Eşref-i Mahlukat Nedir? Kimdir?

Eşref-i mahlukat. Arapça sıfat tamlaması. Eşref ve mahlukat kelimelerinin birleşmesi sonucu oluşan bu tamlama ne anlama geliyor? Eşref-i mahlukat tamlaması ile kim kastedilmektedir? Kısaca Eşref-i Mahlukat.

Eşref-i Mahlukat Ne Demek?

Arapça bir tamlama olan eşref-i mahlukat kelimesini oluşturan kelimelere bir göz atalım:

Eşref

Şerefli, şeref sahibi gibi anlamlara gelen “Eşref”, tahmin edildiği gibi “Şeref” sözcüğünden türemiştir.

Mahlukat

Çoğul. Yaratılmış olanlar, yaratılanlar. Canlı veya cansız bir yaratıcı tarafından yaratılan, can verilen tüm şeyler anlamlarına gelir. Aynı kökten türeyen kelimelere bakalım:

Mahluk: Yaratılan (tekil)
Halk: Yaratmak, halk etmek
Halık: Yaratan, yaratıcı

Balık bilmezse halık bilir atasözünde bahsi geçen “halık” söz konusu kelimeden türeyen ve anlamı “yaratıcı” olan bir sözcüktür.

Eşref-i Mahlukat Nedir?

İki kelimeyi ayrı ayrı ele aldığımız zaman karşımıza “yaratılanların en şereflisi” veya “yaratılmış olanların en şeref sahibi olanı” gibi anlamlar karşımıza çıkar.

Eşref-i Mahlukat Tabiriyle Kim Kast Edilir?

Eşref-i mahlukat, insandır. İnsan, yaratılanların en şereflisidir.

İsmet Özel Amentü

İnsan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.

 

Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: