Kafa Ağrısı Değil Beyin Ağrısı

Büyüdükçe bazı sorunların ciddiyeti de artıyor. Küçükken karşılaştığımız ve bizi rahatsız eden olumsuzlukların sebepleri birkaç tedavi yöntemi ile geçiştirilebilirdi. Fakat yaş ilerledikçe sorunların sebepleri ne ilaçla, ne de avutmakla geçebiliyor. Örneğin kafa ağrısı.

Eskiden yani çocukken daha doğrusu, havasız bir ortamda uzun süre kalınca, üşütünce ya da aç kalınca kafamız ağrırdı. Bir ilaç içtiğimizde geçer veya şefkatli bir dizde uyuyunca hemencecik biterdi. Oysa ağrımız şimdi, ne uyuyunca geçiyor ne de bin bir çeşit ilaçları arka arkaya içmekle bitiyor. Kafa ağrısı dahi zamanla değişime uğruyor gördüğünüz gibi.

Büyüyen insanın ağrıyan başı değildi aslında, ağrıyan tek şey kafanın içinde biriken şeylerdi. Stres, kaygı, korku, endişe, huzursuzluk, boşlukta kalma, sevgiye karşısızlık, evde kalmışlık, itiraf edilememişlik ve adına ne derseniz deyin, zihni kurcalayan ve meşgul eden her şey kafamızı ağrıtmak için yeterli bir sebepti. Mahalle aralarında, derme çatma oynadığımız futboldan ya da tüm sokak sakinlerince oynanan saklambaç oyunundan dolayı kafamız ağrımazdı. Ve biz bu oyunları oynadığımız çağlarımızda kafa ağrısının ne demek olduğunu dahi belki bilmiyorduk.

Zihnin içinde ne kadar çok şey birikirse, insan o kadar bela alırmış başa. Ne kadar çok bilirsen, görürsen, sindirirsen, içine atarsan belki de o kadar mutsuz olursun. Bana göre saçlarımızın beyazlaması da aklımızın içindeki sayısız bilginin anlamsız bir tezahürüydü, kim bilir?

Beynimizi meşgul eden gerekli ya da gereksiz tüm bilgilerin bir gün taşıyamayacağımız yüklerin sorumlusu olacağını küçükken bilemezdik. Şayet bilseydik belki de hiç büyümek istemeyecektik. Ama biyolojik yapısı gereği insan, büyüyen ve gelişen bir canlıydı. İster istemez büyüyor, gelişiyor ve de bazı şeyleri kafamıza daha çok takıyorduk. Oyuncak arabalarımızın kırılmasına ağladığımız çocukluk günlerindeki o masumiyetimiz, gerçek arabalarımızın bir kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi durumunda sadece bakıp, iç geçirme karşısında siliniyor ve kaybolup gidiyordu birden bire. Kafa ağrısı değil bu yaşadıklarımız; beyin ağrısı. Yaşanılanların sonucu olan bir iç sıkıntı ve bunun bir dışa yansımasıdır.