Olumsuzluk Önyargısı Nedir?

Eski bir Rus atasözü şöyle der: “Bir kaşık zift, bir fıçı balı berbat edebilir ama bir fıçı ziftin içindeki bir kaşık bal hiçbir fark yaratmaz.” Çoğumuzun akının bir köşesinde olumsuz düşünceleri, olumsuz önyargıları vardır. Bu olumsuz düşünceler ve önyargılar her zaman için olumlu düşünce ve önyargılardan daha net hatırlanır ve çok daha keskindir. Yani bir deyişle, tatsız olaylar zihnimizde hep daha berraktır.

Örneğin çocukluğunuzda bir köpek tarafından ısırılırsınız ve ilerleyen yaşlarınızda, köpeklerden sürekli kaçar, hatta nefret edersiniz. Birileri size, sizde gördüğü bir olumsuzluğunuzu söylediğinde bunu aklınızdan hiç çıkaramazsınız. Söylenilen bu olumsuz bildirim, daha sonra söylenen tüm olumlu bildirimlerin önüne geçecektir. Örneğin patronunuz yanınıza gelip, bir özelliğinizi değiştirmeniz gerektiğini söylediğinde, bu sizin diğer tüm olumlu yönlerinize gölge düşürecektir.

Arkadaşınızla bir iddiaya girdiğinizde ve iddiayı kaybettiğinden ruh haliniz, farklı bir iddiayı daha sonra kazandığınızdaki ruh halinizden kat kat daha güçlüdür. Amerikalı profesör Roy Baumeister, 2001 tarihinde çıkarmış olduğu “Korku İyiden Güçlüdür” adlı kitabında, yalnızca bir olumsuz eleştirinin meydana getirdiği hasarı, ancak beş olumlu yorum veya iltifatla düzeltilebileceğini ifade etmiştir.

İnsan hafızası seçicidir ve olumsuz olayları, olumlu olaylardan hep daha iyi ve net hatırlar. Yalnız şöyle de bir gerçek vardır: Olumsuzluk önyargısını taşıyan insanların hayatta kalma ve mücadele etme yetenekleri, taşımayan insanlara oranla daha fazladır. Bir olumsuzluğun tespiti, olumsuzlukları önemsemeyip, bırakan insanlara göre, oldukça önemli bir işlevdir. Fakat her şeyde olduğu gibi olumsuzluk önyargısında da aşırıya kaçmamak gerekir. Düşüncelerinizi olumsuzluk üzerine odaklamak yerine, olumlu yönler ve bakış açılarında odaklayın.