İş Hayatında Başarılı Olmanın 4 Altın Kuralı

İş hayatında başarılı olmak için, evvela bazı değerlerinizden, sizi siz yapan ilkelerinizden, vaktinizden, kendinizden ve her şeyden önemlisi aklınızda her daim yer eden düşüncelerinizden vazgeçmek, onlardan feragat etmeniz gerekir. İş hayatı, diğer tüm yaşam biçimlerinden, ortamlardan ve ilişkilerden farklı bir mecra ve insanların bu mecrada tutunmaları, başarılı olabilmeleri için bazı şeylerden feragat etmesi gerekiyor. Peki iş hayatında nasıl başarılı oluruz? İş hayatında başarılı olmanın yolları nelerdir? İş hayatında neleri yaparak başarı elde edebiliriz? İşte “iş hayatında başarılı olmanın 4 altın kuralı

Her şeyden önce, her iş türünde düzen, işleyiş ve işe bakış diğer türlerden farklı olduğu için bütün iş kolları için ayrı ayrı başlık açmak yerine sizler için her iş kolunda başarılı olmanın yöntemlerini derledik. Nedir bu yöntemler?

1-) İşinizi Sevin

Sevmediğiniz bir işi yapmak elbette ki çok ama çok zor. İlk önce sevdiğiniz ya da kendi kişiliğinize uygun meslekleri tercih edin. Örneğin araştırmayı, okumayı, inceleme yapmayı ve bunları akademik bir perspektifle yorumlamayı seviyorsanız araştırma görevlisi olmayı tercih edin. Markalarla insanlar arasında köprü vazifesi olmayı, kurumların halkla ilişkilerinde aktif olmayı seviyorsanız iletişimci olun. Mesleğinizi icra ederken mutlu olmak gibisi emin olun ki hiçbir gelecek hayalinde yoktur. Ücret, sevgiden sonra gelir. Elbette ki karın tokluğuna çalışmak aptallık olacaktır; ücret işin tacıdır.

2-) Azim ve Sebat Edin

Azim göstermek, bir işi canı gönülden yapmak istediğini belirtmek en önemlisi. Sevdiğiniz bir işte bunu yapmak malumdur ki zordur. Sevmediğiniz bir işte çalışıyorsanız işi bir şekilde kabullenmeyi bilmek en makul çıkış yoludur. Bazen geriye dönme ihtimalinin olmadığı anlarda sadece elinizdekilerin şartlarını iyileştirmek dışında başka bir alternatifiniz olmayabilir. Bu yüzden işinizde azim edin ve işinizin güzel taraflarına bakın. Her fırsatta şikayet etmek, dert yanmak ve ümitsizlik insanı bir süre sonra boğar, sıkar, hasta eder. Eğer imkanınız ve sizi bağlayan herhangi bir şey yoksa “sil baştan” yeniden düzenleyin yaşamınızı ama eğer imkanınız yoksa elinizdekilerin şartlarını iyileştirmeye çalışın.

Ve aynı zamanda sebat edin. Sebat etmek, azim etmekten daha da zor bir süreç. Sabredin. Eğer işinizi iyi yapıyorsanız bir şekilde karşılığını alırsınız. İşinizi iyi yapmaya devam edin. Martin Luther King’in sözünü hatırlayın:

“Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup ’Burada işini çok iyi yapan, dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş’ desin.”

Dünyanın en iyi çöpçüsü olun. En iyi şekilde işinizi yapmaya devam edin. İlerleyen yaşınız aklınızı karıştırabilir fakat siz yine de buna aldırış etmeden önünüze bakın. Gülümseyin ve olabildiğince mutlu olun.

Yöneticilerle Arayı İyi Tutun

Evet egoistler, evet hiçbir şeyden anlamazlar ve her şeyin en iyisini kendilerinin bildiklerini sanırlar ama siz onların bu tavırlarına aldırmadan onları alttan almaya çalışın. Her yerde ve her kurumda muhakkak kötü bir yönetici olur ve bu doğanın kanunudur. Başa gelen çekilir ve siz başarılı olmak adına “ayıya dayı demek” deyiminin anlamını doldurmalısınız.

“Terfiler genelde sigara molalarında verilir” fakat bu söz “sigaraya başlayın” anlamında değil ilişki anlamında neden yöneticilerle aranızın iyi olması gerektiğini açıklar nitelikte bir sözdür. Her ne kadar onlarla muhabbet etmeyi kendinize yakıştıramıyorsanız da “muş gibi” davranmayı öğrenmelisiniz.

İnsanlar, diğer insanları merdiven olarak kullanmayı devrin getirdiği en doğal sonuç olarak görmeye başladıktan sonra “faydalı olan bilgi doğrudur” anlayışı hakim oldu. Nitekim insanlar da diğerlerini kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmaya başladı. İş hayatında başarılı olmanın yolu ne yazık ki, istesek de istemesek de, yöneticilerin elinde.

Özellikle liyakate dayalı sistemin adeta çökmesi ile bu daha belirgin bir hale geldi. İnsanların birbirlerini “maşa” olarak kullandığı bu yüzyılda modaya uygun tavırlara sahip olmak, kendi menfaatleriniz için olumlu olacaktır.

Makyaja Önem Verin

Yaptığınız işi dünyada sayılı insanların ancak yapabildiğini, bu işin aslında gerekenden fazla değerli olduğunu, işin marifet gerektirdiğini anlatan, ifade eden, vurgulayan işler yapın. Makyaj her zaman en ideal yöntem, altın kuraldır. Eğer yaptığınız iş 1 ise onu 2-3 gibi tanıtın. Kendiniz iyi satın, özelliklerinizi iyi pazarlayın.

Kişinin iş hayatında başarılı olmasının en temel ve en güzel yöntemlerinden biri de budur: Kişisel PR.

Kendi PR’ınızı kendini yapacak, kendinizi iyi satacak, başkalarına iyi gösterecek işleri öne sürün. Bir konuda, örneğin bir bilgisayar programı kullanma becerisinde, uzman olun. Çalıştığınız yerde birileri size tabiri caizse “muhtaç” olsun. Siz olmadan işlerde bir aksaklık yaşansın ve siz o sorunun anahtarı olun.

İş hayatında başarılı olmanın 4 altın kuralı budur. İlk önce işinizi sevecek, daha sonra o işte sebat edip azim gösterecek, yöneticilerle arayı iyi tutacak ve nihayetinde kendinizi iyi satacaksınız. Acımasız mı? Yeterince evet.

Eğer “saksıda bitki” değilseniz yaşamınızı kaliteli bir şekilde devam ettirme olasılığı hayli düşük. Nitekim bu yazıyı okuyan hiçbir kişi saksıda bir bitki değil. Kendiniz öyle hissetmeniz anlaşılabilir ama deve kuşu gibi kafanızı kuma sokup gövdeniz dışarıda kalacaksa bu anlaşılabilir değil.

Sonuna kadar acımasız ve son derece sert kuralları olan bir dünyada yaşıyoruz. Yeni teknolojiler, insanların şimdiki mesleklerine göz dikmiş, yapay zeka almış başını gidiyor. Hal böyle olunca insanın şu düzende biraz hırçın, biraz agresif, biraz pragmatist, biraz sonuç odaklı olması gerekiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir