İkinci Adamı Olmak

Hükümdar veya devlet adamlarının yetkinliği dışında kabiliyeti, becerisi gibi unsurlar iktidarının meşrutiyeti için oldukça önemlidir. Bir hükümdarın ya da devlet adamının daha da farklı bir meziyeti olması gerekmektedir: İkinci adamı olmak.

Devlet adamları her zaman kendisinden sonra gelecek bir ismi tayin etmelidirler. Bir devlet adamının ismi söylendiğinde akla ilk gelenin mevzubahis devlet adamı olması gerekir. Daha sonra akla gelmesi gereken en önemli olgu ikinci adamıdır. Bir nevi yardımcı. Osmanlı Devlet döneminde padişahlar sefere çıktılarında ya da farklı bir sebepten ötürü devletin başında bulunmadığı zamanlar Serdar-ı Ekrem sıfatıyla genellikle sadrazam olan kişileri görevlendirirlerdi. Bu sıfata sahip olan kişiler aynı zamanda padişah yetkileri ile donatılmış seçkin ve ehil kimselerdi ve bu kişiler gerektiğinde ordu başına geçebilirdi.

Mustafa Kemal Atatürk de tarihte ikinci adamın önemini kavramış, ve farkına varmıştır. İsmet İnönü, Atatürk’ün ikinci adamıydı ve şu anda ülkenin çoğu Atatürk deyince aklınıza başka hangi isimler geliyor? sorusuna yüksek ihtimalle İsmet İnönü cevabını verirdi. Bu gibi örneklerle tarihin ikinci adamlarına örnekleri çoğaltabiliriz. Peki ikinci adamda olması gereken özellikler nelerdir?

1-) Öncelikle ikinci adam tüm kimliğiyle birinci adamı temsil etmelidir.

2-) İkinci adam yaptıklarıyla veya konuştuklarıyla birinci adamı aratmamalıdır.

3-) Birinci adamın boşluğunda görevi üstlenen ikinci adamlar, boşluğu hissettirmemelidirler.

4-) İkinci adamın yapacağı en önemli iş, tam anlamıyla destek olmaktır.

5-) Kültürel ve sosyal olarak iyi derece bir birikime sahip olmalıdırlar.

6-) Görünüşün pek önemli olmamasıyla birlikte, ikinci adamın yine de bir karizması olması gerekmektedir.

7-) Aşırı derecede sempatizanlığa kaçmamak kaydı ile halkta ikinci adama karşı bir gizli kahraman ya da ortamı kollayan bir kişi kimliği oluşmalıdır.

😎 Konuşmaları veya yaptıklarında, birinci adamın önüne geçmeyecek, onu gölgelemeyecek olması gerekir.

Bu kadar özellik bir siyasi kişilik için kabul etmek gerekir ki, zor ve zahmetli bir iştir. Ulaşılması veya olunması için ciddi bir çalışma yapılması gerekir. Tarihteki önemli kişiliklere baktığımızda mutlaka bir, ikinci adamları olmuştur. Somut anlamda sürekli olarak yanlarında bulunmasalar da birinci adam diye tabir ettiğimiz tarihe geçmiş kişilerin en azından akıl aldığı ikinci adamları olmuştur.

İlber Ortaylı’nın bir konuşmasında geçer, II. Abdülhamit şahane bir imparatordu. Ülkeyi en kötü zamanlarında dahi 33 yıl gibi uzun bir süre tek başına, sallanmadan yönetmeyi başarmıştır fakat ortada şöyle bir gerçek var ki, II. Abdülhamit’in ikinci bir adamı yoktu. İktidarını meşru kılmak isteyen devlet adamlarının ikinci bir adamı olmalıydı. Halkta bir nefret kazanan devlet adamları ya da hükümdarların çoğu zaman ikinci adamları daha sempatik algılanırlar ve nefret bu sayede azalır. Abdülhamit, kabul etmek gerekir ki halkın nefretini kazanmış bir hükümdardı. İkinci adam denilen kişiliğin de olmaması ile nefret tamamen Abdülhamit’te toplandı. Bu durum ise onun mükemmelliğine gölge düşüren en önemli unsurlardan biriydi.