Kültür Piramidi ve Kültür Piramidinin Ana Öğeleri

Bugüne kadar kültür olgusuna ilişkin olarak yapılan çalışmalarda, en yaygın ve geçerli olan dört tane kültür çerçevesi ya da alanı belirlenmiştir. Kültür çerçeveleri ya da alanları en kapsamlısından başlamak üzere ideolojik, antropolojik, toplumsal ve artistik olarak sınıflandırılabilir. Bunu da aşağıda şekildeki “kültür piramidi” ile göstermek mümkündür.

Piramidin en üst bölümünde artistik kültür çevresi ya da başka bir ifadeyle sanat ile ilgili çerçeve yer almaktadır. Bu çerçeveye; müzik, tiyatro, opera, bale, dans, resim, heykel, baskı, edebiyat, el sanatları (dokuma, oymacılık, seramik) girmektedir. Bunun yanı sıra, artistik çerçevenin diğer çerçeveler tarafından belirlendiğini de söyleyebiliriz. Toplumsal yapı içerisindeki, teknik, sosyoekonomik ve toplum-bilimsel etkenlerin varlığı, kültür olgusunu aynı zamanda toplumsal çerçeve içerisinde de ele almak zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Bu çerçeve içerisinde, bütün toplumsal çalışmalar ve ilişkiler ile boş zaman etkinlikleri de yer almaktadır.

Antropolojik alan ise toplumda var olan gelenek ve yaşam arasındaki ilişkiler bakımından toplumsal değişme, gelişme ve çağdaşlaşma süreci karşısında, sahip olunan değerli yöresel geleneklerin belirlenmesi ve korunması çalışmalarına yönelir. Bir başka ifadeyle, kültür olgusunun antropolojik alanı, toplumların sahip oldukları değerler ile o toplumun karşı karşıya olduğu yeni değerler arasındaki ilişkiyi kapsar.

Şekildeki en geniş çerçeve durumunda olan ideolojik çerçeve ise, kültürel kimlik sorunu ile paralel ve bağlantılı olarak, bir kişinin, grubun, topluluğun veya ulusun düşünce ve yaşam biçimini kapsar. Manevi kültür çerçevesi olarak da nitelendirilebilecek olan, ideolojik çerçeve daha çok toplum içindeki bireylerin duyguları, değerleri, inançları ve idealleriyle ilgili bir yapı taşımaktadır. Bu çerçevede tabanda bulunan, diğerlerine oranla daha kapsamlıdır ve onları da içine alır. Aynı zamanda sırasıyla aşağıdaki, bir öncekini de kapsar. Ancak, bu çerçevelerin hepsi, belli bir bütünü oluşturması nedeniyle karşılıklı bir etkileşim söz konusudur. Kısacası, tek belirleyici ideolojik çerçeve değildir. Diğer çerçevelere olan etkiler, bütüne de yansır.