Nostalji: 2000’li Diziler

Şöyle dönüp arkamıza baktığımızda Türk dizi tarihine damga vurmuş, yıllar sonra dahi sahneleri hatırlanan diziler var. Her birisinin ayrı kitlesi, her sahnesinin ayrı bir hayranı olan bu diziler tamamen pembe dizi formatından, akşamüstü ev hanımlarına yönelik dizilere; ağır abi takılan tiplerden, okuldan bunalmış, hayatına azıcık da olsa renk katmak isteyen tiplere kadar yelpazesi geniş bir kitleye hitap etmekteydi.  Günümüz dizilerinde de bu yelpaze genişliği az da olsa var fakat geçmişin güzelliğinden midir, eskinin doğallığından mıdır bilinmez ama 2000’li dizilerin ayrı bir tadı, çok farklı bir havası vardı.

 

 

 

Acı Hayat ve Deli Yürek ile gönüllerimizde bir ağır abilik, olmayan bir sevgiliden ayrılma hislerini yaşadık. Bazen delikanlı havası ile sokaklarda Miroğlu edasıyla dolaştık. Bazen derin üzüntülere boğulduk. Acı Hayat dizisinin kanayan gülü, Deli Yürek dizisi ile Haydarinna jeneriği akıllarımızda en çok kalanlardı.

 

 

Kurtlar Vadisi şimdilerde epey çizgisinden uzaklaştı. Eskiden öyle miydi peki? Perşembe günleri merakla ve özlemle beklenir, televizyonların başına bir elde tespih ile çıkılırdı. Kimimiz delikanlılığıyla Çakır’a benzetildi, kimimiz karizması ve zekasıyla Polat’a, kimimiz de cesareti ve görünmez kahramanlığıyla Memati’ye benzetildi. Cendere müziği yıllar sonra dahi Kurtlar Vadisi’nin değişmez müziği olacaktı.

 

 

Avrupa Yakası ile epey kahkaha attığımız, eğlenceli vakitler geçirdiğimiz doğrudur. Burhan Altıntop karakteri çoğumuzun hayranı olduğu müthiş bir karakterdi. Mavi beyaz pijaması ile Gaffur bizlere en doğal gelen karakterdi. Komiklikler ve şakalar arasında çıkan gülüşme sesleri, tiplemeler ve iç mekan tasarımları en çok akılda kalanlardı.

 

Mizahi öğeleri, birbirinden ilginç öykü ve kıssaları ile yüzümüzde tebessüm oluşturan Ekmek Teknesi dizisi de yine 2000’li yılların efsaneleşmiş dizileri arasında kendine yer buluyor. Herodot Cevdet’in kahvehanede ahaliyi etrafında toparlayıp, biraz yüksekten, epey de duygusal hikayeler anlatması en çok akılda kalan görüntülerdi.

 

 

 

Başrollerinde Nurgül Yeşilçay ve Özcan Deniz gibi ünlü isimlerin yer aldığı romantik ve dramanın bol örnekleriyle büyüdüğümüz Asmalı Konak dizisi de şimdiden efsaneler arasında kendisine yer buldu. Aşk hikayesinin Amerika’dan Kapadokya’ya taşınması ve konakta türlü kıskançlıklar, çekişmeler ve entrikalar bazen televizyon başında sinirlenmemize bazen de duygulanmamıza yol açabiliyordu.

 

 

2004-2007 yılları arasında yayımlanmış Cennet Mahallesi, esasen dansöz Sultan ve kemancı Ferhat’ın birbirlerine kavuşamamalarını, mahalledeki romanların eğlenceli ve bir o kadar da doğal hallerini anlatan dizi dolmuşçusundan taksicisine; zengininden fakirine kadar her tiplemesiyle ayrı bir dünyayı temsil ediyordu.

 

 

İdealist bir öğretmen olan Afet Güçverir’in başından geçen türlü olayları, Hababam Sınıfı kıvamında bazen muzipliklere bazen de ders niteliğindeki ‘hikayeleri’ ne başvurarak anlatması, öğrencilerin de başından geçen olayları ekrana taşımasıyla farklı bir dizi olan Hayat Bilgisi’nden akıllarda kalan birçok sahne var. Onun arabası var melodisi ve Afet Güçverir’in Anadol marka arabası unutulmaz görüntülerden sadece biridir.

 

 

Başrolünde Hamdi Alkan ve Görkem Yeltan gibi isimlerin bulunduğu En İyi Arkadaşım: Cino fantastik bir çocuk komedi dizisi olmanın yanı sıra büyüklerin dahi izlediği bir dizi haline gelmişti. Cino’nun sakarlıkları ve doğal halleri en çok akılda kalanlardı. Fantastik öğelerin yer aldığı komedi dizilerinden olan Bez Bebek, Sihirli Annem ve Acemi Cadı gibi dizelere de ilham olmuş bir dizidir.

 

 

 

Başlıca benim hatırladıklarım bunlardı. Elbette ki Yarım Elma’yı, Yaprak Dökümü’nü, Kavak Yelleri’ni, Kınalı Kar’ı, Gurbet’i, Dadı’yı, En Son Babalar Duyar’ı, Yedi Numara’yı, Emret Komutanım’ı, Ihlamurlar Altında’yı, Serseri’yi ve Binbir Gece masallarını da unutmamak gerekir.

Herşeyden önce bu dizilerin yayında olduğu dönemlerde bu kadar sıkıntı ve acıların ortasında değildik ya da en azından sıkıntı çekecek ya da sırtımızda büyük yükler taşıyacak yaşta değildik. En kötü mutluyduk. Tekrar izler miyiz? Bence izlenmemeli, akıllarda hep o tozlu ama güzel hatıraları kalsın, hep aklımızda kaldığı gibi hatırlayalım.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir