Görevinin Bilincinde Olmak

Görevinin bilincinde olmak her zaman olunması gereken bir davranış biçimdir. Bir mesleği ya da sanatı icra ederken görev bilinci, yapılan her işin binlerce kat anlamlı olmasına neden olur. Görev bilincinin dozu da yine her şeyin fazlası zarar çerçevesinden değerlendirilince önem teşkil ediyor.

Yaptığı işin sorumluluğunu, ne demek olduğunu, önemini bilmeyen insanlar bir araya gelerek çıkmazlarla dolu bir toplumun inşasına neden olurlar. Bir asker görevinin bilincinde olmazsa ülkesine düşman sokar, bir öğretmen görevinin bilincinde olmazsa öğrencisinden kimseye bir hayır gelmez, bir anne baba görevinin bilincinde olmazsa evlatlarının geleceği istedikleri gibi gitmez. Ve bu liste uzayıp gider.

Her kesimden her insan, vasfı ne olursa olsun en güzel sıfatla vasıf olmalı. Bir çöpçü de görevinin bilincinde olacak, bir bürokrat da, ya da amele veya doktor da. Bir ülkenin topyekün bir halde yeniden ayağa kalkması ya da şaha geçmesi için görevinin bilincinde olan insanlara ihtiyacı vardır. Örneğin Kurtuluş Savaşı‘nda tüm ülke görevinin bilincindeydi ve savaşı kazandık. Ülkedeki her kesimden her insanın tek bir amacı, güttüğü tek bir ülkü vardı: Düşmanı ülkeden def etmek.

Büyük kitleler ancak büyük olaylar olduğunda harekete geçerler. Büyük olayların sebebi ise küçük olaylardır. Bir direniş mi ilk önce üç beş kişi yapar, sonra bir sokak, sonra bir mahalle, ilçe, şehir ve sonra tüm ülke. Ve bazı olgular için de en küçükten başlamak gerekir. Örneğin kendinizden başlayarak görev bilincinin ne olduğunu anlayın, sonra eşinize ya da dostunuza anlatın. Daha sonra iş yerinizde ya da okulunuzda söyleyin bunu. Her ne kadar sempozyumlarda, konferanslarda dile getirilmese de herkesin artık bildiği ve uyguladığı bir olgu olsun.

Murtaza gibi görev bilincini abartıp kendi kızını öldürecek kadar gözünüz bir şeyi göremeyecek seviyede olmasın yeter. Zarar verecek düzeydeki her şey gibi görevin bilinci de zarar vericidir.