Hegemonya Nedir?

Türk Dil Kurumu’ndaki orijinal karşılığı ”bir devletin başka bir devlet üzerindeki siyasal üstünlüğü ve siyasal baskısı” ve ”bir kişinin başka bir kişi üzerindeki üstünlüğü ve baskısı” şeklindedir. Hegemonya kavramı sıklıkla otorite ve egemenlik ile ilişkilendirilir. Kavram, İtalyan Antoine Gramsci, Robert Cox ve Michael Foucault tarafından sıklıkla kullanılmıştır. Bir Neo-Marksist olan Antoine Gramsci, kavramı eserlerinde temellendiren en önemli kişidir.

Antoine Gramsci

Hegemonya kavramı ana akım Uluslararası İlişkiler teorisinde askeri veya siyasal hakimiyet anlamında kullanılır. Son zamanlarda liderlik olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Antonio Gramsci (1891-1937) hegemonyayı egemen sınıfın iktidarının nasıl sürdüğünü anlatmak için kullanmıştır. Sınıf egemenliği sadece zor değil aynı zamanda rızayı gerektirir. Hegemonya söz konusu olduğunda da zor ikinci planda kalır, rıza ön plana geçer. Gramsci belli bir toplumsal ortamda öncü toplumsal güçlerin diğer toplumsal güçler üstünde kurduğu ilişkiyi ”tarihsel blok” kavramıyla ifade eder. Farklı devlet biçimleri farklı tarihsel blokların ifadesidir. Hegemonya’nın varlığı aynı zamanda karşıt hegemonya güçlerini de ortaya çıkarır. Bu, yeni bir toplum anlayışı için mücadele anlamına gelir. Hegemonyanın olmadığı durumları Gramsci ”pasif devrim” olarak adlandırır. Cox, hegemonya kavramını uluslararası düzeye taşır. Cox, hegemonyanın olmadığı pasif devrimi gelişmekte olan ülkelerin durumunu ifade etmek için kullanır.

Özet olarak hegemonya öncelikli olarak rızaya dayanır. Rızanın gerçekleşmediği ortamlarda ”zor” devereye girer ve hegemonya gerçekleşir. Aynı zamanda hegemonya sadece devletler düzeyinde olmayıp bir zümre veya topluluğun başka bir zümre, topluluk veya devlete karşı kurduğu siyasal baskı ve otoriteye de denilmektedir.

Modern Dünya Sisteminde Hegemonya

”Devletlerarası sistemde hegemonya, sözde büyük güçler arasında devam eden çekişmenin dengeedn uzaklaşmasıyla, bir gücün ekonomik, askeri, siyasi, diplomatik hatta kültürel alanda kendi kurallarını ve arzularını (büyük oranda) empoze etmesidir.” (Wallerstein, 2000: 225) Wallerstein tarihte üç hegemonyadan söz eder;

  • 17. Yüzyılda Birleşik Eyaletler (Hollanda)
  • 19. Yüzyılda Birleşik Krallık
  • 20. Yüzyılda ABD

Bu güçler kendiliğinden ortaya çıkmamış, iktisadi ve askeri üstünlükleri, bu konuma yükselmede yardımcı olmuştur.


Uluslararası İlişkilere Giriş, Şaban Kardaş-Ali Balcı