Beğenilme Arzusu Uğruna…

Hepimizde olan ama çoğumuzun farkında olmadığı bir özelliği konu edinelim bugün. Neymiş peki o?

 

“Beğenilme arzusu”, çoğumuzun kullandığı sosyal medyadan örnek verecek olursak; bir fotoğraf ya da herhangi bir şey paylaştığınız olmuştur illa ki, peki paylaştıktan sonra ne yaparız? Tabi ki de bekleriz, paylaştığımız şeyin beğenilmesini bekleriz, sadece paylaşmak için paylaşanlarımız illa ki vardır, ama onlarda paylaştıktan sonra ister istemez beğenilmek isterler.

 

Kim istemez ki beğenilmeyi? Aslında buna beklenti de diyebiliriz, sonuçta yaptığımız şeylere karşılık olarak beğenilmeyi bekleriz. Kuaföre gideriz saçımızı yaptırırız beğenilmek için, sadece uzun saçlarından kurtulmak için tıraş olanlarımız da olur bunlar beğenilmek için kestirmezler belki saçlarını, ama kestirdikten sonra illa ki birilerine sorarlar “nasıl olmuş?” diye, çünkü istemeseler de beklerler, dedik ya beklenti diye.

 

Annelerimiz yemek yaparlar, “çok güzel olmuş” demezsek bir şey kaybetmeyiz onlar da üzülmezler belki, ama beklerler “eline sağlık, çok güzel olmuş” gibi basit ama mutlu edici bir cümleyi. Arkadaşımız, yakınımız çevremizden herhangi biri; yeni bir kıyafet aldığında, onu beğenmemizi bekler, aslında beğenerek almıştır ama kendi beğenisi yetmez ona, diğer insanlarında beğenmesini ister.

 

Şimdi kendimizde olan bu arzuyu düşünelim, sizin yaptıklarınızdan, saçınızdan, kıyafetinizden dolayı beğenilme arzunuz ne derece fazla, bir kıyafet alırken veya saçınızı yaptırırken beğendiğinizi mi yoksa beğenileni mi yaptırıyorsunuz? Çevremizde çokça insan görüyoruz; kendi benliklerini kaybedip, beğenilmek uğruna, beğenilen insanların taklidini yaparak yaşamlarını devam ettiriyorlar, saçından, sakalından, kıyafetinden, yemeğinden, daha birçok şeyinden. Biz de böyle insanlar olduk da farkında mı değiliz? Beğenilmeyi istemek kötü ya da yanlış bir şey değil, beğenilme uğruna yapılanlara bizim lafımız. Gerçekten kendi kimliğimizle yaşayıp yaşamadığımız da zaten ayrı bir hikâye. 200 liranın arkasında ki zât boşuna dememiş:

Zât = Yunus Emre

 

” İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

Ya nice okumaktır…“

 

Şiirin bu kadarı bile yeterli gerçi ama devamını okuduğumuzda daha da iyi anlayabiliriz kendini bilmenin ne demek olduğunu. O zaman kendimizi kısa bir inzivaya çekelim ve sorgulayalım, biz beğenilme uğruna neler yaptık? Nelerden vazgeçtik? daha da önemlisi, kime beğenilmek uğruna…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir