Yazmak ve Konuşmak Arasındaki Fark

Her insan konuşurken aşırı derecede mükemmel, hayranlık uyandıracak biçimde akıcı ve üslubu düzgün konuşacak, konuştuğu zaman karşı tarafın ağzını açık bırakacak şekilde olmasını bekleyemezsiniz. Her insan günümüzde böyle olsaydı dünyamız çok daha yaşanabilir olur, sorunlar insanlardan çıkmazdı çünkü insanlar, insan olmanın zirvesi olan anlayışı ve dinlemeyi dolayısıyla sabrı öğrenmiş olacaktı.

Bazense insanlar mükemmel konuşmak ve harika hitap etmenin dışında olağanüstü yazılar kaleme alırlar. Bu insanlar konuştuklarında yazdıklarıyla büyük tezat oluştururlar. Yazmak ile konuşmak arasındaki müthiş fark bu insanlar üzerinden daha rahat anlaşılır. Kelimelere dans ettirir, söylenenin aksine ikincil anlamları ön plana çıkarır ve bu cümleler sizi alıp götürebilir. Yazılarındaki akıcılık ve üslup o kadar ustadır ki hayran kalırsınız. Konuşmak gibi yazmak da insan için apayrı yeteneklerden biridir.

Mesela size hem yazısı hem konuşması mükemmel bir kişi söyleyin desem ilk anda aklınıza birileri gelmez. Kabul edelim ki edebiyatçıların şiirleri ve yazıları güzel olsa çoğu zaman konuşmaları şiirleri ve yazıları kadar etkileyici ve mükemmel olmuyorlar. Siyasileri düşünseniz onların da konuşmaları bazen mükemmel olabiliyorken yazıları pek iç açıcı olamayabiliyor.

Kısaca konuşmak ayrı yazmak apayrıdır. İnsan için en önemli iletişim kaynağı olan bu unsurların etkili kullanılması durumunda çok büyük işler yapılabilir, kitleler doğru ya da yanlış yönde harekete geçebilirler. Örneğin Hitler mükemmel bir konuşmacı idi ve konuşmaları bir halkı dünya savaşına itecek kadar etkiliydi.

Konuşmaya gelince mükemmel konuşup yazmaya gelince pek eksik kalan Hitler de iki özelliğini aynı anda etkili kullanacak kadar hünerli değildi. Hitler yazı konusunda da hünerli olsaydı ne olurdu? Öncelikle Hitler  deklarasyonlar yayımlar, doktrinler açıklar ve Hitler böylece yazısıyla da kitleleri etkisi altına almayı başarabilir, savaşa katılan asker sayısında da müthiş bir artış sağlayabilirdi.

Evet, böyle insanlar çok az yani hem iyi konuşup hem de mükemmel yazı kaleme alan insanlar. Bazen konuştuğundaki etkileyiciliğini cümlelerine aksettirmede kopukluk yaşar insan ve bunu aşması pek kolay olmayabilir çünkü yukarıda verilen örneklerde de görüldüğü üzere bu bir fıtrat yani yaratılış özelliği. Evet, insan için gelişimin ve ilerlemenin sonu yok ama dünyada bazı sınırlar ve duvarlar önümüze çıkar ki bunları kolay kolay aşamayız. Aşılması güç bu duvarların tek bir aşma taktiği olmaz ve bu duvar ve sınırlamaları insan en iyi olduğu alanların uzmanlığını ve tecrübesini alarak aşmayı gerçekleştirebilir. Zaman kavramı burada yılmalar, geri dönmeler üzerinde etkilidir çünkü aşıp aşmama yapıp yapmama arasında gidip gelen insanoğlu için zaman yetenek bazında ve duvarları aşma konusunda sürekli bir kıstas olarak konulmuştur.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: