Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz? Ne Zaman Yazıldı? Şiir Tahlili ve İncelemesi

Köylüleri niçin öldürmeliyiz şiiri ne anlatmak istiyor, şiirin anlamı ve analizi nedir? Daha önceki yazılarımızda çeşitli şiirlerin anlamından söz etmiştik. Bu yazımızda ise kısaca ”köylüleri niçin öldürmeliyiz” şiirinin analizinden ve anlamından söz edeceğiz.

Şiir Kimin?

Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz şiiri, Şükrü Erbaş’a aittir. Şiirin bir bölümü, ilk olarak 27 Şubat 1994 tarihinde Milliyet Gazetesinde Melih Aşık’ın Açık Pencere köşesinde yayınlanmış ve yayınlanmasından sonra pek çok kişi tarafından tepkiyle karşılanmıştır.

Köylülere ilişkin ağır ithamlar barındıran şiir, esasen ironi içeren bir eserdir. Hatta şiirin yayınlanmasından kısa bir süre sonra Melih Aşık’a faks çeken dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, şiirin ironi içerdiğini ancak ”gerektirdiği gibi derin bir anlayışla okunmayıp, sadece düz anlamı itibariyle dikkate alındığında köylümüzü zem eden bir metin olarak yorumlanabilecek ve birtakım yanlış anlayışlara yol açabilecek nitelikte” olduğunu belirtmiştir.

Şiirde Ne Anlatılmak İsteniyor?

Yazdığı şiirden sonra pek çok tehdit ve küfür içerikli mektup aldığını ifade eden Şükrü Erbaş, şiirde kaba bir dünyada yaşamak istemediğini, geleceğini ufukları eşiklerinden öteye geçemeyen insanların belirlemesini istemediğini, bencilliklerinden başka erdemi bulunmayan insanların dünyaya güzellik katmayacaklarını ve bu insanların bilime, sanata, felsefeye önem vermediği için onlarla aynı bir dünyada yaşamak istemediğini belirtmiştir.

Şiirin yanlış anlaşılmasından dolayı bir açıklama yapma mecburiyeti hisseden Şükrü Erbaş, şiirde yargılananın aslında feodalizm ve gelenekler olduğunu, ülkede tenha kasabalardan ışıklı kentlere kadar, bu düzeysizliğin egemenlik alanı haline geldiğini ifade etmiştir.

KÖYLÜLERİ NİÇİN ÖLDÜRMELİYİZ?

Çünkü onlar ağır kanlı adamlardır
Değişen bir dünyaya karşı
Kerpiç duvarlar gibi katı
Çakır dikenleri gibi susuz
Kayıtsızca direnerek yaşarlar.
Aptal, kaba ve kurnazdırlar.
İnanarak ve kolayca yalan söylerler.
Paraları olsa da
Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
Her şeyi hafife alır ve herkese söverler.
Yağmuru, rüzgarı ve güneşi
Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
Düşünemezler…
Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
Topraklarını büyütmeye çalışırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar karılarını döverler
Seslerinin tonu yumuşak değildir
Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler.
Gazete okumaz ve haksızlığa
Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.
Adım başı pınar olsa da köylerinde
Temiz giyinmez ve her zaman
Bir karış sakalla gezerler.
Çocuklarını iyi yetiştiremezler
Evlerinde, kitap, müzik ve resim yoktur.
Bir gün olsun dişlerini fırçalamaz
Ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler.
Birbirlerinin evlerine ancak
Ölümlerde ve düğünlerde giderler.
Şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
Gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
Ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
Binlerce yılın kalın kabuğu altında
Yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
Aldanmak korkusu içinde
Sürekli birbirlerini aldatırlar.
Bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
Karılarından en az on adım önde yürürler
Ve bir erkeklik işareti olarak
Onları herkesin ortasında döverler.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
Kendilerinden olanlarla alay edip
Tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
Devlet, tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir.
Devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
Yiğittirler askerde subay dövecek kadar
Ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
Ezim ezim ezilirler.
Enflasyon denilince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler.
Cami duvarı, kahve ya da bir ağaç gövdesine yaslanıp
Onbir ay gökyüzünden bereket beklerler.
Dindardırlar ahret korkusu içinde
Ama bir kadının topuklarından
Memelerini görecek kadar bıçkındırlar
Harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
Şehre giderler!

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar otobüslerde ayaklarını çıkarırlar
Ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
Herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
Kızlarının talihsizliğini
                        ve hayırsız oğullarını anlatırlar.
Yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
Bunun, Tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
Ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
Gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
Zengin bir akrabalarından söz ederler.
Kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
Ama sokağa çıkar çıkmaz sümküre sümküre
Yollara tükürürler..
Ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
Şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.
Yarı gecelerde yıldızlara bakarak
Başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
Gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
Ve yaz güneşleri ekinlerini yetirirse severler.
Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-
Sonuçlarını görmeden inanmazlar.
Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.
Mülk düşkünüdürler amansız derecede
Bir ülkenin geleceği
Küçücük topraklarını ipoteği altındadır.
Ve birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden
Zamanın derin ırmakları önünde…

KÖYLÜLERİ, SÖYLEYİN NASIL
                NASIL KURTARALIM?

Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz ile İlgili Aramalar

Google’da Şükrü Erbaş’ın Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz şiiri ile ilgili arama yapan kullanıcılar aynı zamanda şunları da aradı; köylüleri niçin öldürmeliyiz pdf köylüleri niçin öldürmeliyiz sukru erbas köylüleri niçin öldürmeliyiz şiir tahlili kentlileri niçin öldürmeliyiz şükrü erbaş köylüleri niçin öldürmeliyiz şiir köylüleri niçin öldürmeliyiz şiiri ne zaman yazıldı köylüleri niçin öldürmeliyiz hangi kitapta köylüleri neden öldürmeliyiz siir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir