İyi Akademisyenler Hayatlarımızı Değiştirirler

Üniversite eğitimi, lise ve ilkokul eğitiminden çok daha farklı, oldukça değişik farklı formatlara sahiptir. Giyim kuşamından tutun, düşünce yapısına kadar birçok değerler değişir ve artık yetişkin ve karakteri oturmuş bir birey yetişir. Bu aşamada öğrencilerin hayatlarını ve düşüncelerini etkileyen en önemli kişiler akademisyenlerdir. Akademisyenler öğrencilerin hayatlarını değiştiriler; söyledikleriyle, yaptıklarıyla ve de anlattıklarıyla bir ekol olur öğrencilere.

Bir akademisyen derse girdiğinde amfinin genelinde bir hava oluşuyorsa ve o akademisyen ders anlattığında ciddi anlamda o ders dinleniyorsa, bir farklılık var demektir. Öyle bir fark ki bu, ne söylerse not aldırır, düşünceleri düşündürür, anlattıkları hayranlık uyandırır. Belki o zamana kadar derslerde hiç not tutmamış, vasatın altındaki öğrencilerde dahi bir kıpırdanma olur, kalemlerini harekete geçirirler. Sınıfa giriş tarzından, anlatış biçiminden, giyim kuşamından tutun her şeyi ile ayrı bir renk katar üniversite hayatınıza. Belki de sırf o hocayı dinlemek için okula uğradığınız olur.

Akademisyenler de birşeylerin farkındadırlar aynı zamanda. Sorumluluk sahibi insanlar olduğundan dolayı, kalitelerini artırmak zorundadırlar. Sıradanlığın sınırlarını veya kalıplarını çoktan aşmış insanlardır. Neyi nasıl anlatacağını, nasıl anlatılamayacağını bilen insanlardır. Ve de tecrübeli insanlardır. Sahnenin tozunu yutmuş, sahnenin havasını bol bol teneffüs etmiş kişilerdir aynı zamanda.

Üniversiteye gelene kadar, bazen polis olmak, bazen avukat ya da doktor olmak istersiniz. Kimi zaman siyasetçi, kimi zaman reklamcı olmak istersiniz ta ki hayatınızı değiştirecek bir akademisyen görene kadar. Öyle ki bu akademisyenler öğrencilerinin kendileri gibi bir gün akademisyen olmasına zemin hazırlarlar. Sıralarda konuşulanlar ‘şu hoca gibi bir akademisyen olmak vardı’ olur zamanla.

Üstelik bu akademisyenlerin hayat hikayeleri, azimleri ve sonuçta başarıları da enteresan unsurlar barındırır. Kısacası hayatlarını anlatmaya başlayınca ağzınız açık kalır ve tek nefeste dinlemek istersiniz. Öğretmek size hiç bu kadar samimi gelmez, ekol bir akademisyen görene kadar. Bir gün üniversitedeki bir hocamıza yaşının ilerlemesine rağmen neden hala hocalık yaptığı sorulmuştu ve o benim ekol hocam şöyle demişti: “Ben öğrenmenin, öğretmekten geçtiğini yıllar yıllar önce öğrendim” Tabi sözün ağırlığı dersin ortasında bağdaş kurdu hemen ve benim ekolüm olan hoca hemen bir ara verdi. Belki sindirmemizi istiyordu?

Kısacası akademisyenler hayatlarımızı değiştirebilecek güce sahip olan insanlardır. Okumuş, hayatın tüm mevkilerini görmüş ve de deneyim sahibi insanlardır. Üniversitenin boş bir kurum olmamasının tek sebebi kaliteli akademisyenlerin azimleri ve varlıklarından dolayıdır. Hepimizin sırf dinlemek için gittiği bir akademisyeni olmalı üniversitelerinde. Şimdilik bu kadar, Hoşçakalın.