Fuzûli Kimdir? Hayatı Hakkında Bilgiler

Bugünkü yazımızda Türk Edebiyat tarihi için önemli bir isim olan Fuzuli’nin hayatını ele alacağız. 

Fuzuli kaç yılında nerede doğmuştur? Fuzuli’nin değeri yaşadığı çağda bilinmiş midir? Fuzuli nasıl bir hayat geçirmiştir? Eserlerini hangi dilde yazmıştır? Çağdaşları kimlerdir? 

1534 yılında, Osmanlı Padişahı Kanuni  Sultan Süleyman Bağdat’ı fethetmişti, fetih heyecanının hüküm sürdüğü o günlerde, büyük bir Türk şairinin Padişaha,  Sadrazam İbrahim Paşa’ya,  Kazasker Kadri EfendiyeVezir Rüstem Paşa’ya ve Nişancı Celal-zade Mustafa Çelebi’ye kasideler vererek Osmanlı ileri gelenlerinin himayelerine  sığınmak istediği görülür. Daha sonraki yüzyıllarda, bir çok Türk şairin de etkisi altında bırakacak olan ve Türk edebiyatının yetiştirdiği ünlü, belki en büyük ve en üstün sanatçılardan biri olan bu şair ve yazar Fuzuli takma adıyla tanınan Mehmet Süleymandır. Fuzuli Safeviler çağında olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu zamanında da değeri anlaşılmamış, gereken himayeden uzak kalmıştır. 

Doğduğu yıl kesinlikle bilinmeyen Fuzuli’nin doğduğu yer ile  ilgili çeşitli söylentiler vardır. Tarih yazarı Âlî onun Bağdatlı olduğunu, orayı yurt edindiğini;  tarihçi Kınalızâde Hilleli; bir başka tarihçi Riyazi  ise Kerbelalı olduğunu yazarlar. Fuzuli Divanının önsözünde Irak-ı Arap’da doğduğunu ömrü boyunca başka bir ülkeye gitmediğini Kerbela toprağının öteki ülkelerden daha şerefli olduğunu belirtir. Kendi şiirini her yerde yüceltme  sebebinin de bu olduğunu söyleyip, Kerbela’da doğduğuna işaret eder. 

Farsça Divanının  önsözünde de Kerbela toprağındaki şehitlerin Hasan ve Hüseyin kanlarıyla karışmış olduğunu, kendi hamurunun da bu toprakta yoğurulduğunu, o havayla o suyla geliştiğini bu yüzden şiirlerinde ızdırap  bulunduğunu açıkça belirtmiştir. 

Tarihi kaynaklardan ‘Sadıkı Tazkeresi’ Fuzuli’nin Bayat Aşireti’ne bağlı olduğunu yazar. Bayat aşireti Irak’a yerleşmiş Oğuz Türklerinin en büyük ve en ünlü aşiretlerinden biridir. Bununla birlikte Fuzuli ana dilinin Türkçe olduğunu söyler. 

İyi bir öğrenim gören Fuzuli’nin Türkçe, Arapça ve Farsça şiirlerinden, onun felsefe, tıp, kimya, astronomi ve dini bilimler de geniş bilgisi olduğu anlaşılmaktadır. Adının Mehmet, babasının adı Süleyman olan ve Fuzuli mahlası ile ünsalan bu büyük Türk şairinin nasıl bir hayat geçirdiği kesin olarak bilinmemektedir. Yalnız yine bazı şiirlerinden anlaşıldığına göre Irak’ta Necef’te gömülü bulunan Hazreti Ali’nin türbesinde görevli olduğu ve buna karşılık bir maaş aldığı, ama günün birinde bilinmeyen bir sebepten ötürü bu maaşının kesildiği anlaşılıyor. Bu olayın Safeviler zamanında geçtiği sanılmakla birlikte tarihi kesin olarak bilinemiyor. Maaşının kesildiği tarihten Osmanlı Türklerinin Bağdat’ı fethine (1534) kadar geçen süre içinde de nasıl bir hayat geçirdiği belli değildir. Bu dönemde Kerbela’ya  çekildiği ileri sürülmektedir.

 Bağdat’ın Osmanlı yönetimine geçmesinden sonra Osmanlı  ileri gelenlerini görüp onlara kasideler sunmak için Bağdat’a kadar gittiği, o yıllarda işsiz olduğu ve yoksul bir durumda bulunduğu yine şiirlerinden öğrenilmektedir. Fetih günlerinin sevinci içinde Fuzuli’nin mükafatlandırıldığı ve az çok rahat hayata kavuştuğu sanılmakla  birlikte daha sonraları onun Kanuni  çağının öteki şairleri gibi büyük para yardımı ve mükafat görmesi ile ilgili vesikalar da ele geçmemiştir. 

 Ama Fuzuli’nin Osmanlı Türkleri çağında eski durumundan kurtulduğu, arasıra para sıkıntısı çektiği, orta derecenin üzerine çıkmadığı ve ününe layık biçimde mükafatlandırılmadığı da bir gerçektir.

 Safeviler çağında olduğu gibi Osmanlı Türkleri zamanında da değeri bütünüyle anlaşılamamış ve gerektiği biçimde para yardımı alamamış olan Fuzuli 1556’da Bağdat’ta başgösteren bir salgından ölmüştür. Çağdaşı Ahdi, onun ölümüne <<göçtü fuzuli>> sözünü tarihe düşmüştür. Hicri 663 (1556) 

Fuzuli’nin mezarının nerede olduğu da bilinmemektedir. Kerbela’da bir Bektaşi Tekkesi yanına gömülü olduğu söylenilmekte  ise de edebiyat tarih ile uğraşan bilim adamları bunu doğrulamamaktadırlar. Fuzuli’nin, Fazlı adında bir oğlu olduğu, bunun da Türkçe, Arapça şiirler yazdığı bazı kaynaklardan belirtilmektedir.

Yarınki yazımızda ise Fuzuli’nin sanatı, kişiliği ve eserleri hakkında bilgi alabilirsiniz. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: