Kültür Nedir? Kültür Kavramı ve Kültürün Tanımı

Kültür kelimesinin kökeni Latince “ekip biçmek” anlamına gelen “colere”den gelir. Günümüz literatüründe kültür, uygarlık ve medeniyet demektir. Toplumsal açıdan bakıldığında kültür, belirli ve periyodik bir eğitim sürecinin mahsülüdür. Estetik anlamda baktığımızda ise kültürün “güzel sanatlar” olduğunu görüyoruz. Bilimsel olarak kültür olgusunu yakından incelediğimizde “üretme, tarım, çoğaltma ve yetiştirme” anlamlarına geldiğini görürüz.

Bilimsel çalışmaların yanı sıra, gündelik konuşmalarda da, kültür olgusunun çok değişik bağlam ve anlamda kullanıldığı görülmektedir. Gündelik konuşmalarda kültür ve dolayısıyla kültürlü olmak, belli başlı kalıplara ve tutumlara veya başka bir deyişle, görgü kurallarına uygun davranma olarak yer almaktadır. Bu bağlamda, kültür sahibi insan, toplumsal yaşayış içerisinde nerede, nasıl ve ne türlü davranacağını bilen insan olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı zamanda kültür olgusunun, gündelik yaşamdan farklı olarak; edebiyat, müzik, resim ve benzeri alanların da kültürle bir tutulduğu veya eş anlamlı olarak kullanıldığı da olur.

Bazı yazarların eserleri, ünlü bestekarların besteleri ya da ressamların çizdiği resimler gibi yetkin eserlerin ve bunlara ilişkin bazı bilgilerin dile getirilmesinde de, kültür kavramı yaygın olarak kullanılmaktadır. Bilimsel dilde de kültürün uygulamalı bilimi, pratik çalışmaları ve uygulanan teknolojiyi de kapsayacak bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Bu bağlamda ele aldığımızda kültür, sanat galerilerini, müzik salonlarını ve kitapevlerinin etkinliklerini aşarak ilgili toplumun ortak ya da bireysel tüm toplumsal ürünlerini kapsayacak bir genişliğe sahip olmaktadır.

Toplum-bilimsel açıdan baktığımızda kültür kavramı, “Tarihsel toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, kullanmada ve sonraki kuşaklara aktarmada kullanılan, insanların doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümüne verilen addır” tanımlamasını yapmak mümkün.

Felsefi açıdan kültürün tanımı “Bir ulusun bütün yaşama biçimlerinde birlikli bir üslup kazanmasıdır. Kültür aynı zamanda, tarihin sürekliliği esasına uygun bir şekilde insanlar vasıtasıyla ve insanlar üzerinde gerçekleşen manevi şekil alma sürecine denir. Kültür, geniş bir toplumun bütün alanlarında ortak olan dinsel, ahlaksal, estetik, teknik ya da bilimsel nitelikteki toplumsal olayların bütünüdür.”

Kültür olgusu, insanın ortaya koyduğu, içinde insanın var olduğu tüm gerçeklik şeklinde de tanımlanabilir.

Kısacası kültür denilince, içinde insan varlığının görüldüğü her şeyi anlamak mümkündür. Buna bağlı olarak, insanın nasıl düşündüğünü, duyduğunu, yaptığını, işlediğini, kendine nasıl baktığını, değerlerini, hedeflerini nasıl düzenlediğini, ne tür bir yaşama şekli ve var olma programı benimsediğini de her daim kültür olgusunun içinde değerlendirmek gerekir.

İnsanın var olması ile mevcudiyetini devam ettiren teknik, ekonomi, hukuk, sanat, bilim kısaca medeniyet ve inançlar; düşünceler ve gelenekler o halde hep kültür kavramının içine dahil olmaktadır.

Bir başka ifadeyle kültür, bir toplum ve o toplumun bireylerinin sahip olduğu maddi ve manevi değerlerden meydana gelen bir bütündür ki toplumda var olan her bilgiyi, ilgileri, her türlü ihtiyaçları, değer ölçülerini, düşünme biçimini ve buna bağlı olarak meydana gelen davranış biçimlerini içine alır.

Kültür kavramına antropolojinin yaklaşımı ise şöyledir: “Kültür, insanın bir toplum üyesi olarak edindiği bilgi, inanç, ahlak, sanat ve hukukla her türlü beceri ve alışkanlıklarını içeren karmaşık bir bütündür. Buraya kadar ele alınan kültür tanımları dışında değişik yaklaşımlarla çok çeşitli tanımlamalara gidilmiştir.

Hemen hemen bütün tanımlamalarda ortak olan nokta, kültürün toplumsal ve toplumsal yaşantıda yer alan bireyler için; toplum ve birey nedeniyle var olmasıdır. Buna bağlı olarak toplum ya da toplumsal yaşamın dışında, başka bir ifadeyle insandan önce ve insan olmadan kültür kavramından bahsedemeyiz. Zira kültür olgusu, toplumlarla ve toplumların ortaya çıkmasıyla ortaya çıkmış bir kavramdır.

Aslında kültür o kadar geniş kapsamlı bir kavramdır ki, kapsamı bakımından neredeyse “toplum” kavramıyla dahi karşılaştırmak mümkündür.

Toplumsal yaşamın ve toplum etkinliğinin hangi noktasını ele alırsak alalım, her zaman birtakım kültür unsuruyla karşılaşabiliriz. Bu durum bizlere şu sonucu gösterir: “Kültür, el değmemiş, bakir, doğaya karşı, insan varlığının ve etkinliğinin vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası ve mahsülüdür. Kısacası kültür, insanın ortaya koyduğu ve içinde insanın var olduğu tüm gerçeklik şekline denir. İnsanın kültür üretip aynı zamanda kültür tarafından üretildiği; kültür taşıyıp, kültürce taşındığı temel gerçeği, insan olarak “insan varlığının temel var olma koşuludur.”

Sonuç olarak kültür, doğaya karşı insanların, en başından beri, toplumsal ve bireysel hayatın her alanında gerçekleştirdiklerinin bir bütünü ve birikimdir. Kısacası, kültür insanın yaşayışıdır. Bu durumda kültürün en önemli özelliği olarak karşımıza; toplumsallık, biriktirilme ve aktarılma çıkmaktadır.