Asgari Ücretle Nasıl Geçinilir?

Asgari ücret, bir çalışanın alacağı en düşük rakamı ifade eden bir tanım. Çalışanlar en az asgari ücretle çalışırlar ve asgari ücret, çalışanların kendilerini ya da ailelerini geçindirmeleri için çalıştıkları şirketler tarafından verilen bir maaştır. Peki asgari ücretle nasıl geçinilir? Asgari ücretle ay sonu getirilir mi? Asgari ücret alan biri ailesine ne derece bakabilir. Biraz eleştirel biraz kara mizahla bu konulara değineceğiz.

4 kişilik bir aile, her gün simit yese ve çay içse, aylık masrafı tam tamına 1080 lira yapıyor. Simite 1 lira; çaya 2 lira desek, üç öğün de simit-çay yeseler tam tamına 1080 lira. Neden simit-çay? Elbette bu masraf kilere harcansa çok daha ekonomik olacaktır. Biz durumun, ekonominin ve geçinmenin ne kadar zor, güç ve imkansız olduğunu göstermek için böyle bir rakam ortaya çıkardık.

Eğer öğrenci değilseniz ulaşım gerçekten pahalı olabiliyor. Örneği İstanbul’dan verelim. Yetişkinler için bir basım 2,60 kuruş. En iyi ihtimalle eve tek vesayetle gidip gelen bir bireyi düşündüğümüzde 25*5,2=130 TL. Hadi iki vesayetle gidip gelsin ve tam aylık mavi kart yapsın: 205 lira. İstanbul’da ulaşıma vereceğiniz en düşük ücret 130 TL; en yüksek 205 lira.

Asgari ücretle çalışan bir kişi, ay sonunu getirmekte zorlanacak mıdır? Elbette.

Dışarıda yaşam çok pahalı artık. Dışarıya adım attığınız anda masraflar sizi bekliyor. Bir yerden bir yere gitmek, bir yerde bir şeyler yapmak ve dahi kısaca şey para. Dolayısıyla bireyin kendi ihtiyaçlarından kısarak yaptığı harcamalar da belirli bir düzeye ulaşıyor.

Asgari ücretle çalışan bir kişinin yemek, ulaşım ve kira dışında diğer tüm harcamaları lüks. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde olduğu gibi üçgenin tabanı olan temel gereksinimleri karşılayan birey, bunun bir tık fazlasını gerçekleştirdiği zaman “lükse” girmiş oluyor.

Ülkemizde sadece bekarlar ya da çocuksuz aileler yok. Tüm bu şartları iyice ekstrem hale getiren “çocuk” faktörü de var ki başlı başına bir masraf; bezi, erkekse sünneti, kıyafeti, okul masrafları…

Öte yandan asgari ücretle çalışan bireyin nasıl geçinileceği soruna ne kadar alternatif senaryo sunarsak sunalım hiçbir şey “evdeki hesap çarşıya uymaz” olacaktır. Ne kadar hesap yaparsanız yapın bir yerde hiç beklemediğiniz masraflar baş gösterecektir.

Asgari ücretin artık kimin asgari ücreti olduğu tartışılır. Asgari ücret bekar, ailesinin yanında yaşayan ve kira gibi bir derdi olmayan kişiler için belki iyi bir rakam olabilir. Ama bu tip bir kişi dışında asgari ücretin kimseye yettiği yok.

Tabi bir de birikim meselesi var. Asgari ücretle çalışan bir kişi, geleceği için birikim yapmak zorunda. Aldığı ücretle bunu yapabilir mi? Neredeyse imkansız.

İnsanın bir şeyden kısıp diğer bir şeye yatırım yapması da ne kadar mantıklı tartışılır.

Ben ülkemizde hastalıkların, kanser, kalp ve diğer kronik hastalıkların başlıca kaynağının bu olduğunu, bireylerin ekonomik olarak iyi durumda olmamalarından kaynaklandığını düşünüyorum. Zira istatistikler bunu kanıtlıyor. Gerçekten de Türkiye’de yaşayan insanların çoğu iyi bir ücretle çalışıyor olsaydı, bu yaygın hastalıklar bu kadar fazla görülebilir miydi? Tabi ki de hayır. Batı Avrupa ülkeleri bunun en iyi örneği.

Bazen iş çıkışında metrobüste sıra bekleyen insanları gördüğüm zaman, “bu kadar insanın yarısı asgari ücretle çalışıyor, bu insanlar nasıl geçiniyor” diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Konular konuyu açıyor, konu farklı yönlere evriliyor. Asgari ücret sadece ekonomik boyutlarda tezahür edebilen bir gelişme değil. Aynı zamanda bireyi zihnen ve bedenen yıpratan bir şey. Sadece asgari ücret olarak değerlendirmemek lazım. Düşük ücretlerle çalışmak da buna dahil. Çiftçiler, atanamayan öğretmenler, işsiz üniversite mezunları, özel şirketlerin zulmü altına ezilen işçiler kısacası herkes buna dahil.

Ve her şeyin kısası, asgari ücret eğer saksıda bitki değilseniz kimseye, hele bir aileye asla yetmeyecek bir ücrettir. Daha da kötüsü bir utançtır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir