Gerilimin Tırmanışı: Rehine Krizi

Ortadoğu’da dengeleri kimin ve neyin değiştireceğini belirleyen, basit değil aksine çok karmaşık ve komplike olaylar zinciri: Rehine Krizi. İran İslam Devrimi‘nden sonra ülkesinden kaçan Muhammet Rıza Pehlevi‘nin ABD’ye sığınması üzerine İran’da fanatik islamcı bir grup ABD’nin İran büyükelçiliğine bir saldırı düzenledi ve buradaki 90 personeli rehin aldı. Humeyni’nin tepkisi ilk başlarda gereksiz bir eylem olduğu yönündeydi fakat daha sonra bu hareketin politik olarak kendisine yararı olacağını düşünerek eylemi üstlendi.

 

Camp David Antlaşması‘nın imzalanmasına öncülük eden Jimmy Carter görevinin başındaydı ve bu olay karşısında ne yapacağını henüz bilmiyordu. Amerika’da rehine olayını protesto eden binlerce kişi sokağa dökülmüş ve Carter’dan bu olayı bir an önce çözüme kavuşturmasını bekliyordu. Carter ilk iş olarak ABD’de İran hesaplarının tamamını askıya alır. Bu hareket krizin çözümü için yeterli olmaz. Ambargo uygulayarak İran’ın bu krizi durdurmasını düşünür fakat bu da İran’ın geri adım atması için yeterli olmayacaktır.

En sonunda ABD, Çöl-1 adını verdiği bir operasyonla rehine krizine son vermeyi amaçlar. Nisan 1980’de başlayan operasyon beklenildiği gibi gitmez ve operasyon sırasında 8 Amerikan personeli ölür. Olay İran’da alay konusuna döner. Carter‘ın karizması halkı önünde fena halde çizilmiştir. Başkan adaylarından Reagan ise bu krizi fırsat bilerek seçimlerde bunu bir koz olarak kullanmaya başlar.

Reagan güvendiği birkaç adamına özellikle Körfez Harekatını başlatacak olan George Bush‘u bu krizi çözmek için görevlendirir. İran’da bir dizi temasların sonucunda Humeyni rehineleri serbest bırakmaya yanaşır. İlk başlarda temaslar sırasında tarafların hangi konularda uzlaştığına dair en ufak bir bilgi yoktur.

Bu sırada ABD’de seçimler yapılmış ve Cumhuriyetçi Başkan adayı Reagan seçimlerden zaferle ayrılmıştı. Demokrat Başkan Jimmy Carter‘ın siyasi bağlamda başarısız olması ve Reagan’ın rehine krizinde başarı sağlanacağına dair ABD halkına teminat vermesi etkili olmuştur.

39. ABD Başkanı Jimmy Carter

Rehinelerin İran’dan uçağa bindirilip ABD’ye götürülmesi kararlaştırıldı. Bu arada Jimmy Carter son konuşmasını yapmak üzere halkın önüne geçer. Seçimi kaybetmenin üzüntüsünü derinden yaşayan Carter hiç olmazsa bu krizi çözerek az da olsa iyi bir intaba ile görevinden ayrılmak istiyordu. Konuşması başladığında Tahran-Washington arasında yoğun bir telefon trafiği vardı ve rehinelerin uçaklarının kalkıp kalkmadığına dair bilgi bekleniyordu. Carter olabildiğince konuşmasını uzattı fakat beklenen telefon gelmedi. Konuşmasını bitirdiğinde halkın nazarından sıfır imajla ayrılan Carter, konuşmasını Cumhuriyetçi yeni başkan Reagan’a bıraktı. Reagan kürsüye çıkar çıkmaz rehine krizinin sona erdiğini ve rehinelerin uçaklarının Tahran’dan kalktığını bildirdi.

40. ABD Başkanı Ronald Reagan

Carter’ın konuşması sırasında verilmeyen rehinelerin Reagan’ın konuşmasına başlar başlamaz verilmesi aslında Humeyni’nin ABD’yi ‘ti’ ye aldığının göstergesi olarak yorumlayan bazı çevreler aynı zamanda bir ABD başkanının tabiri caizse maymuna çevrildiği bir olay daha yoktur. 444 günlük rötardan sonra çözüme kavuşulan Rehine Krizi arkasında pek çok cevaplanması gereken sorular bıraktı.

Reagan’ın gönderdiği heyet, İran ile hangi konular üzerinde konuştu, ne vaat etti, ne söyledi? Carter’ın başkanlığından rahatsız olan bir grubun çalışmaları sonucu mu Carter görevinden alıkonuldu? İran gerçekten Amerika karşıtı bir devlet miydi ? Yoksa çıkarları gereği Amerika ile masaya oturacak kadar pragmatik bir devlet miydi ? Kriz aslında pek çok sebebin mümessili olmuştur. İran-Irak Savaşı’nın, İran-Kontra Olayının, Körfez Savaşı’nın ve bu olaylardan çıkan tüm meselelerin başmimarı olarak Rehine Krizi öne çıkmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir