayı açtı sonrasında gezi kitabını karıştırmaya başlayınca arkadaşımla göz göze geldiğimizi hatırlıyorum. Bizde ki eksiklik neydi? Diye döndükten sonra çok düşündüm. Ama şuan anladığım tek şey var ki… Araştırmayı, okumayı, bir konuya tam vâkıf olmayı başaramıyoruz… Bakın yaşlı bir turist demiştim, ki bizim +60 yaşlılarımız “amann yavroouumm ben oralara gidem”  diye bize nazlanmaktan başka bişey yapacaklarını zannetmiyorum. Bir şehri gezerken hiçbir şeyini atlamadan haritayı açacak kadar ince ince gezmek başarabildiğimiz şey değil sanırım. Ve bunu Türkçesi olmadan az buçuk kelime dağarcığıyla yaptığını görünce daha da hayret verici oldu bizim için. Şöföre haritayı götürdü sonunda ve oradan anlattı bişeyler. Biz de  “heyy gidi heyy” dedik tabi… Şimdi düşündüm de benim anneannem hiç bilmediği bir ülkeye gidip haritayla dolaşacak… Neyse…

 

Burada turist Avrupalıları övüp, bizi yermiyorum, ama eksiğimiz var diyorum.

Sahil kenarlarında, tatil köylerinde güneşlenmeyi, topraklarımızı tanımaktan daha üstün tutuyorsak bu benim zoruma gider. Sizin de öyle mi bilemiyorum.

Ya da tarihi yerleri gezerken bilinçsizce geziyorsak. Bu da eksiklik…

 

Sadece bu gezi konusunda da değil çoğu konuda  bu dertten muzdaribiz. Sevmiyoruz! Araştırmayı, açıp  kitap okumayı… Hayatında bir tane bile roman okumamış ya da kitap okumamış insanlar biliyorum… Ne yazık ki… Sade bir şehirde sade bi meslek sahibi olup, insanlığa yarar sağlamadan “bana değmeyen yılan bin yaşasın” anlayışıyla yaşamayı tercih ediyoruz… Daha fazlasını istemiyoruz. Hani diyorum insanlığa faydamız olsun diye, kıyıdan köşeden bilgiler kapıp bunları  inançlarımız doğrultusunda harcamıyoruz.

Tabi zararı bize dokunuyor sonunda. Belki de bazı şeylerden bu sebepten geri kalıyoruz…