Çok Çalışması Çok Harcaması İçin Olan İnsanlar

Modern çağın ilkel yaşantısı: Çok çalışmak, çalıştığını ise daha çok harcamak. Günümüzün popüler hastalığı kanser veya verem değil. Asıl hastalık, çok çalışması çok harcaması için olan insanların varlığı ve daha kötüsü bu insanların çokluğudur.

Koşuşturan, dolmuş sırası bekleyen, saatlerce trafik çeken, bildirimlerine binlerce ileti gelen, altın urbalı, kömür görünümlü insanların plazalarda, ofislerde sabahın erken saatlerinden memur değilse akşamın geç saatlerine kadar makinadan farklı olarak sadece duyguları olan bir canlı olma özelliği ile çalışan yüzbinlerce insanı köylerde veya kırsalda yaşamadığınız sürece her an her yerde görebilme ihtimaliniz var. Bu mevzubahis kitlenin aracı çok çalışmak; amacı ise çok harcamak.

Kısıtlı vakitler, arta kalan vakitlerden daha fazla nasıl verim alınabilir sorusunu doğurdu. Akşam geç vakitte işinden evine gelen insanların bir an önce uyuyup, tatil değilse ertesi gün, bir sonraki güne daha dinç uyanması gerekecekti. Mesela bu kesimden insanların evlerinde patatesli kıymalı fırında musakka yapmasını bekleyemezsiniz. Ne yaparlar peki? Cep telefonlarından indirmiş oldukları restoran uygulamalarından o gün hangisini canları çekiyorsa onları söylerler veya zahmet ederek belki arayabilirler. Kurye sistemleri bu tip insanların varlığından dolayı bazı şehirlerde oldukça hızlıdır. Hizmetin kalitesini belirleyen faktör lezzet ya da sunum değil hızdır. Ne kadar kısa vakitte getirirse o kadar makuldür.

Tatillerinde ne yaparlar bu insanlar? Öncelikle en iyi ihtimalli çalışan tatili 2 gündür. Cumartesi ve Pazar. Bütün sosyal aktivitelerin yapıldığı günler özellikle bu iki gündür. İnsanları ofislere, plazalara veya türlü kurumlara hapseden sistemin mağdurlarına ikram ettiği kısıtlı ve bir o kadar da pohpohlanmış, gereğinden fazla şişirilmiş bu iki günde insanlar genellikle sinemaya gider, alışveriş yapar ve genellikle kölesi oldukları küresel veya kapitalizmin şurasından burasından bir şeyler kapmış kuruluşların kafelerinde, veya mekanlarında geçirirler.

Örneğin devasa alışveriş merkezleri bu insanlar için yapılmıştır. İçlerinde kişisel bakım ürünlerinden tutun teknolojik malzemeler satan dükkanlara kadar içlerinde herşey bulunur. Bunun tek sebebi insanlara kısıtlı olan vaktin daha çok değerlendirilmek istenmesidir. İnsanlar bilgisayar almak için ayrıca herhangi bir dükkana gitmiyor bunun yerine alışveriş merkezlerine giderler. Aynı zamanda zaten insanlar örneğin sadece bilgisayar ya da telefon almak için alışveriş merkezlerine gitmiyorlar. Tek bir iş için giden insan sayısı çok azdır. Genellikle birkaç işini aynı yerde daha az vakit harcayarak yapma isteği insanları alışveriş merkezlerine yığmış, küresel markalar ve şirketleri de daha çok alışveriş merkezi açmaya ya da daha fazla şube açmaya başlamıştır.

Şube sayıları elbette ki nüfusa bağlı olarak artar. Fakat ben bunun sebebini nüfus yoğunluğuna ya da artışına değil, hammaddeye yakınlık olarak görüyorum. İnsanlar elde etmek istedikleri şeylere gitmek istemiyor, onların ayaklarının dibine kadar gelmesini istiyorlar. Markalar için büyük bir sorun olmuyor, zaten her sokak başında bir tabela olması şu anda fastfood şirketlerinin vizyon ve misyonlarının ana maddesini oluşturuyor. Mc Donalds ve Burger King’in metropol olmuş şehirlerde, her sokak başında olması başka neyle açıklanabilirdi ki?

Kısacası insanların çok çalışması, çalıştıktan sonra elde ettiği paralarıyla mükemmel işler yapıyor anlamına gelmiyor. Modern çağın insanları en çok burada takılıyorlar. Çok çalışması gerek fakat rahat bir hayat yaşama isteği, stresten kurtulama isteği ancak emeklilik adı altında bir hayale bürünüyor. Yani insanların en erken hedefi ölümlerinden en fazla 20 yıl önceki halleri. Fakat en kötüsü ne biliyor musunuz? Çoğunluğun aslında bu gerçeği biliyor fakat elinden hiçbir şey gelmiyor olmasıdır.