Eylemsizlik Önyargısı Nedir?

Eylemsizlik, eylemden daha masumdur. Bir şeyi yerine getirmek için kararsız kalmak ya da beklemek, bir şeyi yerine getirmekten daha az sorumluluk ister. Neden böyledi sorusunun cevabı ise şudur: Bir olaya ya da gelişmeye aktif olarak müdehalede bulunmak, olayın ya da gelişmenin sonuçlarına doğrudan etki edecektir. Bu ise insanların sorumluluğu anlamına gelir. Kimse sorumluluk almak istemeyeceği için eylemsizlik, en masum kararlardan biri haline gelir.

Eylemsizlik önyargısı denilen kavram ise, eylemin yapılması halinde öngörülen sonuçlarını, eylemsiz kalmaktan daha kötü olacağına dair bir inançtır. Örneğin bir tenisçi var ve adı Can, Türkiye’de ün yapmış, en iyi tenisçi, yarın öğlen maç yapacağı kişi de dünyaca ünlü Federer. Bu ikili maçtan bir önceki gün akşam yemeğinde bir araya gelirler ve yemek yiyeceklerdir. Can, Federer’in acıdan hoşlanmadığını ve acıya alerjisi olduğunu bildiği halde, menüdeki salatalarda acı biberlerin kullanıldığını Federer’e söylemez ve üstüne salatanın çok lezzetli olduğunu ve kesinlikle tatması gerektiğini söyler. Böylece Can, Federer’in rahatsız olacağını ve maça çıkamayacağını ya da maça çıksa dahi kaybedeceğini düşünür. Bu ilk senaryo eyleme örnektir.

İkinci senaryoya ise şu şekildedir. Can, yine gerçeği bilir fakat Federer’e söylemez. Bir ihtimal çerçevesinde Federer’in menüdeki salatayı söyleyeceğini düşünür. Böylece sonuç yine değişmeyecek ve Federer rahatsızlanacaktır.

Bu iki senaryo, 1991 yılında Amerikalı psikologlar Marc Spranca, Elisa Minsk ve Jonathan Baron tarafından bir grup üzerinde uygulanmış ve deneye katılan her üç kişiden biri, Can’ın ilk senaryoda suçlu olduğunu dile getirmişlerdir. Oysa ikisi de aynı sonuçtur.

İki senaryoyu da incelediğimizde, ikisinin de özünde kötü olduğu bir gerçektir. Fakat insanlar bir olay ya da durum karşısında hep eylemsiz kalmayı, eylemi yapmaya tercih ederler. Bu duruma ise eylemsizlik önyargısı denir. Kişilerin eylemsizlik kararı almasının en önemli nedeni sorumluluk duygusunu, dolayısıyla, suçluluk duygusunu azaltmak isteğidir.

Şimdi şu soruları, bu durumlarda sormak gerekir.
– Gerçekleri içimizde saklayıp, kimseyle paylaşmamak mı kötüdür? Yoksa yalan söylemek mi?
– Bilgiyi saklamak suç mudur?