Hep Daha Fazlasını İstemek

Daha fazlasını istemek nedense bana hep Abdürrahim Karakoç’un şu dizelerini hatırlatır. ‘İmanda bu fire, zillete bu zam. Doymuyor yüreğim ne kadar yazsam.‘ Gerçi neresinden bakarsak bakalım bu iyi bir daha fazlasını istemekti. Şu vakitten sonra anlatacağım şeyler tamamen bu eylemin kötü olan yanlarıdır. Şöyle ki;

Daha fazlasını istemek bir hastalıktır. Nasıl ki aç gözlülük ciddi bir hastalık olarak kabul görüyorsa bu da böyle bir hastalıktı işte. Sonu yoktur daha fazlasını istemenin. Bir mevkiye terfi edersiniz daha yüksektekine göz dikersiniz. Aylık 3 bin TL kazanıyorsunuzdur, aylık 5 bin TL almak için uğraşırsınız. Bu böyle uzar gider en sonda yine bir hedefe doğru son düzlükte koşarken kendinizi teneşirle baş başa bulabilirsiniz. Ölüm, kaçınılmaz son. Hepimiz karşılaşacağız, nasıl ki ünlü bilim adamları, peygamberler, krallar ve hatta soytarıları, sultanlar veya evliyalar nasıl karşılaşmışsa.

Daha fazlasını isteme hastalığı insanı bireyselleştirir ve çevresinden git gide soyutlanmasına neden olur. Başarı endeksli bir hayatın, hayat denilemez olduğunu da belirtmeliyim. Hayat iki kısımdır: Uğraşlar ev zevkler. Eğer uğraşlarınızı zevklerinizden çok çok önde tutuyorsanız kısa zaman içinde üç beş tel saçınızın beyazladığını, yüzünüzün artık eskisi gibi olmadığını anlarsınız. Gerçi uğraşlarını zevklerinden önde tutan insanlar için ayna bir düşmandır. Hayatın bu iki dengesini iyi kurmak gerekir. Zevkler ve uğraşların eşit olduğu bir teraziye sahip olmalıyız. Bazen birinden öbürüne kaçmamız gerekir ve bundan da kaçmamalıyız.

Daha fazlasını isteme demiştik. Bu eğilimi en çok, özel kurumlarda görebilirsiniz. Hemen örnek üzerinden anlatayım. Özel kurumlar hedeflerle çalışırlar; yıllık, aylık, haftalık, günlük hatta saatlik hedefler olur ve kurum bu hedefleri gerçekleştirmek için çaba gösterir. Özel kurumlar elbette ki yerinde saymamalı, devamını sağlamak için büyümelidir ona herhangi bir lafım yok. Ama özel kurumlar hiçbir zaman şunu demez: ‘Bu gün hedefimiz 10.000 TL ciro idi hepinizin eline sağlık arkadaşlar 10.050 yaptık.’ Şunu der: Neden 12.500-15.000 yapmadık? Yarın o hedefi de tutturursunuz ve neden daha fazlası değil sorusu gelir. Bu insanı yer bitirir, yıpratır ve rahatsız eder.

Genel olarak da bu böyledir. Azla iktifa etmek gibi bir kastım yok ama insanda bir doygunluk seviyesi olması lazım. Kovala, kovala artık sonunda somut bir kademe olmalı. Oradan geriye düşmediğin sürece seni rahatsız etmeyecek bir kademe. Ama insan şöyle düşünüyor: Buraya kadar gelebiliyorum. Neden daha ileriye gitmeyeyim?

Bu çok berbat bir hastalık. Bana göre elbette, bana göre.

 

                      ???????