Hatır Meselesi

Hatır, anlam ve ifade bakımından kültürümüzde önemli bir yer tutar. Kurumlar ve kişiler işlerini hatır aracılığıyla yaparlar. Adam kayırmacılığın sınırlarına girmediği sürece hatır anlamlı bir olgudur.

Bazen bir kahveye atfedilerek anlama kavuşur bazen ‘olmasa yapmazdımlar’ ile cümlenin havasına ayrı bir samimiyet katar. Ve kimi zaman bazılarının hatrı gerçekten de kötü işler yapmamamıza engel olabilir. Bir arkadaşımızın ya da aile büyüğümüzün hatrı sayesinde aleyhimize olacak bir işten son anda yırtarız.

Kimi rakamların ya da sayısal değerlerin de hatrı vardır. Kayda değer olmak, değer görmek, sözünüzün birilerine geçmesi demektir hatır. Ve biz insanoğlu öyle zaman olur ki hiçbir yakınımızın halini hatırını sormayız. Hal başka, hatır başkadır. Hal, vaziyettir kısaca; hatır değerdir. Acaba değerimiz kaldı mı diye sorulur hatır.

Hatır, insanın içinde ceryan eder, birisinin, birilerinin anısını hafızada tutmak, kaybetmemek, önemsemek demektir. Hatırıma geldi de aradım sözü bu yüzden bana samimiyetsiz geliyor. Hatrı olan insanlar hatırdan bir an için çıkmazlar. Aklın bir köşesinde durur ve sürekli hatırlanırlar. Bu yüzden hatırımızı çok doldurmamak gerekir. Her insanın, her vakit geçirilen arkadaşın, dostun kalpte hatrı olmamalı bence. Çünkü hatrı sayılır bir insan olabilmemiz için, birilerinin gözünde en iyilerden, en iyi insanlardan biri olmamız gerek. Ve insan doğası gereği hatrı kullanmak isteyecektir bir yerden sonra.

Faydacı olan insanların ağzına nedense bu lafı yakıştıramıyorum yine oldukça samimiyetsiz geliyor. Hayatta birileri karşınıza çıkar ve size sürekli hatırından söz ederse uzaklaşın çünkü mutlaka bir menfaat güdecektir. Duygusal bir insansanız da zaten karşı koyamayacağınız için kullanılabilir, suistimal edilebilirsiniz.
Hoşçakalın