İzmir’in İşgali (15 Mayıs 1919)

Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra İttifak Devletleri arasında çeşitli barış antlaşmaları imzalanmış, Osmanlı Devleti ile de 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır. Osmanlı Devleti’nin fiilen sona erdiğini ifade eden bu anlaşma sonrasında İtilaf Devletleri, Mondros’a bağlı olarak kendilerine çeşitli işgal bölgeleri belirlemişlerdir. 18 Ocak 1918 tarihinde toplanan Paris Barış Konferansı’nda yenilen devletlerin durumu görüşülmüş ve barış antlaşmalarının taslağı hazırlanmıştır. Ayrıca bu konferansta Osmanlı Devleti’nin topraklarının paylaşılması da konuşulmuştur.

Zira Osmanlı Devleti’nin o zamanki toprakları göz önüne alındığında hem Yunanlıların hem de Ermenilerin milli hedefleri bu topraklar üzerinde yer alıyor; ayrıca Fransız ve İngilizlerin de yeni sömürgeleri de bu topraklarda yer alıyordu. Ayrıca bu konferansta İtilaf Devletleri kendi aralarındaki problemleri çözmek istemişlerdir.

İzmir, bu konferansta verilen kararla Yunanlılara bırakılmıştı. Konferanstan yaklaşık 4 ay sonra İzmir, Yunanlılar tarafından işgal edildi (15 Mayıs 1919). İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilme nedeni ise;

  • İngilizlerin bölgede güçlü bir İtalya görmek yerine zayıf bir Yunanistan görmek istemesi,
  • Yunanistan’ın Megalo İdea çerçevesinde İzmir’den Trabzon’a kadar uzanan büyük bir imparatorluk kurma düşüncesi, 
  • İzmir’in Yunanlılar için önemli bir yer olması gibi nedenler etkili olmuştur. 

İzmir’in işgali öncesinde Redd-i İlhak Cemiyeti kurulmuş ve işgalin haklı gerekçelere dayanmadığı, İzmir’in işgalinin geçersiz sayılacağı bu cemiyetle duyurulmuştur. Türklerin bu şekilde örgütlenmelerini kendileri için bir tehdit gören Rumlar, Nurettin Paşa’nın görevden alınmasını için İtilaf Devletleri’ne başvuruda bulunmuşlardır. Bu başvuru üzerine İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti’ne baskı yapmış ve Nurettin Paşa görevden alınmış, valiliğe İzzet Bey getirilmiştir.

İlginizi Çekebilir:  Kuvay-i Milliye’nin Kurulma Nedenleri ve Özellikleri Nelerdir? Sona Erdirilme Nedenleri Nedir?

Not: Milli varlığa yararlı cemiyetler arasında yer alan İzmir Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, Nurettin Paşa tarafından kurulmuştur. Bu cemiyetin ilk adı ise Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’dir. Cemiyet, İzmir’in işgal edileceği haberlerinin yayılması üzerine Redd-i İlhak ismini almıştır.

Not: Reddi İlhak Cemiyeti, I. ve II. Balıkesir Kongresi ile Alaşehir Kongrelerini düzenlemesine yardımcı olmuş ve Kuvay-i Milliye hareketinin başlamasına öncülük etmiştir.

İzmir halkında yaşanan infial ve İzmir’in işgal edileceği bilgisinin yayılması üzerine halk 14 Mayıs  gecesi ”Maşatlık” adı verilen Yahudi Mezarlığında toplanmış ve işgale tepki göstermişlerdir. 15 Mayıs 1919 sabahı Rumlar İzmir’e çıkarma yapmışlardır. İstanbul hükumeti  tarafından kışlada bulunan Türk subay ve erlerine işgale tepki göstermemeleri, karşı çıkmamaları, işgale karşı halkı örgütlememeleri şeklinde bir emir gelmiştir.

İlk Tepki

İzmir’in işgaline karşı verilen ilk tepki Hukuk-u Beşer (İnsan Hakları) Gazetesi’nin başyazarı olan Hasan Tahsin tarafından verilmiştir. Hasan Tahsin’in Yunan askerlerine açmış olduğu ateş, Yunan işgalinin ilk tepkisidir. Aynı zamanda bu tepki Anadolu’nun çeşitli yerlerinde İzmir’in işgalinin protesto edilmesine, milli bilincin uyanmasına neden olmuştur. İzmir’in işgaline ilişkin bir diğer tepki ise hukuki açıdan olmuştur. İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Amerikalı temsilcilere gönderdiği bildiride Wilson İlkeleri’nin uygulanmasını talep etmiştir.

İlginizi Çekebilir:  Ahmet Anzavur İsyanı (Kuvay-ı Muhammediye)

Not: Hasan Tahsin’in diğer adı Osman Nevres’tir.

Not: İzmir’in işgali sırasında ”Yaşasın Venizelus” diye bağırmadığı için Albay Süleyman Fethi Bey şehit edilmiştir.

İzmir’in işgalini protesto eden toplantılardan ilki, İstanbul’da Dar’ül Fünun’un toplantı salonunda yapılmıştır. Bunun yanı sıra;

  • Fatih mitingi (19 Mayıs 1919)
  • Sultanahmet Mitingleri (Türk kadınları tarafından yapılan)

İstanbul mitinglerinde Selim Sırrı Tarcan, Halide Edip, Said Bey, Nakiye Hanım ve Mehmet Emin Yurdakul gibi isimler yer almıştır.

İstanbul hükumeti, İzmir’de Rumlar tarafından yapılan katliamlardan dolayı bir komisyon kurulmasını talep etmiş. Bu talep üzerine ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya generalleri tarafından bir komisyon hazırlanmıştır. Hazırlanan bu rapor, Türk milli mücadelesinin ilk evrensel belgesi olan Amiral Bristol Raporu‘dur.

İzmir’in işgali sadece İstanbul’da değil yurdun dört bir yanında protesto edilmiştir. Örneğin Giresunlular, Topal Osman önderliğinde büyük bir miting düzenlemişlerdir. Giresun’da siyah pankartlar içinde “İzmir Faciasını Unutmayınız” sloganlarına yer veren Işık Gazetesi İzmir’in işgalini şu sözlerle ifade etmişti:

  • “Göklerden yıldırımlar yağsa, dağlardan kanlı volkanlar fışkırsa, denizler taşsa da araziyi tufanlara boğsa idi Türklüğe, Alem-i İslamiyet’e belki o kadar tesir göstermezdi”

Kısacası İzmir’in işgali tarihimizdeki acı olaylardan biridir. Rumların Büyük Yunanistan’ı kurma ümidiyle dahil oldukları bu girişim, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesi sonucunda başarısız olmuş ve tüm dünyaya bir kez daha Türk milletinin hiçbir millet ve devletin boyunduruğu altında yaşayamayacağını tekrar hatırlatmıştır. Bu olay sırasında tıpkı Albay Süleyman Fethi Bey gibi yüzlerce vatan evladı şehir edilmiş, kentler, beldeler Rum zulmüne maruz kalmıştır. Bu hazin olay bizlere öylesine büyük mesaj olmalı ki her zaman bu olayı ve daha da önemlisi dökülen kanların ”ne için” döküldüğünü unutmayalım. İzmir değil başka bir şehrimiz de olsa bu vatanın evlatları yine aynı tepkiyi verecek cesareti kendilerinde bulacaklardı. Tesadüftür ki Rumlar, çıkarma yaptıkları yerden denize dökülmüş ve sonsuza kadar alamayacakları bölgenin ancak soğuk sularını ciğerlerinde teneffüs etmişlerdir.

İlginizi Çekebilir:  Birinci İnönü Savaşı'nın Sonuçları Nelerdir?

İleri Okuma:

Amiral Bristol Raporu

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

e sigara