Ender Gelişen Osasuna Atakları

Yarın başlayacak olan okulun verdiği kasvet bir yana, koltuklara serilen gri okul pantolonunun ve beyaz gömleğin ütü kokusuyla harmanlandığı bir odanın içinde çekyatlara serilen mütevazi yataklardan birine uzanarak izlediğim televizyon programlarından başlamasını en çok istediğim, en çok iple çektiğim programı: Avrupa’dan Futbol.

Programda Avrupa futbolundan özetler verilir maçlar izlenirdi. Ama bu programın içinde de en çok merak ettiğim takım Osasuna idi. Yendi mi yenildi mi ? Nasıl goller attı. Gerçi genellikle az gol atarlar ama ‘öz’ atarlardı.
İlk önce Osasuna nedir kimdir ondan başlayalım. Osasuna İspanya’nın vasat hatta vasatın altında sayılabilecek bir takımıdır. Taraftarı hemen hemen hiç yoktur. Ya da büyük takımlarla maç olduğunda stata akın ederler.

Bu takımın benim için yeri çok büyüktür. Benim içimde anlamsız bir sevgi vardı hep bu takıma. Zeki ama çalışmayan öğrenci gibiydi. Öyle ki bu takım geçmişinde İspanyol devlerini çokça dize getirmiştir. (Bir oyuncusu Ossasuna’nın tamamına denk olan oyuncuları barındıran devleri)

Her zaman zor bir deplasman olmuştur bu takım, devlerin korkulu rüyası, küçük bütçeli ama büyük işler yapan takım.

Tipik bir ‘kontra-atak’ takımıdır. Zira ataklarının büyük çoğunluğu kaleci degajının orta sahayı geçmesi ile filizlenir, paslaşmalar olur, kanatlara aktarılır orta açılır, bir kafa vuruşu gelir ve usta işi bir Ossasuna ‘atak’ golü meydana gelir.

Tek sorun var, bu ataklar ve sonunda meyvesi olan gol çok ‘ender’ gelişir. TRT spikerinin dediği gibi ‘Ender gelişen Osasuna atakları.’

Evet, ender gelişir ama bu ataklar ya gol olur ya Osasuna önemli bir pozisyondan yararlanamaz. Köşe vuruşu genellikle çıkmaz bu ataklardan bir de ofsayttan bayağı muzdarip bir takımdır kendileri. Ya rakip oyunculardan birisi atağı kesmek için faul yapar kart görür ya da malumunuz golle sonuçlanır.

Osasuna’nın tek sorunu bu atakların devamını getirememesi belki devamını getirmiş olsalar şimdiye en az on tane Kral Kupaları olurdu.
Osasuna her an atağa kalkabilir. Rakibi uyutur, bir fare gibi hissettirmeden içten içe kemirir, daha sonra hiç ummadığınız bir şekilde golü bulurlar mesela bir kaleci degajı ile.

Dediğim gibi Ossasuna her an atağa kalkabilir,her an bir kaç pasla golü bulabilirler.
‘Umuda’ benzer Osasuna atakları, dev bütçeli dünya takımlarına karşı dik bir duruş bir serzeniştir.

Hayata karşı bir duruştu bana göre Ossasuna atakları. Tam zihnimi kurcalayan, beni endişeye sevk eden olaylar olduğunda aklıma hep Osasuna atakları gelirdi. Bir ışık, daha çok, bir umut gibi.
Yapabildiğin, elinden gelen ne varsa yap, yüzde yüzünü ortaya koy fikrini aşılardı bana hep. Bu atak başladığında belki gol olmayacak ya da topu kaptırıp kendi kalende golü bulacaksın ama önce işe başlamak gerek.

Kaleci yine o uzun degajını diksin, top orta sahayı geçerse belki bir güneş doğar belki bir şeyler filizlenir, belki tabela değişir, kararmış,bumutsuz yüreklere bir umut ışığı doğar.
Osasuna gibi olmak lazım sizi çılgınlarca destekleyen taraftar güruhuna sahip değilsiniz, transfere her yıl milyon dolarlar bütçe ayıran bir takım değilsiniz ama onlar bütün bunların aksine, hepsinin üstüne umutla yoğrulmuş gibiydiler.

Kaleci her degajını umutla ileriye doğru sallardı, olanca kuvvetiyle topa vururken. Orta sahadaki oyuncu (topu alabilirse) umutla kanada aktarır. Sonra forvet alırdı topu umutla, bir gol atmak için.

Karşı takımdan tek fazlası her oyuncusundaki umudun oranı, rakibin tüm oyuncularından fazla olmasıydı. Belki çok küçük bir takımdı ama onları bir arada tutan bir duygu vardı duyguların bana göre en aziz olanı: Umut.
Her umutsuzluğa düştüğünüzde aklınıza Osasuna’yı getirin. İçinizdeki kaleciyi kullanın mesela, vurabildiği kadar uzağa vursun, ne kadar uzağa atarsa hedefe yakın olacak nasılsa,bsonra oyuncularınızı kontrol edin orta sahanızı, kanatlarınızı, forvetinizi.
Yılmadan, yorulmadan, usanma nedir bilmeden hep aynı heyacanla yapın bunları. Yetenekli oyuncularınız olmasına gerek yok onlara umut etmeyi öğretin.

Sonuçta kaybedebilirsiniz ama umudunu kaybetmek duygusu, mağlup olma duygusundan daha korkunçtur.
İçinizdeki Osasuna’yı her daim ayakta tutun.bBakmayın TRT spikerinin usanarak, monoton ses tonuyla ‘Ender gelişen Ossasuna atakları’ dediğine, o da sesini hep bu atakların sonunda yükseltmek zorunda kalıyordu.
Osasuna şu an alt ligte.umarım çıkar, ama siz içinizdeki Osasuna’yı sakın küme düşürmeyin. Üst lige çıkması zamanınızı alabilir.

Hiç ummadığınız anda ‘Ender gelişen Osasuna atakları’ klişesini duymanız dileğiyle ama TRT spikeri gibi bıkkın değil içten ve de asil bir sesle.

Hoşçakalın.

Murat Kocamış, 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir