Lacivert Şiirler III

Lacivert Şiirler, yaşanmışlık, itiraf edilememişlik ve bir de itiraf öyküsüdür.

 

Her şeyin başladığı o gün
Dün gibi aklımda
Aklım beş karış havada
Havada kuşlar uçuşmakta
İnanmazdım, aşkı anlatsalar da
Yeşil gözlü, beyaz tenli bir kadın
Hiç aşık olacağımı sanmazdım
Gerçi o zamana kadar
Hiç de aşık olmamıştım
Mutlu sonlar hikayelerde olurmuş
Prensesler, prensler ve dahi kurbağalar,
Hayal dünyasında, kurmaca metinlerde
Ya da bir masal bahçesinde oynarlarmış çoğu zaman
Ne çok isterdim,
Allah’ım.
Başladığı gibi bitsin isterdim
Ben sade ve saf; tek bir kelimeydim
Oysa..
Onda adını bilmediğim duygular
Yabancısı olduğum sokaklar vardı
Ve benim gemilerim
Okyanusa dayanıklı değillerdi
İlk fırtınada alabora olmuş, devrilmiştim.
Ters dönmüştü gemilerim
Dibe boyluyordum
Ben çırpındıkça yeniden
İyiden iyiye batıyordum
Aşık olmak bu değildi
Yanılıyor muydum yoksa?
Çok kitap okumuştum ve bir miktar şiir.
Hiçbirinde böyle demiyordu yazarlar
Tarifinde bir şeyi unutmuş gibiydim
Bir tutam fazla koydum sanırsam tutkuyu;
Bağlanmayı, feda etmeyi, gizli hayranlıklar beslemeyi…

Hani biz insanız ya,
Hani, en ufağından da olsa bir karşılık bekleriz ya
Yoktu, ben ne kadar sevsem de onu
O beni anlamıyordu.
Biliyordum.
Her şey iki çift gözden anlaşılabiliyordu.

Adı, adı çok güzeldi mesela
Gözleri, yeşilin en açığından.
Birkaç kez şiir okudum.
İsminin anlamını söyledim mesela
Arapça

Güldü mü bir acayip olurdum
Güldü mü bir acayip olurdu çünkü.
Gülünce gözleri görünmez olurdu
Güldü mü içim ısınırdı, çocuk gibi.
Neşeli, saf ve temiz gülerdi hep
Hep gülsün isterdim,
Hep gözleri kapansın gülünce.
Kim ağlamasını isterdi ki sevdiğinin?
Ben de sevenlerdendim.
Çok sevenlerdendim.
Hep gülmedim ama
Ben çok severdim.