Kardak Krizi

Kardak Krizi iki ülke arasında neredeyse savaş çıkaracak bir olay oldu. Olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen Kardak konusu ara ara gündeme geliyor.

Krizin fitilini ateşleyen olay 25 Aralık 1995 tarihinde oldu. Figen Akat isimli Türk gemisi Kardak kayalıklarında karaya oturdu. Kardak kayalıkları Bodrum’a yaklaşık 7 kilometrelik bir mesafede bulunuyor. Türk gemisi Türkiye sahil güvenliğinden yardım istese de Yunanistan bu alanın kendi karasuları olduğunu iddaa ederek olaya müdahale etmek istedi. Bu olay iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişken ipleri daha da gerecek bir olay yaşandı. Bir Yunan papaz adaya bir tekne ile yanaşarak Yunan bayrağı dikti. Buna karşılık İzmir’li gazeteciler adaya helikopterle gelerek bu bayrağı Türk bayrağı ile değiştirdi. Buna karşılık Yunan komandoları Kardak çevresindeki adalardan birine çıktı. İşte tamda bu noktadan sonra Kardak Krizi resmen başlamış oldu.

29 Ocak 1996 gecesinde Ankara’da Başbakan Tansu Çiller, Dışişleri Bakanı Deniz Baykal ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya Yunanistan’a ne şekilde karşılık verileceğini taştırmaya başladılar. Toplantıda Tansu Çiller olaya derhal müdahale edilmesini istedi. Bu emir ivedi bir şekilde İstanbul’da bulunan SAT (Su Altı Taaruz) komandolarına iletildi.

Komandoların botlarındaki yakıt olaylara hızlı müdahale edebilmeleri için her zaman doluydu. Fakat uçağa binecekleri için uçuş emniyeti gereği bu yakıtları boşaltmak zorunda kaldılar.* Bodrum’a ulaştıklarında başka bir yerden benzin temin etmek uzun süreceğinden kendi kredi kartlarıyla benzin ve kumanya aldılar. Gece vakti adaya çıktıklarında etrafta kimseler görünmüyordu. Türk bayrağını adaya diktiler.  Operasyonun tek bir kurşun dahi sıkılmadan tamamlanmış olması büyük bir başarı sayılırdı.

Yunan askerlerinin o sırada sadece tek kayalıkta kalmaları Atina’da büyük bir tartışma konusu oldu. Sonradan anlaşıldı ki askerlerin telsiz pillerinin bitmesi nedeniyle emir alamamışlar ve tek kayalıkta kalmışlardı.

Yunanistan Genel Kurmay Başkanı Liberis Türk komandolarının çıktığı adayı bombalamak istedi. İtibarlarının zedelendiğini düşünen ve bu büyük çıkışı yapan Liberis istifa ettirildi.

Sonrasında ise ABD Başkanı Clinton karşılıklı çekilme için arabuluculuk yaptı ve iki ülke de kayalıktan çekilme kararı aldı. Clinton: ”Alt tarafı küçücük bir kara parçası nerede olduğunun ne önemi var? Bu gülünç bir durum.” yorumunu yapmıştı. Bunun bu kadar önemsiz olmadığını kendi de gayet iyi biliyordu.

 

*Botların boşaltılan benzini Poyrazköy Davası’nda da konu oldu. Operasyona katılan Ali Türkşen ve Ercan Kireçtepe’nin de aralarında olduğu subaylar yıllarca hapis yattı. Konu ile ilgili Ali Türkşen: ”Ben ne o zaman anıldığı gibi kahramandım ne de sonradan yapıştırılmaya çalıştığı gibi terörist oldum. Sadece görevini yapan bir Türk askeriyim.” ifadelerini kullandı.

 

Teknolojik Deli

Montaigne'e çıraklık yapıyordum, kovuldum. Biraz okuduktan sonra neden kovulduğumu anlayacaksınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir